74Onlar, söylemediklerine dair Allah’a yemin ettiler. Halbuki onlar, kâfirliğe götüren sözü söylediler. Müslüman olduktan sonra tekrar kâfir oldular. Erişemeyecekleri işe giriştiler. Onların kızmaları, sırf, Allah ve Resulünün, Allah'ın lütfuyla kendilerini zenginleşlirmesindendir. Eğer tevbe ederlerse bu onlar için daha hayırlıdır. Şâyet yüz çevirrirlerse Allah onları dünyada ve âhirette can yakıcı bir azapla cezalandırır. Yeryüzünde onların ne dostu ne de yardımcısı vardır. Münafıklar yalan yere yemin ederek, kendilerini İnkârcılığa götürecek bir şey söylemediklerini iddia ederler. Halbuki onlar, Tebük seferinden dönerken, kendilerini İnkârcılığa götürecek şuna benzer sözleri söylemişlerdir. "Eğer Me-dineye dönersek yemin olsunki en şerefli olan en zelil olanı oradan çıkaraacaktır. Münafıkta sûresi, 63/8 Onlar böylece, müslüman olduklarını ilan ettikten sonra tekrar kâfir olduklarını açığa vurdular. Peygamberi öldürme teşebbüsü gibi, erişemeyecekleri bir işe giriştiler. Onların, Peygambere karşı çıkmaları, sadace, Allah'ın ve Peygamberin, kendilerini birleştirip kaynaştırarak zengin etmesindendir. Evet onlar, Allah'ın lütfuyla ganimetlerden pay alarak zenginleşmişler, buna rağmen bu nimeti inkâr ederek İslama ve müslümanlara kızmak suretiyle kindar bir tutum içine girmişlerdir. Fakat bununla birlikte eğer tevbe edip nifaklarından vaz geçerlerse bu onlar için daha hayırlıdır. Şâyet yüz çevirir nkâriannda devam ederlerse, Allah onları, dünyada esir düşürme ve öldürtme gibi azaplarla, âhirette de cehennem ateşinde yakmakla cezalandıracaktır. Onların, yeryüzünde, kendilerini Allah'ın azabından kurtaracak ne bir dostları ne de bir yardımcıları bulunur. Bu âyet-i kerime’nin kimin hakkında indiği hususunda iki görüş zikredilmiştir. a- Urve b. Zübeyr, İbn-i İshak, Mücahid ve Abdullah b. Abbas'tan nakledilen bir görüşe göre bu âyet-i kerime, "Cülas b. Süveyd b. es-Samit" isimli bir kişi hakkında nazil olmuştur. Bu kişi önce münafık olmuş daha sonra ise tevbe edip bu halinden vaz geçmiştir. Urve diyor ki: "Bu âyet Cülas b. Süveyd hakkında nazil olmuştur. Bu kişi" Eğer Muhammed'in getirdiği doğru ise bizler, eşeklerden dahi kötüyüz." demiş, bunun üzerine onun üvey oğlu Mus'ab ona şu cevabı vermiştir. "Ey Allah'ın düşmanı! Allah’a yemin olsun ki, senin bu söylediğini Resûlüllah’a haber vereceğim. Çünkü ben bunu yapmazsam başıma bir bela geleceğinden veya senin suçundan dolayı hesaba çekileceğimden korkarım." Mesele Resûlüllah’a intikal edince, Cülası çağırmış ve ona: "Ey Cülas, sen şöyle şöyle söyledin mi?" demiş, Cülas da, söylemediğine dair yemin etmiştir. Bunun üzerine Allahü teâlâ "söylemediklerine dair Allah yemin ettiler." Âyetini indirmiştir. b- Katadeye göre ise bu âyet, Abdullah b. Übey b. Selul hakkında nazil olmuştur. Katade diyor ki: "Cüheyne ve Gifar kabililerine mensup olan iki kişi birbirleriyle kavga etmişler. Cüheyne kabilesi, Ensar ile savunma antlaşması yapan bir kabile idi. Gifar kabilesine mensup olan kişi Cüheyneliye galip gelmişti. Bunu gören münafıkların başı Abdullah b. Übeyy b. Selul, sabredemeyerek şöyle demiş "Ey ensar, kardeşinize yardım edin. Vallahi bizimle Muhammed," Besle köpeğini yesin seni (Besle kargayı oysun gözünü), diyenin anlattığı kimse gibiyiz." İbn-i Selul devamla şöyle demiştir: "Eğer Medineye dönersek yemin olsun ki en şerefli olan, en zelil olanı oradan çıkaracaktır." İbn-i Selulün bu sözü, Müslümanlardan bir kişi tarafından Resûlüllah’a bildirilmiş Resûlüllah da onu çağırıp sormuştur. O da böyle bir şey söylemediğine dair yeminler etmiş ve bunun üzerine işte bû âyet nazil olmuştur. Taberi, Âyetin, bu münafıklardan her ikisi hakkında da nazil olabileceğini söylemiştir. Âyet-i kerime’de "Onlar, erişemeyecekleri işe giriştiler." buyurulmaktadır. Müfessirler, burada zikredilen "Onlar"dan kimlerin kastedildiği ve erişemeyecekleri beyan edilen şeyden neyin kastedildiği hususunda çeşitli görüşler zikretmişlerdir. Mücahide göre "Onlar"dan maksat münafıklar "Erişemeyecekleri işlemden maksat da onların eleştirilerine karşı çıkan mü’mini öldürmek istemeleridir. Yine Mücahidden nakledilen diğer bir görüşe göre burada zikredilen "Onlar"dan maksat, Cülas b. Süveyd'dir. "İstediği fakat erişemeyeceği şey"den maksat ise Resûlüllahı öldürmeyi kastetmektedir. Diğer bir kısım alimlere göre ise "Onlar'den maksat, Abdullah b. Üby b. Selûl'dür "Kastettiği ve erişemeyeceği şey"den maksat ise: "Yemin olsun ki eğer Medine'ye döncek olursak aziz olanlar (Medine'nin yerlileri) zelil olanları (Muhacirleri) oradan çıkaracaklardır." sözüdür. Âyet-i kerime’de "Onların kızmaları, sırf Allah'ın ve Resulünün Allah'ın lütfuyla kendilerini zenginleştirmesindendir." buyurulmaktadır. Bu münafik'ın zenginleştirilmesi, öldürülen kölesinin fidyesinin ödenmesiyle olmuştur. Resûlüllah, kölesi öldürülen Cülas'a veya Abdullah b. Übey'e on iki bin dirhem diyet ödemiş, böylece o münafık, zengin olmuş, buna rağmen, Resûlüllah’a ve mü’minlere dil uzatmaktan geri durmamıştır. |
﴾ 74 ﴿