41Ey mü’minler, güçlünüz, zayıfınız hep birlikte savaşa koşun. Allah yolunda mallarınızla, canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Ey iman edenler, Allah düşmanlarına karşı genç-ihtiyar, süvari-yaya zengin-fakir, sağ-hasta, güçlü-güçsüz, hep birlikte cihada çıkın. Allah'ın dinini yaymak ve yüceltmek için kâfirlere karşı mallarınızla, canlarınızla cihad edin. Eğer Allah yolunda cihad etmenin faziletini bilen insani arsanız, topluca savaşa çıkıp cihad etmeniz, yerlerinize çakılıp kalmanızdan sizin için daha hayırlıdır. Âyet-i kerime'de geçen ve "Güçlü" diye tercüm edilen (......) kelimesinden ve yine âyette geçen ve "zayıf" diye tercüm edilen (......) kelimelerinden neyin kastedildiği hususunda müfessirler çeşitli görüşler zikretmişlerdir. a- Hasan-ı Basri, Ebû Talha, İkrime, Dehhak, Bişr b. Atiyye Muktail ,Mücahid, Katade ve Ebû Salih'e göre kelimesinden maksat ise "Genç olarak" kelimesinden maksat "ihtiyar olarak" demektir. Bunlara göre âyitin bu bölümünün manası "Genç ihtiyar hep birlikte savaşa çıkın" demektir. Bu hususta, Muğire b. Numan diyor ki: "İtaatkâr ve iri vücutlu bir yaşlı adam vardı. Savaşa katılmak istedi. Sa'd b. Ebi Vakkas, onun savaşa katılmasına engel oldu. Yaşlı adam: "Allah zinde olanınız ve ağır hareket edeniniz, savaşa katılsın" buyuruyor dedi. Bunun üzerine onun, savaşa katılmasına izin verdi. Yaşlı adam savaşta öldürüldü. Ömer b. el-Hattab: "Haşimoğullarının dostu olan o yaşlı adam ne oldu?" diye sordu. Kendisini tanıyanlar da: "Ey mü’minlerin emiri o, öldürüldü." dediler. Hibban b. Yezid diyor ki: "Ben, Safvan b. Amr ile savaşa katıldım. Çok yaşlı ve zayıf bir adam gördüm. Öyle ki kaşları, gözlerinin üzerine düşmüştü, O adam Şam halkından idi. Savaşanlarla birlikte bineğinin üzerinde bulunduğ bir sırada yanıma vardı ve dedim ki: "Amca Allah seni mazur görmüştür." O da kaşlarını kaldırdı ve dedi ki: "Yeğenim, Allah, bizlerin, zinde ve ağır haraket edenlerimizin, hep birlikte savaşa katılmamızı istedi. Allah, sevdiğini imtihan eder. Sonra onu, eski haline getirir. Ve yaşatır, Allah, kullarından ancak şükredeni, sabredeni, zikredeni ve Allah'tan başkasına ibadet etmeyeni imtihan eder." b- Hakem'e göre maksat, meşguliyeti bulunmayan maksat ise "meşguliyeti bulunan" demektir. c- Ebû Salihe göre maksat, "zengin olanlar" maksat da "Fakir olanlar" demektir. d- Abdullah b. Abbas ve Katadeye göre maksat "Zinde olanları maksat ise "Zinde olmayanlar" demektir. e- Ebû Amr el-Evzaiye göre ise demek "Binekli olanlar" dernek ise "Yaya olanlar" demektir. f- ibn-i Zeyd ve diğer bir kısım alimlere göre ise maksat "Arazisi olmayan" maksat ise "Arazisi olan"dır. Böyle birinin arazisini teredip savaşa gitmesi kendisine ağır geldiğinden bunlara "Ağır hareket edenler" anlamına gelen sıfatı verilmiştir. Bu hususta Hadremi diyor ki: "Bir kısım insanlar, hasta veya yaşlı olduklarından dolayı savaşa katılmamaları sebebiyle günahkâr olmayacaklarını zannetiler. Bunun üzerine Allahü teâlâ "Güçlü olanınız da zayıf olanınız da savaşa katılsın." âyetini indirdi. Kimseye mazeret bırakmadı. Muhammed b. Şirin? diyor ki: "Ebû Eyyub el Ensari, Resûlüllah ile birlikte Bedir savaşına katıldıe. Sonra da müsülümaların yaptığı hiçbir savaştan geri kalmadı. Ancak bir yıl katılmadı. Ebû Eyyub bu âyeti okur ve şöyle derdi "Ben kendimi ya hissediyorum. Benim savaştan kopmam mümkün değildir. Ebû Raşid el- Harrani diyor ki: "Ben, Resûlüllah’ın süvarisi Mikdat b. Es-vedi, Humus şehrinin sarraflarının oturaklarından birinde oturduğunu gördüm. Onun vücudu büyük olduğu için oturağa sığmıyordu. O, savaşmak istiyordu Dedim ki: "Allah seni mazur görmüştür." Oda dedi ki: "bize Buûs sûresi (tevbe sûresi) gönderildi. Ve buyuruldu ki: "Güçlü olan, zayıf olan hep birlikte savaşa katılın." Taberi diyorki: "Bu âyette zikredilen ve kelimeleri hakkında bize göre doğru olan görüş şudur Allahü teâlâ, mü’minlere, düşmanlarına karşı kendi yolunca cihad etmelerine emretmiş, bu cihad, mü’minlere hafif gelse de zor gelse de ona katılmaları gerektiğini beyan etmiştir. Cihad etme kendisine hafif gelene, cihad etmeyi kolay bulan herkes dahildir. Bu kişinin cihad etmeye güç yetirmesinden, vücudun sağlığından, genç oluşundan, maddi imkânını bolluğundan, meşguliyetinin olmayışından, binek temin etme imkanından kaynaklanmış olabilir. Diğer yandan, cihad etme kendisine ağır gelene, cihad eteye zorlanan herkes dahildir. Bu, kişinin vücudunun zayıflığından, hasta oluşundan, maddi imkanının kıtlığından, arazisi ve geçimiyle meşgul olmasından binek temin edemeyişinden yaşının ileri olmasından ve çoluk çocuğunun kalabalık oluşundan kaynaklanmış olabilir. Madem ki, Allahü teâlâ, kitabında ve kelimelerini zikredilen bu hal ve sıfatlardan birine tahsis etmemiş, bu hususta Resûlüllahtan da herhangi bir haber zikredilmemiştir, o halde bu kelimeleri, genel anlamlarıyla alma ve cihad kendisine zor gelen veya kolay gelen her mü’minin, seferbelik. ilan edildiğinde cihada katılması gereklidir, demek doğru olan görüştür. Müslim b. Sabih, bu âyetin, Tevbe suresinin ilk inen âyeti olduğunu, söylemiş, Mücahid ise bu surenin yirmi beşinci âyetinin, surenin ilk inen âyeti olduğunu söylemiştir. |
﴾ 41 ﴿