48

Ey Rasûlüm, nitekim bunlar, daha önce de aranızda bozgunculuk çıkarmaya çalıştılar. Sana karşı çeşitli işler çevirdiler. Nihâyet hak geldi. İstemedikleri halde Allah'ın emri gelip oldu.

Ey Rasûlüm, Uhud savaşında, münafıkların başı Abdullah b. Ubeyy'in, taraftarlarıyla birlikte sizi bırakıp gitmeleri gibi, münafıklar, senin arkadaşlarım fitneye düşürmeyi istediler. Dinin olan İslâmı geçersiz kılmak için sana karşı nice dalavereler çevirdiler. Nihâyet Allah'ın hak olan zaferi geldi. Ve Allah'ın emri olan îslâm dini, onlar istemedikleri halde galip oldu.

Resûlüllah, sahabilerine Rumlarla savaşmak üzere hazırlanmalarını emretmiştir. Bu da insanların zor zamanlarına sıcağın şiddetli olduğu bir döneme memleketin kıtlık içinde olduğu bir devreye meyvelerin olgunlaştığı ve gölgelerin sevildiği bir mevsime rastlamıştır. Öyle ki insanlar, meyvelerinin başında ağaçların gölgelerinin altında durmayı istiyorlar, oradan ayrılmak istemiyorlardı. Resûlüllah, yapmış olduğu savaşların hemen hemen tümünde hedef şaşırtır, savaşacağı yönden başka bir yöne gideceğini ima ederdi. Tebük seferinde durum böyle olmadı. Mesafenin uzaklığı zamanın sıkıntılı oluşu ve düşman sayısının çok olması sebebiyle Resûlüllah bu seferi, insanlara açıkça anlattı ki, hazırlanıp tedbirlerini alsınlar. İnsanlara, cihada çıkacaklarını, Rumlarla savaşacaklarını emretti. İşi sıkı ve ciddi tuttu. Zenginlere, fakir olan askerlerin teçhizat ve bineklerini temin etmelerini emretti. Ordu hazırlandıktan sonra "Seniyyetül Veda" denen yerde ordusunu topladı. Abdullah b. Übey b. Selul de Seniyyetül Ve-da'dan daha aşağı bir yerde kendisine ait askerlerini topladı. Onun askerleri, Resûlüllah'ın ordusu haraket edince Abdullah b. Übey, Abdullah b. Nebtel, Resûlüllah'ın askerlerinden daha az değildi. Rifaa' b. Yezid gibi münafıkların ileri gelenleri, geri kalanlarla birlikte geride kaldılar, Allahü teâlâ da onların halini Resûlüllah’a bildirerek bu âyeti indirdi.

48 ﴿