38

Ey iman edenler, size ne oldu ki "Allah yolunda cihada çıkın" denildiğinde ağırdan alarak bulunduğunuz yerden kımıldamak istemediniz? Yoksa siz, âhireti bırakıp, sadece dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçimliği âhiret yanında pek azdır.

Ey iman edenler, size ne oldu ki, Allah'ın Peygamberi sizlere "Allah'ın düşmanları Rumlara karşı cihad etmek üzere hep birlikte savaşa çıkın" dediği zaman olduğunuz yerde yığılıp kaldınız? Yoksa sizler âhiret saadeti karşılığında, geçici dünya zevklerine mi razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçimlik ve lezzetleri, âhiret nimetleri yamda çok değersiz şeylerdi.

Bu âyet-i kerime Hicrî onuncu yılda meydana gelen Tebük seferi hakkında nazil olmuştur. Tebük Seferi İslâm tarihinde önemli bir hadisedir.

Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Taif muhasarasından dönüp Medine'de birkaç gün kaldıktan sonra, müslümanlara, Bizans İmparatorluğu ile savaşmak üzere cihad emretmiştir. Resûlüllah, yaptığı bütün savaşlarda çıkacağı asıl ciheti belirtmez, başka bir tarafı hedef alırmiş gibi gösterirdi. Fakat Tebük seferinde böyle yapmadı. Müslümanlar iyi bir şekilde hazırlansınlar diye, savaşa gideceği yeri daha önceden ilan etti. Yapılacak olan bu sefer, müslümanlara zor geldi. Çünkü yaz mevsimiydi ve sıcak çok şiddetliydi, kıtlık yılları yaşanıyordu, düşman uzak bir mesafede idi ve Müslümanlar, Bizans ordusuyla savaşmaktan çekiniyorlardı. Savaş için uzun bir hazırlık gerekiyordu. Ayrıca Medine'de hurmalar yetişmiş, toplama zamanı yaklaşmıştı. Bütün bu sebeplerden dolayı Tebük seferi, müslümanların tamamına değilse de bir kısmına ağır ve zor gelmişti. Âyet-i kerime Müslümanların bu haline işaret etmekte onları Cihada teşvik etmekte, daha sonra gelen âyetler ise cihada çıkmadıkları takdirde cezalandırılacaklarını bildirmektedir.

38 ﴿