26

Sonra Allah, Peygamberin ve mü’minlerin üzerine emniyetini indirdi. Görmediğiniz askerler gönderdi. Kâfirleri de azaba uğrattı. İşte kâfirlerin cezası budur.

Sonra Allah, Peygamberinin ve mü’minlerin üzerine güven ve huzur indirerek ve sizin görmediğiniz Melekleri asker olarak göndererek üzerinizden sıkıntı ve belayı kaldırdı. Kâfirleri ise öldürterek, esir ettirerek, mallarını yağma ettirip, kendilerini zillete düşürerek cezalandırdı. Kâfirlerin cezası işte budur.

Said b. Cübeyr demiştir ki: "Huneyn savaşında, mü’minlere destek olmak için Allahü teâlâ, özel işaretleri bulunan beş bin melek göndermiştir. Bu meleklerin, mü’minlere nasıl yardım ettikleri hakkında ise, Huneyn savaşı sırasında müşrik iken daha sonra müslüman olan bir kişi şunları anlatmıştır. "Huneyn savaşında biz, Resûlüllah'ın ordusuyla karşılaştık. Onlar bize, bir koyunun sağılma zamanı kadar dayanamadılar. Biz onları dağıtınca, arkalarından kovalıyorduk. Nihâyet beyaz katırın sahibinin yanına vardık. Bir de ne görelim, o, Resûlüllah imiş. İşte onun yanında karşımıza, beyaz tenli, güzel yüzlü adamlar dikildiler ve bize dediler ki: "Yüzünüz kararsın. Haydi geri dönün." İşte o sırada biz mağlup olduk. O sırada onlar bizim omuzlarımıza bindiler. İşte savaş orada sona erdi.

Yezid. Âmir de, mü’minlerin dağılmaları halinde Resûlüllah’ın nasıl bir tavır takındığım beyan ederek diyor ki: "Huneyn savaşında müslümanlar dağılınca Resûlüllah yerden bir avuç toprak aldı. Onu, mülümanlan kovalayan müşriklerin yüzüne serpti ve dedi ki: "Yüzünüz kararsın. Haydi geri dönün." İşte o sırada oradan uzaklaştık. Herkes gözüne isabet eden toz ve toprakları siliyordu. Yezid, o savaşta henüz müşrikti.

Yezid b. Âmir'e: "O gün Allah'ın, müşriklerin kalblerine soktuğu korkuyu nasıl hissediyordunuz." diye sorulunca o bir taş alıp testiye vuruyordu. Testi ses çıkarıyordu. Yezîd diyordu ki: "İşte bizim içimizde böyle bir korku vardı."

Huneyn savaşında Hevazin Kabilesi mağlup olduktan sonra müslümanlar çok miktarda ganimet almışlardır. Resûlüllah, müslüman olup geri gelirler diye ganimetleri hemen dağıtmamış, "Cirane" denen yerde belli bir süre bekletmiştir. Gelmediklerini görünce de ganimetleri dağıtmış, daha sonra Hevazin kabilesinden müslüman olan bir heyet, ganimetlerin, kendilerine iade edilmesini istemişlerdir. Katede'nin rivâyetine göre, ganimetlerin vadesi hususunda, Resûlüllah’ın Bekr kabilesinin Sa'd oğulları kolundan olan, süt annesi gelip, Huneyn savaşında alınan esirlerin geri verilmesi hususunda Resûlüllah'tan ricada bulunmuştur. Reusullah da ona: "Benim onları iade etmeye hakkım yok. Ben ancak benim hakkıma düşenleri iade etme hakkına sahibim. Fakat sen, yarın gel insanlar benim yanımda olacaklar. Ben payıma düşeni sana verince onlar da verirler." demiştir. Resûlüllah’ın süt annesi ertesi gün gelmiş, Resûlüllah, onun altına elbisesini sermiş, süt annesi de onun üzerine oturmuş ve esirlerin iadesini istemiştir. Resûlüllah, payım verince diğer insanlar bunu görmüşler ve onlar da kendi paylarına düşenleri vermişlerdir.

Ganimet mallarının iadesi hususunda Mervan ve misver b. Mahreme, Uf-ve b. Zübeyr'e şunlan anlatmışlardır.

"Hevazin kabilesininin heyeti, müslüman olarak Resûlüllah’a gelince, Resûlüllah, ayağa kaltı. Onlar, Resûlüllah'tan, mallarını ve esir edilen adamlarını kendilerine iade etmesini istediler. Resûlüllah da onlara dedi ki: "Benim elimde şu gördüğünüz şeyler var. Bana en sevimli olan söz, dorğu söylenen söz'dür. Sizler, ikisinden birini seçin. Ya esirleri veya malları isteyin. Ben, sizin için beklemiştim." Resûlüllah Huneyn savaşından sona Taife gitti. Oradan döndükten sonra, on küsur gece Hevazin kabilesinin ganimetlerini dağıtmayip bekletmişti. Hevazinlilerin heyeti, Resûlüllah’ın, kendilerine ancak iki şeyden birini vereceğini anlayınca şöyle dediler: "Biz esir alınan adamlanmızı tercih ediyoruz." Bunun üzerine Resûlüllah, müslümanların arasında ayağa kaltı. Allah’ı layık olduğu şekliyle övdü ve şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki kardeşleriniz tevbe ederek geldiler. Ben, esirlerini onlara iade etme kanaatine vardım. Sizden kim, gönül hoşluğuyla bunu yapmak isterse yapsın. Kim de Allah'ın bize vereceği ilk ganimetten karşılığını vermemiz üzere payına düşeni borç olarak vermek isterse versin." Bunun üzerine insanlar: "Ey Allah'ın Resulü, biz bunlan gönül hoşluğu ile veriyoruz." dediler. Resûlüllah da buyurdu ki: "Doğrusu bizler içinizden hanginizin buna razı olduğunu hanginizin razı olmadığını bilemiyoruz. Siz gidin. Görüşünüzü bize temsilcileriniz bildirsin." İnsanlar Resûlüllah’a varıp insanların, gönül hoşluğu ile, esirlerin geri verilmesini kabul ettiklerini ve buna izin verdiklerini bildirdiler Buhari, K. el-Megazi bab: 54

Said b. el- Müseyyeb, Huneyn savaşında müslümanların altı bin esir aldıklarını, Hevazinlilerin müslüman olup gelmeleri üzerine bu esirlerin kendilerine iade edildiklerini rivâyet etmiştir.

26 ﴿