102

Onların ekseriyetini ahde bağlı bulmadık. Bilakis çoğunu fâsıklar olarak bulduk.

Ey Rasûlüm, kendilerini helak ettiğimiz ve kıssalarını sana anlattığımız bu ülkeler halklarının çoğunu, kendilerine emrettiğimiz, Allah'ı birleme, Peygamberlerine uyma, Allah'a itaatte buulunma ve putlardan kaçınma gibi esaslara bağlı kimseler bulmadık. Aksine bunların çoğunu, rablerine itaatten ayrılan, onun emirlerini terkeden kimseler olarak bulduk."

Âyet-i kerime'de geçen ve "Ahd" diye tercüme edilen kelimesinden neyin kastedildiği hususunda çeşitli izahlarda bulunulmuştur.

a- Bir kısım alimlere göre bu alıit'ten maksat, emredilenleri yerine getirmektir. ÂÂyet-i kerime'de, helak edilen bu ümmetlerden çoğunun, emredilenleri yerine getirmedikleri beyan edilmiştir. Abdullah b. Abbas, âyeti bu şekilde izah etmiştir.

b- Mücahid ve Ebbul Aliyeye göre ise Âyette geçen maksat, Allahü teâlâ'nın, Âdem'in sulbünde iken, insanlardan, iman etmelerine dair aldığı söz'dür. Âyet-i kerime'de, helak edilen ümmetlerden çoğnun, daha önce Allah'a vermiş oldukları bu söze bağlı kalmadıkları zikredilmiştir. Âyette zikredilen "Ahit" üzerinde müfessirler özetle şunları söylemişlerdir

Daha çok nakli delillere dayanan müfessirler âyetin zahirî manasını alarak, Allahü teâlâ'nın, bütün insanları zerrecikler halinde Hazret-i Âdemin sulbünden çıkarıp akıl verdiğini ve onlara rableri olduğunu ikrar ettirdiğini, daha sonra, heşer olarak dünyaya gelen insanlardan bir kısmının bu sözlerine sadık kaldıklarını, bir kısmının ise sözlerinden döndüklerini..." Ve işte âyeti kerime'de geçen ahitten maksadın, buradaki söz. verme olduğunu söylemişlerdir. Âyet-i kerime'de buyurulmaktadır ki:

"Rabbin, Âdemoğullarının sulblerinden zürriyetlerini çıkarmış, onları kendi nefislerine şahit tutarak: "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" demiş onlar da "Evet şahidiz sen bizim Rabbimizsin." diye cevap vermişlerdi. Bu, kıyamet gününde "Bizim bundan haberimiz yoktu" dememeniz içindir." Diğer bir görüşe göre buradaki "Ahit"ten maksat, insanların yaratılışları itibariyle, Allah'ın varlığını ve birliğini kabule meyilli olmalarıdır. Yani, Allah'ın kullarından ahit ve söz alması demek, onları kendisini tanıyacak ve emirlerine uyacak özellikle yaratması ve bu özelliği benliklerinde taşımalarıdır. Nitekim Peygamber efendimiz bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurmaktadır: "Her doğan çocuk, fıtrat üzere (İslamı kabullenecek şekilde) doğar. Fakat onu, anne ve bahası, Yahudileştirir, yahut Hıristiyanlaştırır yahut da putperestleştirir. Nitekim bir hayvan, yavrusunu ağlını bir şekilde doğurur. Size, doğan yavrunun herhangi bir organını kesilmiş; görür müsünüz?"

102 ﴿