66

İçinizden, cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. Biz onlara "Hor ve zelil olarak maymunlar olun" dmiştik. Biz onların bu hallerini, o zamanada bulunanlara ve gelecek olanlara bir ibret ve müttakiler için de bir nasihat yaptık.

Ey Yahudiler, sizden, emrime karşı gelmeye cesaret edip cumartesi yasağını çiğneyerek avlanmaya çıkanları çok iyi biliyorsunuz. Onlara ne yaptığımı da biliyorsunuz. Onlara "Maymunlar, hakir ve alçaklar, uzaklaştırılmışlar, kovulmuşlar olun" demiştik. Biz onların bu hallerini, yani onlarda yaptığımız bu şekil değişikliğini, geçmişteki günahlarına ceza olarak, onlardan sonra geleceklere de, aynı şekilde davrandıkları takdirde onlar gibi olacaklarını göstermek için yaptık. Bunu, öğüt alıp hatırlarından çıkarmamaları için, müttakilere bir uyan ve mü’minlere bir ibret yaptık.

*

Taberi diyor ki: "Bu ve bundan sonra gelen ve Resûlüllah'ın zamanın da Medine'nin çevresinde bulunan Yahudilere hitabeden bu âyetler Resûlüllah'ın zamanındaki Yahudileri uyarmakta, onları, Allah'ın emir ve yasaklarına uyarak Hazret-i Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)'in Peygamberliğini kabul etmeye davet etmektedir. Aksi takdirde Allah'ın emir ve yasaklarına karşı gelen ataları maymunlara dönüştürülerek cezalandırıldıkları gibi onların da Allah tarafından cezalandırılacaklarını bildirmektedir.

İsrailoğullarına Allahü teâlâ tarafından konmuş olan cumartesi günü avlanma yasağı hususunda diğre âyet-i kerimelerde de şöyle buyurulmaktadır:

"Ey Rasûlüm, onlara, deniz kenarındaki şehir halkının başına gelenleri sor. Hani onlar, cumartesi günü haddi aşıyorlardı. Tatil yaptıkları cumartesi günü balıklar akın akın kendilerine geliyor, tatil yapmadıkları diğer günlerde ise onlara yaklaşmıyorlardı. İşte biz, yoldan çıkmaları sebebiyle onları böylece imtihan ediyorduk. A'raf sûresi, 7/163 Ey kendilerine kitap verilenler, bir kısım yüzleri silip belirsiz yaparak önünü arkasına çevirmeden veya cumartesi ehline lanet ettiğimiz gibi onlara lanet etmeden, yanınızdaki kitapları tasdik eder olduğu halde indirdiğimiz Kur'ana iman edin. Allah'ın emri mutlaka yerine gelir. Nisa sûresi, 4/47 "Söz vermeleri için Tur dağını üzerlerine kaldırdık. Onlara "O kapıdan secde ederek girin" dedik. "Cumartesi günü yasağını çiğnemeyin." dedik. Ve onlardan sağlam bir söz aîdık. Nisa sûresi, 4/154 İzahını yaptığımız bu Bakara suresinin altmış beşinci âyetinde, Yahudilerin, maymunlara çevrildiği beyan edilmektedir. Bu hususta diğer âyetlerde de şöyle buyurulmaktadır: "De ki "Allah tarafından bir eczaya çarptırılma bakımından size bunlardan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah, kime lanet eder ve gazabına uğratırsa ve kimlerden de maymunlar, domuzlar ve Tağuta tapanlar yaparsa, işte bunlar, makamları en kötü, yolları da en sapık olanlardır. Maide sûresi, 5/60 "Kendilerine yasak edilen şeylerden vaz geçmemekte ısrar edince onlara "Hor ve hakir maymunlar olun" dedik. A'raf sûresi, 7/1 66

Bu hususta Abdullah b. Mes'uddan rivâyet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor:

"Bir gün Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)den, maymun ve domuzlar hakkında "Acaba bu hayvanlar, bunların şekline giren Yahudilerin soyundan mı gelmedir?" diye sorduk. Peygamber efendimizde şu cevabı verdi: "Allah'ın, lanetine uğratarak başka yaratıklar şekline döndürdüğü her topluluk yok olup gitmiştir, soyları kalmamıştır. Bu maymun ve domuzlar, ise daha önce var olan soylarının devamıdır. Allah, Yahudilere gazap edince onları, maymunlar ve domuzlar şekline çevirmiştir. Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. i, s. 395, 397, 421/Müslim, K. el Kader, bab: 33, Hadis No: 2663

