27

Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne ihanet etmeyin. Bildiğiniz halde emanetlerinize de ihanet etmeyin.

Müfessirler, bu âyet-i kerime'de geçen cümlesindeki fiilinin cümlenin içindeki gramer durumunun ne olduğu hakkında iki görüş zikretmişler ve âyete, bu görüşlere göre mana vermişlerdir.

Abdulah b. Abbas'a göre bu fiil kendisinden önce geçen cümlesine atfedil mistir. Bu itibarla her ne kadar başında harfi zikredilmemişse de manen zikredilmiş gibidir. Bu izaha göre âyetin manası, mealde verildiği gibidir.

Süddi ve İbn-i İshaka göre ise fiili, yukanda geçen cümlenin illeti ve gerekçesidir. Buna göre âyetin manası şöyledir: "Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne ihanet etmeyin. Zira onlara ihanet etmeniz, sizin, emanetinize ihanet etmeniz ve onu yok etmenizdir.'

Allahü teâlâ, bu âyet-i kerime ile, Resûlüllah'ın sahabilerinden iman edenlere hitabetmekte ve onlara duyurmaktadır ki: "Ey , Allah'ı ve Peygamberini tasdik edenler, görünüşte iman ediyor gibi olup ta takacılığınızı gizleyerek ve müşriklere, mü’minlerin gizli durumlarım bildirerek Allah'a ve Peygamberine ihanet etmeyin. Ve Allah'ın size emanet ettiği farzlara da ihanet etmeyin. Onları eksik yapmayın. Bunu, bile bile yapmayın." Müfessirler, bu âyet-i kerime'nin nüzul sebebi hakkında farklı görüşler zikretmişlerdir.

a- Atâ b. Ebi Rebahın, Cabir b. Abdullah'tan naklettiğine göre bu âyet-i kerime kervanı ile ticaret yapmaya giden Ebû Süfyan'a, müslümanların, kervanına el koyma planı yaptıklarını bildiren bir münafık hakkında nazil olmuştur. Cabir b. Abdullah diyor ki: "Ebû Süfyan, ticaret yapma maksadıyla Mekke'den ayrılıp Şam'a gidince, Cebrâil (aleyhisselam) Resûlüllah'a gelerek "Ebû Süfyan, ticaret kervanıyla falan yerde bulunmaktadır." demiş, Resûlüllah da sahabilerine: "Ebû Süfyan filan yerde gidin onu yakalayın. Bunu da gizli tutun" buyurmuştur. Bunun üzerine münafıklardan bir adanı mektup yazıp Ebû Süfyana göndermiş ve demiştir ki: "Muhammed üzerinize gelecek tedbirinizi alın." İşte bunun üzerine bu âyet-i kerime inmiş ve "Ey iman edenler, Allah'a ve Resulüne ihanet etmeyin. Bildiğiniz halde emanetlerinize de ihanet etmeyin." buyurmuştur.

b- Zühri ve Abdullah b. Ebi Katadeye göre ise bu âyet-i kerime, "Ebû Lübabe" isimli bir sahebe hakkında nazil olmuştur.

Hendek savaşında, Mekkeli müşrikler, müslümanlarla savaşmak için Medine'yi kuşatmışlardı. Bunu gören Yahudi Beni Kureyza kabilesi, daha önce Medine'yi savunmak üzere Müslümanlarla anlaştıkları halde bu durumu fırsat bilerek Müslümanlar aleyhine müşriklerle işbirliği yaptılar. Allah, müşrikleri mağlup ederek müslümanları galip getirince Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bu hainlerden hesap sordu. Ve kendilerine verilecek cezada bir hakem seçmelerini istedi. Onlar da Sa'd b. Muaz'ı seçtiler Fakat, Sa'd'in haklarında ne gibi bir hüküm vereceğini öğrenmek için, sahabeden, Ebû Lübabe ile istişare ettiler. Ve "Biz bu kaleden inip te teslim olursak hakkımızda ne işlem yapılacak?" diye sordular. Ebû Lübabe ise eliyle boğazına işaret etti. Onlar da bundan, kafalarının kesileceğini anladılar.

Ebû Lübabe diyor ki: "Daha oradan kımıldamadan, Allah ve Resulüne ihanet ettiğimi anladım." Ebû Lübabe gelip, kendisini Mescid-i Nebevideki bir direğe bağladı ve "Ölünceye veya Allah tarafından tevbesi kabul edilinceye kadar yeyip içmeyeceğine yemin etti. Bu şekilde yedi gün kaldı. Sonunda düşüp bayıldı. Nihâyet Allahü teâlâ, Tevbe suresinin yüz iki ve yüz üçüncü âyetlerinde Ebû Lübabe'nin tevbesini kabul ettiğini bildirdi. İşte bu olay üzerine bu âyet nazil oldu.

c- Muğire b. Şubeye göre ise bu âyet-i kerime, Hazret-i Osman (radıyallahü anh)'nın öldürülmesi hakkında nazil olmuştur.

Taberi diyor ki: "Bu hususta en doğru olan söz şudur. "Allahü teâlâ, âyet-i kerime’de, mü’minlere, kendisine, peygamberine ve mü’minlere emanet ettiği şeylere ihanet etmemelerini emretmiştir. Bu âyetin, Ebû Lübabe hakkında inmiş olması da mümkündür, başkaları hakkında inmiş olması da. Bu âyetin iniş sebebine dair elimizde kesin bir delil bulunmamaktadır.

Müfessirler, âyette zikredilen "Emanetleriniz" ifadesinden neyin kastedildiği hususunda iki görüş zikretmişlerdir:

Abdullah b. Abbas'a göre burada zikredilen "Emanetler"den maksat, insanların, gözleriyle göremedikleri, Allah'ın farzlarıdır.

Abdullah b. Abbas diyor ki: "Allah'a ihanet etmek, onun farzlarını terketmekle, Resûlüllah'a ihanet etmek ise onun sünnetlerini yapmamakla olur. Kendi emanetlerine ihanet de, Allah'ın, kullarını sorumlu tuttuğu görevleri yerine getirmemekle olur.

İbn-i Zeyde göre ise burada zikredilen "Emanetler"den maksat, "Din"dir. İbn-i Zeyd demiştir ki: "Münafıklar, bile bile dine ihanet etmişlerdir. Çünkü onlar, kâfir oldukan halde, mü’min olduklarını açığa vurmuşlar, Allah'ın, kendilerine emanet ettiği dinine ihanet etmişlerdir.

27 ﴿