29Kitap ehlinden, Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan ve hak din olan İslamı din edinmeyenlerle, boyun eğip kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın. Ey iman edenler, kitap ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlardan, Allah’a ve âihert günündeki cennet ve cehenneme iman etmeyen, Allah'ın ve Peygamberi Muhammed'in haram kıldığı şeyleri haram saymayan, aksine, haham ve papazlarım meşru saydıklarım meşru sayan ve hak din olan İslamı din kabul edip ona boyun eğmeyenlerle, ister istemez boyun eğip bizzat kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın. CİZYE: Gayr-i müslimlerin, hayat ve hürriyetlerinin korunması karşılığında, içinde yaşadıkları İslâm devletine vermek zorunda oldukları vergidir. Âyet-i kerime’de geçen "Kendi elleriyle" ifadesi şu şekillerde izah edilmiştir. a- Takip ve tahsiline lüzum kalmadan kendiliklerinden. b- Elden, nakden ve gecikmeksizin. c- Herkes vekil kullanmaksızın bizzat kendi eliyle. d- Gücü yeten, kazancı olanlar. Âyet-i kerime’de geçen ve "Boyun eğmek" diye tercüme edilen kelimesi, müfessirler tarafından çeşitli şekillerde izah edilmiştir. a- İkrimeye göre bu ifadeden maksat, cizyeyi verenin ayakta olması, alanın ise oturmasidır. b- Abdullah b. Abbas'a göre ise bu ifadeden maksat cizye verenlerin, hoşlarına gitmediği halde, yürüyerek gidip kendi elleriyle cizyelerini teslim etmeleridir. c- Başka bir görüşe göre bu ifadeden maksat, cizye vermeleridir. Zira cizye vermek boyun eğmektir ve zillete düşmektir Gayr-i Müslimlerin bu cizyeyi öderken tabi tutuldukları muamelenin önemli hikmetleri vardır. Kişinin bu vergiyi vekil kullanmaksızın bizzat kendi eliyle vermesi, onun bir mağlup kimse olarak, himayeci galip karşısında küçük düşümünün ifadesidir. Bu durum, o kimselerin, bir îslâm ülkesinde hâlâ müslüman olmadan yaşamalarının bir nevi cezasıdır. Müfessirler, bu âyetin, Resûlüllah’ın, Rumlarla savaşmasını emretmek üzere indiğini ve bu âyetin inmesinden sonra Resûlüllah, Rumlara karşı Tebük savaşını yaptığını söylemişlerdir. |
﴾ 29 ﴿