73Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla cilıad et. Onlara karşı sert davran .Onların varıp kalacakları yer cehennemdir. Orası, varılacak ne kötür bir yerdir. Ey Peygamber, sen kâfirlere karşı kılıç ve silahla savaş. Münafıklara karşı da dilinle ve delillerle savaş. Onları sindirmek için onlara sert davran. Bu, onların, dünyada iken çekecekleri cezadır. Âhirette ise vanp kalacakları yer, cehennemdir. Orası ne kötür bir yerdir!.. Müfessirler, bu âyette zikredilen, Resûlüllah’ın, münfaklara karşı savaşmasının ne şekilde olacağı hususunda farklı görüşler zikretmişlerdir. a- Abdulah b. Mes'ud'a göre Allahü teâlâ bu âyet-i kerime'de Resûlüllah'a: "Münafıklara karşı hem sözle hem de silahla savaşmasını emretmiştir Hazret-i Ali (radıyallahü anh) şöyle demiştir: "Resûlüllah’a dört kılıç verilmiştir. Bunlardan biri, müşriklerle savaşmak içindir. "Mukaddes olan haram aylar çıkınca müşrileri nerede bulursanız öldürün."(9/5) âyeti Celilesi bunu beyan etmektedir. Bu kılıçlardan ikincisi ehl-i Kitapla savaşmak içindir. "Kitap ehlinden Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Peygamberinin haram kıldığını haram saymayan ve hak din olan Islamı din edinmeyenlerle, boyun eğip cizye verinceye kadar savaşın."(9/29) âyet-i kerimesi bunu bildirmektedir. Bu kılıçlardan üçüncüsü ise münafıklarla ve bütün kâfirlerle savaşmak içindir. İşte bu âyet-i kerime de bunu açıklamaktadır. Dördüncüsü de, İslam devletine karşı gelen âsilerle savaşmak içindir. "Eğer mü’minlerden iki gurup birbirleriyle savaşırlarsa, aralarım bulup barıştırın. Eğer onlardan biri diğerine saldırmaya devam ederse, saldıran taraf Allah'ın hükmüne dönünceye kadar onlarla savaşın. Eğer Allah'ın hükmüne dönerse, aralarını adaletle bulup barıştırın. Her zaman âdil davranın. Şüphesiz ki Allah, âdil davrananları sever."549/9) âyeti kerimesi de bunu açıklamaktadır. b- Abdulah b. Abbas ve Dehhaka göre ise, Allahü teâlâ bu âyeti kerime'de Resûlüllah’a, münafıklara karşı sadece diliyle savaşmasını ve onlara yumuşak davranmamasını kâfirlere karşı ise silahla sevaşmasını emretmiştir. c- Hasan-ı Basri ve Katade'ye göre ise, Allahü teâlâ, bu âyet-i kerime'de, Resûlüllah’a, münafıklara islamın emrettiği cezaları uygulamasını emretmiş, kâfirlere karşı ise silahla savaşmasını bildirmiştir. Taberi, âyet-i kerime’de, kâfirlere karşı savaşma ile münafıklara karşı savaşmanın farklı olacağı zikredilmediğinden, her iki sınıfa karşı da genel birşekilde cihad edilmesi beyan edildiğinden, Abdullah b. Mes'uddan nakledilen birinci görüşü tercih etmenin daha doğru olduğunu, Allahü teâlâ'nın Resûlüllah'a münafıklara karşı da hem diliyle hem de eliyle savaşmasını emrettiğini söylemiştir. Resûlüllah'ın, müslümanların içinde bulunan münafıklara karşı savaşmaması ise, onların, kâfirliklerini söylemelerinden sonra, onu inkâr etmeleri ve ondan dönüp müsîüman olduklarını söylemiş olmalarındandır. Bu âyette ise münafıklardan, kâfir olduklarını açığa vurup ta onda devam edenlerle savaşılması emredilmiştir. Resûlüllah, münafıkların iç yüzlerini, Allah'ın bildirmesiyle öğrenmiş olmasına rağmen onların, teslimiyetçi dış görünüşlerine bakmış ve onlarla savaşmamıştır. |
﴾ 73 ﴿