7Şüphesiz ki biz onlara, yaptıklarını bilerek anlatacağız. Zaten onlardan uzak değildik. Şüphesiz ki biz kendilerine Peygamber gönderilenlere de Peygamberlere de dünyada kendilerine gönderdiğimiz emir ve yasaklar hususunda ne yaptıklarını bilerek anlatacağız. Zaten biz onların yaptıklarından uzak değildik. Her şeyi bilen yüce mevla elbette ki kullarının dünyada yaptıklarım da bilmekte ve tesbit ettirmektedir. Kıyamette kullarını bu tesbitlerle hesaba çekecektir. Taberi diyor ki: "Eğer denecek olursaki "Allahü teâlâ bundan önceki âyette, kendilerine Peygamber gönderilen ümmetlerden ve Peygamberlerden hesap soracağını bildirirken bu âyet-i kerime’de de, onların ne yaptıklarını bizzat kendisinin onlara bildireceğini beyan etmektedir. O halde birinci Âyette ifade edilen "Hesaba çekme"den maksat nedir?" Cevaben denilir ki: "Allahü teâlâ'nın hesaba çekmesinden maksat, kınama ve hatırlamadır. Onların ne yaptıklarım öğrenme değildir. Bu bakımdan iki Âyet birbirini tamamlamaktadır. Allahü teâlâ'nın kullarını kınama ve hatırlatmada bulunma maksadıyla, kıyamet gününde onları hesaba çekeceği onların da çeşitli cevaplar verecekleri şu Âyette belirtilmiştir. "Ey Âdemoğulları, ben size "Şeytana tapmayın. O sizin için apaçık bir düşmandır. Bana kulluk edin. İşte doğru yol budur." diye emretmemiş miydim?" Yasin sûresi, 36/60-61 Diğer yandan, Peygamberlerin hesaba çekilmesinden maksat ise, onları kendilerine gönderildikleri ümmetlere karşı şahitler tutarak ümmetleri, peygamberlere uymadıklarından dolayı kınamak ve onlara, Peygamberleri vasıtasıyla emir ve yasaklar gönderdiğini hatırlatmaktır. Zira kıyamet gününde, kafirler hesaba çekilerek onlara: "Size rabbinizin Âyetlerini okuyan ve sizi bu gününüze kavuşmakla uyaran Peygamberler gelmedi mi? Zümmer sûresi, 39/71 denildiği zaman onların çoğu bunu inkâr edecekler ve: "Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi... Maide süresi, 5/19 diyeceklerdir. İşte bu sırada Peygamberlere "Siz bu insanlara, size gönderilen şeyleri tebliğ et-tiğniz mi?" veya "Tebliğ etmediniz mi?" şeklinde sorular sorulacak, Peygamberler de, tebliğ ettiklerine dair şahitlik edeceklerdir. Böylece Allah, Peygamberleri şahitlik yapmaları için sorguya çekecektir. Nitekim bu hususta Resûlüllah'tan hadisler Rivâyet edilmiş, Allahü teâlâ'da başka bir Âyetinde hem Muhammed ümmetini hem de peygamberleri şahit tutacağını beyan etmiş ve "Böylece biz sizin, insanlara karşı şahitler olmanız, peygamberin de size karşı şahit olması için sizi, orta yolu tatan bir ümmet kıldik. Bakara sûresi, 2/143 buyurmuştur. Allahü teâlâ'nın kullarını bilinmeyen bir şeyi öğrenmek için sorgulaması, kendisi için söz konusu olmayan bir husustur. Zira Allahü teâlâ, her şeyi daha meydana gelmeden evvel de, meydana gelme anında da meydana geldikten sonra da bilir. Böyle bir soru sormaya ihtiyacı yoktur. Bu husustu şu Âyetlerde de beyan etmiştir: "İşte o gün, insanlara da cinlere de günahları sorulmayacaktır." Rahman sûresi, 55/39 "Suçlulara, günahları sorulmaz." Kasas sûresi, 28/78 Abdullah b. Abbas bu Âyeti kerime’de geçen "Biz onlara, yaptıklarını bilerek anlatacağız." ifadesini şu şekilde izah etmiştir. "Onların amel deftelerleri, yaptıkları amelleri bildirecektir." Taberi diyor ki: "Bu görüş gerçekten uzak olmayan bir görüş ise de bu hususta Resûlüllah'tan sahih olan şu haber Rivâyet edilmiştir. "Sizden biriniz Allah'ın huzuruna çıktığı gün onunla karşılaşacak, kendisiyle Allah arasında konuştuklarını tercüme edecek herhangi bir tercüman bulunmayacaktır. Allah bizzat ona konuşarak diyecektir ki: "Ben sana tebliğde Ibulunan bir peygamber göndermedim mi?" O da: "Evet gönderdin." diyecek Allah: "Ben sana mal verip sana" lütufta bulunmadım mı?" diyecek kul de "Evet verdin." diyecek. Sağına bakacak cehennemden başka bir yer görmeyecek, soluna bakacak yine cehennemden başka bir yer görmeyecektir. Buhari ki el-Menakıba bab: 25 Elbette ki, Resûlüllah'tan gelen haberi kabul etmek başkasının sözünü kabul etmekten daha evladır. Demek ki, kıyamet gününde Allah, kullanyla doğrudan konuşacak, onlarla konuşmak için amel defterini aracı yapması şart olmayacaktır. |
﴾ 7 ﴿