28Ey iman edenler, müşrikler ancak necistirler. Bu yıllarından sonra onlar Mescid-i Harama yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluğa düşeceğinizden korkuyorsanız yakında Allah dilerse sizi lütfuyla zenginleştirir. Allah, şüphesiz her şeyi çok iyi bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Âyet-i kerime'de, müşriklerin Necis, yani pis oldukları ifade edilmektedir. Bu husus değişik şekillerde izah edilmiştir. a- Abdullah b. Abbastan rivâyet edilen bir görüşe göre müşrikler, domuzlar ve köpekler gibi maddeten pistirler. Bu hususta Hasan-ı Basri'den "Müşrikler necistir. Onlarla el sıkışmayın. El sıkışan kimse ise abdest alsın." sözü nakledilmektedir. b- Katadeye göre ise bunlar, cünüp olunca yıkanmadıkları için manen pistirler. Bu halleriyle Mescid-i Harama yaklaşamazlar. c- Başka bir görüşe göre ise bunlar, maddî pisliklerden gereği gibi temizlenmedikleri için üzerlerinde pislik taşırlar. Bu sebeple pistirler. Ve Mescid-i Harama yakl aşamazlar. d- Tercihe şayan görülen bir başka görüşe göre ise müşrikler, inanç bakırrundan necistirler, pistirler. Onların, Allah’ı inkâr etmeleri kendilerini manen pis yapar. Bu bâtıl inançları sebebiyle Mescid-i Harama yakl aşamazlar. Âyette, "Mescid-i Harama yaklaşmasınlar." ifadesi kullanılmıştır. Müfessirler bu ifadeden neyin kastedildiği hususunda iki görüş zikretmişlerdir. a- Atâ'ya göre burada geçen Mescid-i Haram ifadesinden maksat, Mekke ve bütün Harem bölgesidir. Zira, Mescid-i Harama yaklaşmamak, bu bölgeye girmemekle olur. b- Ömer b. Abdülaziz'e göre ise, Mescid-i Haram ifadesine müslümanların bütün mescitleri girmektedir. Bu hususta Ebû Amr diyor ki: "Ömer b. Abdülaziz, idarecilerine mektup yazarak: "Yahudi ve Hristiyanların, müslümanların meesitlerine girmelerine engel olun" demiş ve bu yasaklamanın delili olarak ta: "Müşrikler ancak necistirler." âyetini zikretmiştir. Âyette zikredilen "Bu yıldan sonra" ifadesi, Hazret-i Ebubekir'in Hac emin olarak tayin edildiği Hicrî dokuzuncu yıldan sonra demektir. Çünkü Tevbe sûresi bu yılda nazil olmuştur. Âyet-i kerime'de: "Eğer yoksulluğa, düşeceğinizden korkuyorsanız, yakında, Allah dilerse sizi lütfuyla zenginleştirir." buyurulmaktadır. Çünkü mü’minler, müşriklerin, Mescid-i Harama girmelerinin yasaklanmasından sonra ticaret gelirlerinin eksilip fakirliğe düşeceklerinden korkmuşlar Allahü teâlâ da, kalblerinden Şeytanın vesvesesini çıkarmaları için "...Eğler yoksulluğa düşeceğinizden korkuyorsanız, yakında Allah dilerse sizi lütfula zenginleştirir..." buyurmuştur. Müfessirler, Allahü teâlânın mü’minleri yakında hangi yolla zengileştireceği hususunda iki görüş zikretmişlerdir. a- Abdullah b. Abbas, Dehhak, Mücahid ve İbn-i İshaka göre, Allah'ın, mü’minleri zengin kılması, müşriklerin, harem bölgesine girmelerini yasaklamasından sonra, mü’minlere, ehl-i kitap ile savaşıp onlardan cizye almaları şeklinde olmuştur. Bu hususta Abdullah b. Abbas diyor ki: "Allah, müşrikleri mescid-i ha-ram'dan uzaklaştınnca şeytan, mü’minlerin kalbine üzüntü soktu. Onlar, "Müşrikler uzaklaştıktan sonra ticaret yolu kesildi. Nereden yemek bulup yiyeceğiz?" şeklinde vesveselere kapıldılar. Bunun üzerine Allahü teâlâ buyurdu ki: "Eğer yoksulluğa düşeceğinizden korkuyorsanız yakında, Allah dilerse sizi lütfuyîa zenginleştirir." Onlara, ehl-i kitaba karşı savaşmalarını, boyun edikleri takdirde, onlardan cizye almalarını emretti ve böylece onları lütfuyla zenginleştirdi. Yani aydan ay'a ve yıldan yıla alacakları cizyelerle onları zenginleştirdi. b- İkrimeye göre ise, Allah'ın, harem bölgesinden müşrikleri uzaklaştırdiktan sonra mü’minleri zenginleştirmesi, onlara bolca yağmurlar yağdırmasiyla ve bolluk yıllan nasibetmesiyle gerçekleşmiştir. Âyet-i kerime'nin bu son bölümünün hükmüne göre artık müşriklerin herhangi bir surette harem bölgesine yaklaşmaları yasaklanmıştır. Cabir b. Abdullah ve Katadeye göre cizye veren zimmiler ve müslümanların, gayr-i müslim olan köleleri bu yasaklanmanın dışındadır. Onlar bu bölgeye girebilir. Cabir b. Abdullah'tan rivâyet edilen bir görüşe göre zimrniler de harem bölgesine giremezler. |
﴾ 28 ﴿