72Allah, mü’min erkekelere ve mü’min kadınlara, altından ırmaklar akan, içinde devamlı kalacakları cennetler ve Adn cennetlerinden güzel meskenler vaadetmiştir. Allah rızası ise her şeyden daha üstündür. En büyük kurtuluş ise budur. Âyet-i kerime'den açıkça anlaşıldığı gibi Allahü teâlâ mü’min erkeklerle mü’min kadınlara, içinde ebedi olarak kalacakları cennetler vaadetmiştir. Allah'ın rızasını kazanmak ise, erişilebilecek nimetlerin en büyüğüdür. İşte bu büyük nimetler karşısında geçici dünya metaının ne kıymeti olabilir? İnsan, aklını kullanıp nimetlerin en yücesine ve ebedi olanına talib olmalıdır. Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem),mü’minlerin âhirette erişecekleri nimetlerden olan cennetleri bir hadis-i şerifinde şöyle vasıflandırdı yor: "îki cennet vardır ki kaplan ve içindeki her şeyi ile birlikte gümüştendir. Ve yine iki cennet vardır ki kaplan ve içindeki her şeyi ile birlikte altındandır. Buhari, K. et-Tevhid, bab: 24 / Müslim K. el-lmam, bab: 296 Hadis No: 180 Âyet-i kerime’de mü’min erkek ve kadınlara vaadedilen cennetlerin güzel meskenler oldukları zikredilmektedir, . îmran b. Husayn ve Ebû Hureyre, Resûlüllahin, cennetlerin bu güzelliklerini zikrederek şöyle buyurduğunu Rivâyet etmişlerdir: "Bu cennet, inciden bir köşktür. Köşkte kırmızı yakuttan, yetmiş site bulunmaktadır. Her sitede yeşil zeberced'den yetmiş ev bulunmaktadır. Her evde yetmiş yatak, her yatağın üzerinde farklı renklerden yetmiş döşek, her döşeğin üzerinde de hurilerden bir hanım bulunmaktadır. Her evde yetmiş sofra her sofranın üzerinde yetmiş türlü yemek bulunmaktadır. Ve her evde yetmiş hizmetçi mevcuttur. O zaman mü’mine bütün bunlara güç yetirecek kadar kuvvet verilecektir. Âyette zikredil în Adn" cennetlerinin nasıl cennetler oldukları hususunda çeşitli görüşler zikredilmiştir. Bir kısım âlimlere göre bunlar, içlerine girildikten sonra bir daha oradan çıkarılmayan cennetlerdir. Diğer bir kısım alimlere göre bunlar, Allahü teâlâ'nın sadece peygamberlere, siddıklara ve şehitlere tahsis ettiği özel cennetlerdir. Bu hususta Ebud derda diyorki: "Adn cenneti hiçbir gözün göremediği bir meskendir. Burada sadece Peygamberler, sıddıklar ve şehitler kalacaktır. Ka'bul Ahbar ise bu cennetlerin, bağlık ve bahçeliklerle dolu cennetler olduklarını söylemiş ve Süryanice'de "Adn" kelimesinin manasının "Bağlar ve bahçeler" demek olduğunu zikretmiştir. Abdullah b. Mes'ud da Adn cennetinin, cennetlerin ortası olduğunu söylemiştir. Hasan-ı Basri bu cennetin özel bir köşk olduğunu, bu köşkün, altından yapıldığını, buna ancak peygamberlerin, sıddıkların şehitlerin ve adaletli hakimlerin gireceğini söylemiştir. Dehhak bunun cennetin şehri olduğunu söylemiş, Ata da bunun bir nehir olduğunu zikretmiştir. Âyet-i kerime’de, Allah'ın rızasının, cennetler'den daha büyük bir değer taşıdığı zikredilmiştir. Bu hususta, Ebû Said el-Hudri, Resûlüllah’ın şöyle buyurduğunu Rivâyet etmiştir: "Allah, cennetliklere buyuracaktır ki: "Ey cennetlikler" Onlar da diyeceklerdir ki: "Buyur ya rab, emrine amadeyiz ve onunla mutlu oluruz." O da diyecektir ki: "Siz memun oldunuz mu?" Onlar da diyecekler dir ki; "Nasıl memnun olmayız? yaratıklarından hiçbir kimseye vermediklerini bize verdin. O da diyecektir ki: "Ben size bunlardan daha üstününü vereceğim" Onlar da diyeceklerdirki: "Ey rabbimiz, bunlardan daha üstün olan nedir?" O da diyecektir ki: "Ben size rızamı lütfedeceğim. Ondan sonra size bir daha gazap etmeyeceğim. Buhari, K. er-Rikak bab: 51 / Müslim, K. el-Cennet bab: 9 Hadis No: 2829 |
﴾ 72 ﴿