25

Şüphesiz ki, Allah size birçok yerde ve Huneyn savaşı yapıldığı günde yardım etmişti, O gün, sayınızın çokluğu sizi gururlandırmıştı. Fakat çokluğunuz sîze bir fayda sağlamamıştı da, o geniş yeryüzü size dar gelmeye başlamıştı. Sonra da yüz çevirip geri kaçmıştınız.

Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Hicrî sekizinci yılda Mekke'yi fethettikten sonra aynı yılın Şevvaî ayında Mekke ile taif arasında bulunan Huneyn vadisinde Huneyn savaşını yaptı.

Mekke'nin fethinden sonra halk, Resûlüllah tarafından serbest bırakılmış onlar da Müslüman olmuşlardı. Durum sakindi. İşte o günlerde Resûlüllah’a He-vazin kabilesinin, Müslümanlarla savaşmak için, reisleri Mâlik b. Avf en-Nadrî'nin başkanlığında toplandıkları beraberlerinde sakiyf kabilesi, Cüşem oğulları ve Sa'd b. Bekr oğullarının da bulunduğu haberi ulaştı.

Bunlar, Mekke'nin fethiyle bütün Arap kabilelerinin, Müslümanların kontrolüne girmekte olduğunu görüyor, bunu önlemek için de acele tedbir alınması gerektiğini düşünüyorlardı. Bu sebeple bu hareket onlar için bir ölüm kalım meselessiydi. Bunu ispat etmek ve icabında askerlerin geri dönüp kaçmalarını ölmek için de savaş meydanına, kadınları, çocukları, malları davalan ve herşeyleri ile birlikte gelmişlerdi.

Resûlüllah da, Mekke'nin fethi için gelen Muhacir, Ensar ve diğer Arap kabilelerinden oluşan on bin kişilik kuvvetin yanında Mekke fethinde Müslüman olupkendisine katılan iki binkişi ile birlikte on iki bin kişiye ulaşan ordusuyla Huneyn'e yürümüştü.

Asker içinde "Bugün azlıktan dolayı asla mağlup olmayız." diyen ve sayılarının çokluğuyla övünenler vardı. Bu sözü Resûlüllah da işitmiş ve hiç hoşuna gitmemişti.

İki ordu Huneyn vadisinde kanlaştı. Savaş sabah karanlığında balamıştı. Müslümanlar ta vadiye inerken Hevazin kabilesi pusuda bekliyordu. Müslümanları habersiz yakalayıp yağmur gibi ok yağdırdılar. Kılıçlarını çekip hücuma geçtiler. Komutanlarının emrettiği gibi hep birden saldırıyorlardı. Bu beklenmedik saldıakarşısmda Müslümanlar geri çekilmek zorunda kaldılar.

Resûlüllah ise bindiği katırını düşmanın üzerine doğru sürüyordu. Sağ tarafında amacası Abbas sol tarafında da Süfyan b. el-Haris bulunuyor ve kaürın hızlı gitmesini önlemeye çalışıyorlardı. Resûlüllah, Müslümanları, geri dönüp savaşmaya davet ederek şöyle diyordu. "Ey Allah'ın kulları bana yönelin bana. Ben Allah'ın Resulüyüm. Ben, Peygamberim. Bunda yalan yok. Ben, Abdülmuttalibin torunuyum."

Resûlüllah ile birlikte, Ebubekir, Ömer, Abbas, Ali, Fadl, Ebû Süfyan b. el-Haris, Eymen, Üsame b. Zeyd dahil yüz kadar sahabî düşmana karşı direniyordu. Resûlüllah, sesi gür olan amcası Abbas'a yüksek sesle Müslümanlara "Ey mübarek ağaç altında Resûlüllah’a bey'at eden insanlar" diye bağırmasını söyledi. Bunun üzerine Abbas, sesinin çıktığı kadar, Müslümanlara "Ey, Mübarek ağaç altında bey'at eden insanlar." "Ey, Bakare suresinin sahipleri." diye bağırmaya başladı. Bunu duyan sahabiler "Lebbeyk, Lebbeyk." Buyur emret, emrine amadeyiz." diye cevap verdiler. Kaçanlar geri dönüp Resûlüllah’a gelmeye başladılar. Hatta bineğini bırakıp koşarak gelenler vardı. Resûlüllah'ın etrafında bir gurup toplanınca onlara, tam bir istekle saldırmalarını emretti. Allah'tan düşmanını mağlup etmesini ve kendisine yardım etmesini diledikten sonra yerden bir avuç toprak aidi ve onu düşmanın üzerine serpti. Düşman içinde gözlerine ve ağzına bu topraktan isabet etmeyen kimse kalmadı. Böylece şaşırdılar ve savaşamaz hale geldiler. Nihâyet mağlup oldular. Müslümanlar bunların bazılarını öldürüp bazılarını da esir almışlardı. İşte Huneyn savaşı bu şekilde Müslümanların zaferiyle sonuçlandı.

Bera b. Âzib müslümanların, çetin bir imtihan verdikleri bu savaşta, müşriklerin önünden nasıl kaçtıklarını ve Resûlüllahı beyaz katı üzerinde yalnız bıraktıklarını beyan ederek şunları söylemiştir: Ebû İshak diyor ki:

"Bir adam gelip ,Bera'ya" Ey Ebû Umare, sen Huneyn savaşında kaçtın mı?" diye sordu. Bera'da: "Ben Şehadet ederim ki: Resûlüllah kaçmadı. Fakat insanların hızlı olanları acele ettiler. Hevazin kabilesinden olan düşman da onlara ok yağdırdı. Ebû Süfyan b. el-Haris, Resûlüllah'ın beyaz katırını yularından tutmuştu. Resûlüllah da: "Ben Peygamberim bunda yalan yok. Ben Abdülmuttalibin torunuyum." diyordu Buhari, K. el-Megazi bab: 54

Ebû İshak diğer bir Rivâyette diyor ki:

"Kays kabilesinden bir adamın, Bera b. Azib'e şunları sorduğunu işittim. "Siz, Huneyn savaşında Resûlüllah'ı bırakıp kaçtınız mı?" Bera b. Azib de dedi ki: "Fakat Resûlüllah kaçmamıştı. Hevazin kabilesi atıcılıkta maharetli insanlardı. Biz onlara hücum edince dağıldılar. Biz, ganimetlere üşüşütük. Bunun üzerine onlar bize oklarla karşılık verdiler. Ben, Resûlüllah'ın, beyaz katırı üzerinde olduğunu gördüm. Ebû Süfyan b. el-Haris katırın yularım tutuyordu. Resûlüllah da: "Ben peygamberim, bunda yalan yok." diyordu Buhari, K. el-Megazi bab: 54

25 ﴿