Dehhak, Yahudilerin geçmişte maymunlara dönüştürülme hadisesini, Abdullah b. Abbastan özetle şu şekilde nakletmiştir: Abdullah b. Abbas demiştir ki: "Allah tala hiçbir Peygamber göndermemiştir ki ona cuma gününün faziletini, göklerdeki yaratıklar ve melekler nezdindeki üsttünlüğünü ve kıyametin o günde kopacağını bildirmiş olmasın. Ümmetinin Hazret-i Muhammed'e tabi olması gibi, geçmiş Peygamberlerin kendilerine tabi olan ümmetleri de cuma gününün kutsallığını öğrenmişler, ona saygı göstermişler ve cuma gününü haftanın kutsal günü olarak devam ettirmişlerdir. Cuma gününü böyle kabul etmeyenler ise, âyet-i kerime’de zikredildiği gibi, Allah'ın koyduğu sınırı aşmışlar ve neticede en aşağılatıcı cezalara uğramışlardır. Şöyle ki: Hazret-i Mûsa. Yahudilere cuma günü tatil yapmalarını emretmiş ve onun faziletli bir gün olduğunu kendilerine bildirmiştir. Fakat Yahudiler: "Ey Mûsa, sen bize nasıl cuma günü tatil yapmamızı emrediyor, onun diğer günlerden üstün olduğunu söylüyorsun? Halbuki günlerin en üstünü cumartesi günüdür. Zira Allahü teâlâ gökleri, yeri ve rızıklan altı günde yaratmış altı günün nihÂyetinde cumartesi gününde her yaratık itaat ederek Allah'a boyun eğmiştir" demişlerdir. Bunun üzerine Allahü teâlâ Hazret-i Mûsaya. "Bırak onları cumartesi günü tatil yapsınlar. Fakat o günde ne balık avlasınlar ne de başka bir şey. Söyledikleri gibi herhangi bir iş de yapmasınlar." buyurdu.

Cumartesi günü olunca onlara balıklar suyun üzerinde yüzerek geliyorlardı. Cumartesi gününün dışındaki günlerde ise avcılardan kendilerini sakınıyorlardı. Nitekim bu husus şu âyet-i kerime’de zikredilmektedir: "... Tatil yaptıkları diğer günler de ise onlara yaklaşmıyorlardı. A'raf sûresi, 7/163 Balıklar bu şekilde devam edince Yahudiler hem onları avlamak istiyor hem de Allah'ın kendilerini cezalandırmasından korkuyorlardı . Bazıları bu yasağı ihlal ettiler. Hazret-i Mûsanin, kendilerini sakındırdığı cezalandırma tehdidine aldırış etmediler. Balıklan kolayca yakaladılar. Allah'ın kendilerini hemen cezalandırmadığını görünce de birbirlerine, balık avladıklarını, buna rağmen cezalandırılmadıklarını söylediler. Böylece cumartesi günü balık avlayanlar gittikçe çoğaldı. Onlar, Mûsa'nın kendilerine bildirdiği ihtarların asılsız olduğunu zannediyorlardı. İşte böylece, âyet-i kerime’nin bildirdiği gibi, isyanlarından dolayı Allah onları maymunlara çevirdi. Onlar, yeryüzünde sadece üç gün yaşayabildiler. Bu üç günde de ne yediler ne içtiler ne de cinsel temasta bulundular. Allahü teâlâ. asıl maymunları domuzlan ve diğer yaratıkları, Kur'an-ı kerimde zikrettiği gibi altı günün içinde yaratmıştır. Yahudileri ise insan şeklinden çevirip maymun yapmıştır. Allah, dilediğine dilediğini yapar ve dilediğini dilediği şekle sokar.

