31Onlara âyetlerimiz okunduğu zaman "İşittik. İstesek biz de bunun aynısını söyleyebiliriz, Bu, eskilerin efsanelerinden başka bir şey değildir." dediler. Allahü teâlâ bu âyet-i kerime'de, Kureyş kâfirlerinin inatçılığını ve Kur'an-ı kerimi dinlediklerinde "Eğer istersek bunu gibisini biz de söyleriz?" şeklindeki bâtıl iddialarını haber vermektedir. Aslında müşriklerin bu iddiaları, sadece şımarıklıklarının ve kuruntularının sonucudur. Zira Kur'an-ı Kerim, çeşitli âyetlerde insanların, onun bir suresinin dahi benzerini yapamayacaklarını bildirmekte ve bu hususta şöyle meydan okumaktadır. "Kulumuz Muhammede indirdiğimizden şüphe ediyorsanız onun benzeri bir Sûre meydana getirin. Eğer iddianızda samimi iseniz, Allah'tan başka yardımcılarınızı da çağırın. Bakara sûresi, âyet 23 Bu âyet-i kerime'nin nüzul sebebi hakında, Sa'd b. Cübeyr, Suddî ve İbn-i Cüreyc şunu Rivâyet etmişlerdir. "Nadr b. el-Hâris, Fars diyarına gidip onların Kisralarına ait bazı bilgiler edindikten sonra dönmüş ve döndüğünde Resûlüllah’a Peygamberlik geldiğini öğrenmişti. Resûlüllah İslâm'ı tebliğ ediyor, insanları İslâm'a davet ediyordu. O, insanların yanına varıp onlara Kur'an okuyup tebliğ yaptıktan sonra oradan kalkıp gidince Nadr onun yerine oturup, Farslara ait hikâyeler anlatır sonra şöyle dermiş, "Allah için söyleyin benim hikâyelerim mi güzel yoksa Muhammedinkiler mi?" İşte âyet-i kerime bu olaya işaret etmekte ve Nadr b. Harisin bu sapık davranışını yermektedir. Bu şahıs Bedir savaşında esir düşmüş, Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) onu boynunun, kendi huzurunda vurulmasını emretmiştir. Bu olay, kendisi hakkı kabul etmediği gibi başkalarının da hidâyetine engel olmanın ne kadar büyük bir suç teşkil ettiğini göstermekte, özellikle bu engelcilerin cezalarının ağırlığına işaret etmektedir. |
﴾ 31 ﴿