119

Allah şöyle dedi: "Bu, doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür. Onlar için altlarından akar cennetler vardır. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuştur. Onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.

Kıraat âlimleri bu âyette zikredilen kelimesini iki şekilde okumuşlardır:

a- Bazı Hicaz ve Medine Kurcaları ile bütün Irak kurcalan kelimesini öt re okumuşlardır. Bu kıraati esas alan müfessirler, Allahü teâlânın bu sözleri kıyamet gününde söyleyeceğini beyan etmişlerdir. Süddi bu görüşte olan âlimlerdendir. Ona göre Allahü teâlâ Hazret-i İsayi göğe kaldırınca ona Hristiyanların, kendisini ve annesini iki ilâh edinmelerini kendisinin mi söylediğini sormuş Hazret-i İsa da böyle bir şey söylemediğini dünyada iken beyan etmiştir. Allahü teâlâ bu doğru söyleyenlerin doğruluklarının kendilerine fayda vereceğini ve onların cennetlere konulacaklarını âhirette kendisine söyleyecektir.

b- Bazı Hicaz ve medine kurraları ise kelimesini üstün olarak okumuşlardır. Taberi de bu kıraati tercih etmiştir. Bu kıraata göre Allahü teâlâ bu sözleri âhirette söyleyecek değildir. Dünyada söylemiştir. Buna göre âyetin mânâsı şöyledir: "Allah, kendisini tenzih ettiğini söyleyen İsaya demiştir ki: "Senin dünyada iken söylediğin bu söz, doğru söyleyenlerin doğru sözlerinin kendisine fayda vereceği kıyamet gününde faydalı olacak bir sözdür. Yani senin bu sözün doğru bir sözdür. Bu söz sana âhirette faydalı olacaktır. Zira ahi ret gününde doğru söyleyenlerin sözleri kendileri için faydalı olmaktadır. İşte o günde doğru söyleyenler için altından ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah, kendi verdikleri söze bağlı kalarak emirlerini tutup yasaklarından kaçınan bu doğru söyleyenlerden razı olmuş, bunlar da, kendilerine vaad ettiği şeyleri âhirette veren rablerinden razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş dabudur.

119 ﴿