Abdullah b. Abbas'ın azatlı kölesi İkrime ise bu hususta Abdullah b. Abhas'ın özetle şunları söylediğini rivâyet etmiştir: "Allah teata sizlere cuma gününde namaz kılmayı farz kıldığı ve o günde tatil yapmayı emrettiği gibi İsrailoğullarına da o gün de ibadet etmeyi farz kılmış o günü. haftanın bayram günü yapmıştır. Fakat İsrailoğulları cuma gününü bırakıp cumartesi gününe saygı göstermişler, onu kutsallaştırmalar ve bunda ısrar etmişlerdir. Bunun üzerine Allahü teâlâ onları imtihan etti, kendileri için helal olan bazı şeyleri haram kıldı. Onlar "Eyle" ile "Tur" arasında bulunan Medyen kasabasında kalıyorlardı. Allah onlara, cumartesi gününde balık avlamayı ve onu yemeyi haram kılmıştı. Cumartesi gününde denizin kenarına akın akın balık geliyor cumartesi bitince de büyük küçük hiçbir balık kalmayıp gidiyorlardı. Daha sonraki cumartesi gününe kadar durum böyle devam ediyor, cumartesi olunca da yine balıklar akınakın geliyorlardı. Durum uzun bir müddet böyle devam etti. Yahudiler balık yemeyi çok özlemişlerdi. Onlardan biri cumartesi günü bir balık yakalayıp ipe bağlayarak suya attı. İpin ucunu da sahile çaktığı bir kazığa bağladı. Onu bu vaziyette bırakarak ertesi gün geldi aldı ve götürüp yedi. Daha sonraki cumartesinde de aynı şeyi yaptı. İnsanlar balık kokusunu aldılar. Kasaba halkı "Vallahi biz balık kokusunu alıyoruz" dediler. Ve balık tutan adamın ne yaptığını öğrendiler. Kendileri de onun yaptığı gibi yaptılar. Uzun zaman böyle gizli bir şekilde balık yediler. Allah onları derhal cezalandırmamiştı. Nihâyet onlar açıkça balık avlayıp çarşıda satmaya başladılar. İçlerinden takva ehli olan bir gurup: "Vay halinize, Allah'tan korkun" diyor ve yapılan şeyin yasaklandığım söylüyorlardı. Diğer gurup ise ne balık yiyor ne de balık yiyenlere müdahale ediyordu. Onlar şöyle diyorlardı: Allah'ın helak edeceği yahut ta şiddetli bir azaba çarptıracağı kavme ne diye vaaz ediyorsunuz?" Vaaz edenler ise "Rabbinize bir özür beyan edelim, ayrıca Allah'a karşı gelmekten de sakınırlar ümidiyle vaaz ediyoruz." A'raf sûresi, 7/164

Abdullah b. Abbas diyor ki: "Onlar böyle devam ederken diğer gurup, meclislerinde ve mescitlerinde bulunuyorlardı. Allah'ın yasağını ihlal edenleri göremez oldular ve birbirlerine: "Galiba bu adamların başına bir şey geldi, bakınız ne oldu?" dediler. Gidip evlerine baktılar, kapılar arkasından kilitliydi. Onlar geceleyin evlerine girip herkesin yaptığı gibi kapıları arkasından kilitlemişlerdi. Onlar işte o evlerinde maymunlara dönüştürülmüşlerdi. Onları bakmaya gidenler, maymuna dönüşen erkekleri, kadınları ve çocukları tanıyorlardı.

Abdullah b. Abbas diyor ki: "İşte bu kasaba, Allahü teâlânın Hazret-i Muhammed'e: "Muhammed, onlara, deniz kenarındaki şehir halkının başına gelenleri sor. A'raf sûresi, 7/163 buyurduğu kasabadır.

Ebû Neciyh, Mücahidin: "Biz onlara hor ve zelil maymunlar olun" dedik." Âyet-i kerimesini şu şekilde izah ettiğini rivâyet etmiştir. "Allah onların şekillerini değil, kalblerini maymunların kalbleri gibi kılmıştır. Allahü teâlâ, Tevratı kabullenip sonra terkeden Yahudileri, sırtında kitap taşıyan merkeplere benzettiği gibi bu âyet-i kerime’de de onları, maymunlara benzetmiştir. Onların şekli gerçekte maymuna dönüşmemiştir."

Taberi, Mücahidin bu görüşünün, Allahü teâlânın kitabının zahirine ters düştüğünü söylemiştir. Zira Allahü teâlâ Kur'an-ı Kerimde, Yahudilerin bir kısmını maymunlara bir kısmını domuzlara çevirdiğini ve onlardan bir kısmını Tağuta tapanlar kıldığını, Yahudilerin, Hazret-i Mûsaya "Allah'ı bize açıkça göster de onu açıkça görelim." dediklerini, buzağıya tapmalarından sonra tevbelerinin birbirlerini öldürmek şeklinde olduğunu, Kudüse girmelerim emrettiğinde Mûsaya: "Git de o zorbalarla sen ve rabbin savaşın, biz burada oturup kalanlarız" dediklerini, bunun üzerine Allah'ın onları çölde şaşkın vaziyette dolaştırdığını beyan etmiştir. Yahudilerin maymuna çevirilmediklerini söylemek, bunlar hakkında Kur'an-ı kerimde zikredilen diğer şeylerin de meydana gelmediğini söylemek gibidir. Şâyet diğer şeyler kabul edilir de sadece maymuna çevirilmedikleri söylenecek olursa buna dair delil gösterilmesi gerekir. Aksi halde iddia delilsizdir, bu sebeple de reddedilir.

