118

Eğer onlara azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Şâyet bağışlarsan muhakkak ki sen, her şeye galipsin, hüküm ve hikmet sahibisin.

Ey rabbim, eğer sen beni ve annemi ilâh edinenleri, bu inançları üzerinde öldürür de onlara ahi ret te azap edecek olursan kimsenin sana karşı gelmesi mümkün değildir. Çünkü onlar senin kullarındır. Senin iradene boyun eğmek mecburiyetindedirler. Şâyet sen, ölmelerinden önce onlara hidâyet nasibeder ve günahlarını da bağışlayacak olursan şüphesiz ki sana karşı gelecek kimse yoktur. Zira sen, dilediğini cezalandırmada her şeye galipsin. Kimse sana karşı duramaz. Yaratıklarından kimin hidâyete kavuşup tevbe etmeye layık olduğunu bilen ve hikmet sahibi olansın.

Süddi bu âyeti şöyle izah etmiştir: "Eğer onları Hristiyanlıkta bırakıp âhirette de cezalandıracak olursan onlar senin kullarındır. Şâyet onları Hristiyanlıktan çıkarıp İslama iletecek olursan şüphesiz ki sen, her şeye galipsin, hüküm ve hikmet sahibisin." Süddi demiştir ki: "Bu söz, İsanın dünyada iken söylediği bir sözdür."

Bu âyet-i kerime, bütün işlerin Allah'ın iradesiyle olacağını, çünkü onun, dilediğini yapabileceğini ve yaptıklarından dolayı onu hiç kimsenin hesaba çe-kemeyeceğini beyan etmekte, Hazret-i İsanın da Hristiyanların iftiralarından uzak olduğunu bildirmektedir.

Ebû Zer el-Gifari bu âyetin izahında şunları söylemiştir:

"Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bir gece namaz kıldı ve namazda devamlı olarak bu âyet-i kerime’yi okudu. Öyle ki rükuda da secdede de bu âyeti okuyordu.. Sabah olunca dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü, devamlı olarak bu âyeti okudun. Hatta rükuda da secdede de bunu okudun." Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurdu ki: "Ben, rabbim tealadan ümmetim için şefataçi olmayı diledim o da bunu bana verdi. Ümmetimden, Allah ortak koşmayanlar inşaallah bu şefaate nail olacaklardır. Ahmed b. Hanhel, Müsned, c. 5, s. 149

118 ﴿