44

"Artık bu sözü yalan sayanları bırak. Biz onları, kendilerinin bilmeyecekleri bir cihetten, derece derece azaba yaklaştırıyoruz."

Bu âyet-i kerîmede iki husus var. Birisi: Rasûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) Efendimizi onların verdiği sıkıntılardan dolayı teselli etmektir. Diyor ki: "Yâ Muhammed! Üzülme. Onların işini bana bırak. O Kur'an'ı inkâr edene ben öyle azap hazırladım ki sen onlarla baş edemezsin. İntikamını ben alacağım. Biz kadiriz. Âciz değiliz. Biz istidrâcî olarak azar azar onları azaba yaklaştırırız. Hiç haberleri bile olmaz."

Allahü teâlâ'nın istidracı şöyle tezahür eder: İnkarda ve günahlara balıklama daldıkları halde Biz onlara îman ve tevbe nasîp etmeyiz. Sapasağlam olurlar. Mutlu görünürler. Kahrımızdan onları nimetlere boğarız. Onlar bütün bunlara kendi akıllan ve yetenekleri sayesinde sahip oldukları yanlış bâtıl görüşe saplanırlar. Hatta Allah katında bir mertebelerinin olduğunu bile sanma saplantısına düşerler.

O gafil ve îman câhili adamlar bilmezler ki bütün bunlarla Allah onlara tuzak kurmuştur. Fakat onlar bunun farkına varamaz eblehlerdir. Kâfirlere ve münafıklara fikren ve zikren benzeyenler için de aynı tehlike bahis konusudur.

44 ﴿