Âyet-i kerime’de "Biz onların bu hallerini, o zamanda bulunanlara ve gelecek olanlara bir ibret ve müttakiler için de bir nasihat yaptık." buyurulmaktadır. Âyet-i kerime’de zikredilen ve "Onların bu durumu" diye tercüme etlilen cümlesindeki (......) zamiri müfessirler tarafından çeşitli şekillerde izah edilmiştir:

Abdullah b. Abbastan nakledilen bir görüşe göre buradaki zamir "Maymuna çevirilme cezasını ifade etmektedir." Buna göre bu cümlenin mânâsı: "Biz onların maymuna çevirilme cezasını, o zamanda bulunanlara ve gelecek olanlara bir ibret ve müttakiler için de bir nasihat yaptık." demektir.

Abdullah b. Abbastan nakledilen başka bir görüşe göre burada geçen (ti ) zamirinden maksat, "Balıklar"dır.

Başka, bir kısım âlimlere göre, halkı, cumartesi günü yasağını ihlal eden şehirdir. Diğer bir guruba göre "Maymuna çevirilen insanlar"dır. Başka bir görüşe göre de, cumartesi günü yasağım ihlal eden ümmettir. Bu izahlara göre âyetin mânâsı şu sekilidedir. "Biz, cumartesi günlerinde akın akın gelen o balıklan veya sakinleri, cumartesi yasağını ihlal eden ve beldeyi yahut kendilerini maymuna çevirdiğimiz o insanları ya da cumartesi yasağını ihlal eden o ümmeti, o zamanda buluna nlara bir ibret ve müttakiler için de bir nasihat yaptık."

Âyet-i kerime’de geçen ve "O zamanda bulunanlar" diye tercüme edilen ifadesi de müfessirler tarafından farklı şekillerde izah edilmiştir.

Dehhak, Abdullah b. Abbasın, âyetin bu bölümünü şöyle izah ettiğini rivâyet etmiştir. "Biz bu durumu, maymuna çevirilen o kavimden sonra gelenler için ve onlarla birlikte olup ta maymuna çevirilmeyenler için bir ibret kıldık ki bu duruma düşmekten sakınsınlar."

Rebi' b. Enes ise âyet-i kerime’nin bu bölümünü şöyle izah etmkiştir: "O kavmi maymunlara çevirme işini biz, geçmişte işledikleri günahları için bir ceza, geride kalan insanlar için de bir ibret kıldık. Takva sahipleri içni de bir nasihat yaptık."

İkrime ise, âyetin bu bölümü şu şekilde izah etmiştir: "biz bu hadiseyi, onların yaşadıkları şehirin önünde ve arkasında bulunan şehirler için bir ibret ve takva sahipleri için de bir nasihat yaptık."

Katade de âyetin bu bölümünü şöyle izah etmiştir: "Onları maymuna çevirmemiz, bizim onları, işledikleri günahlardan ve avladıkları balıklardan dolayı cezalandırmamızdandır."

Mücahid ise bu âyeti şöyle izah etmiştir: "Onları maymuna çevirmemiz, daha önce işledikleri günahları ve helak olmalarına sebep olan son günahları sebebiyle cezalandimnamızdandır."

Başka bir görüşe göre Abdullah b. Abbas âyetin bu böfümünü şu şekilde izah etmiştir: "Bizim, balıkları cumartesi günü akın akın gönderip diğer günlerde gönderemememiz, onların, balıkların bu halinden önce işledikleri günahları ve ondan sonra işledikleri günahları sebebiyle cezalandırmamızdandır."

Taberi bu görüşlerden

birinci görüşü tercih etmiş ve âyet-i kerime’yi şu şekilde izah etmiştir: "Biz, cumartesi günü yasağını ihlal eden o Yahudilere "Hor ve hakir maymunlar olun" dedik. Bizim onları cezalandınnamız, maymuna çevirilmedenönce işlemiş olduklan günahlardan dolayıdır. Bir de onların işledikleri gibi bir günahı işleyecek olanları aynı cezaya çarptıracağımızı bildirmek içindir.

Taberi, âyette zikredilen "Müttekiler" ifadesinden maksadın, muhammed ümmeti olduğunu söylemiş, İbn-i Cüreyc ise, maymuna çevirileri bu Yahudi'ler den sonra gelen bütün müttakileri kapsadığını zikretmiş Abdullah b. Abbas da buradaki "Takva sahiplerinden maksadın, kıyamet gününe kadar devam edecek olan takva sahipleri olduğunu söylemiştir.

66 ﴿