140

İsrailoğullarım denizden geçirdik. Onlar, kendilerine ait putlara secde eden bir kavme rastladılar. Ve Mûsa'ya şöyle dediler: "Ey Mûsa, bunların nasıl ilahları varsa, bize de öyle ilâh yap. "Mûsa da şöyle dedi: "Şüphesiz ki siz, cehalete düşen bir kavimsiniz." "Çünkü şu gördünüz putlara ibadet edenlerin, içinde bulundukları din, yıkılmaya mahkumdur. Ve yaptıkları ameller bâtıldır." "Size, Allah'tan başka bir ilâh mı arıyayım? Halbuki o, sizi, âlemlerden üstün kılmıştır." dedi.

Firavun ve kavmini helak ettik, İsrailoğullarını ise denizden geçirdik. Fakat onlar, bu kadar mucizelere rağmen ibret almadılar. Hatta inek şeklinde yaptıkları putlara tapan bir topluluğun yanından geçerken: "Ey Mûsa, şunların taptıkları putlar gibi sen de bize put yap onu ilâh edinelim." dediler.

Bu âyet-i kerimeler, İsrailoğullarının ne kadar çirkin huylu olduklarını ve azgınlıkta ne kadar ileri gittiklerini göstermektedir. Allahü teâlâ onları Firavunun zulmünden kurtardığı, zilletten şerefe ulaştırdığı ve yeryüzünün mübarek bir yerine mirasçı kıldığı halde onlar yine bozgunculuk çıkarmaya ve cinÂyetler işlemeye dönmüşler, Peygamberleri Hazret-i Mûsa'dan, bir kavimde gördükleri putlar gibi, kendilerine de, tanrı edinecekleri bir put yapmasını istemişlerdir. Bundan daha büyük ahmaklık ve hafiflik olur mu?

Hazret-i Mûsa, İsrailoğullarının bu ahmakça tekliflerine şu cevabı vermiştir. "Şüphesiz ki sizler, cahil bir topluluksunuz. Allah'ın yüceliğini bilmiyorsunuz. Allah'ın, ortaklardan ve benzerlerden uzak tutulması gerektiğini anlamıyorsunuz. Sizin gördüğünüz bu putlara tapan insanların, içinde bulundukları din, yok olmaya mahkumdur. Yaptıkları ameller boştur. Kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. Ben size, sizi yarattan ve sizi, zamanınızın âlemine üstün kılan Allah'tan başka bir ilâh mı arayacağım? Elbette ki bu mümkün değildir. Ebû Vâkid el-Leysî diyor ki:

"Biz, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) ile beraber Mekke fethinden sonra oradan çıkıp Huneyn'e giderken yolda kâfirlerin, saygı gösterdikleri ve silahlarını üzerine astıkları birsedir ağacına rastladık. Bu ağaca onlar, "Askılı ağaç" diyorlardı. Daha ilerde biz de yeşil ve büyük bir sedir ağacına rastladık. Dedi ki: "Ey Allah'ın Resulü, kâfirlerin o askılı ağacı gibi bize de bir ağaç edin." Bunun üzerine Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem): "Allahuekber, hiç böyle şey olur mu? Bu söz, İsrailoğullarının, Hazret-i Mûsa'ya "Ey Mûsa, bunların nasıl ilahları varsa bize de öyle ilâh yap" demelerine benzer. Şüphesiz ki sizler, sizden öncekilerin izini takibediyorsunuz." buyurdu Ahmed b. Hanbel, Müsned, C: 5, S: 218

Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu Hadis-i Şerifi ile Müslümanları, Allah'a ortak koşmaya sevkedecek bütün tavır ve hareketlerinden sakındırmakta ve bu tür davranışlarda iyi niyetli olmanın fayda veremeyeceğine işaret buyurmaktadır.

140 ﴿