77Allah’a vaadettiklerini tutmamaları ve yalan söylemeleri sebebiyle Allah, kendi huzuruna çıkıncaya kadar onların kalblerine nifakı yerleştirdi. Sonunda Allah, onların kalblerine, ülüpte Allah'ın huzuruna çıkma zamanına kadar münafıklığı yerleştirdi. Bunun sebebi, Allah’a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemiş olmalarıdır. Taberi diyor ki: Bu âyet-i kerime, münafıkların alametlerini beyan etmiştir ki, bunlar da, Resûlüllah’ın bildirdiği gibi üç'tür. Konuştuğunda yalan söyler, verdiği sözden cayar ve kendisine emanet edilene ihanet eder. Resûlüllah buyurmuştur, ki: "Münafıkın alameti üç'tün Konuştuğunda yalan söyler, vaadettiğinde ondan döner. Müslim, K. el-îman bab: 107, Hadis No: 59 Hadisin diğer bir Rivâyeti şöyledir: "Oruç tutsa, namaz kilsa, Müslüman olduğunu zannetse de münafıkın alâmeti üçtür." Muhammed el- Mahremi özetle şunları söylemiştir: "Ben, Hasan-ı Basrinin, bu hadisi okuduğunu işittim ve ona dedim ki: "Ey Ebû Said, bir kişinin bende alacağı olsa, onu istese, bende de vereceğim şey olmasa ve adamın beni hapsedip helak edeceğinden korksam ve ona borcumu ayın başında ödeyeceğimi vaadetsem de sonra onu yapmasam ben münafık mı olurum?" O da dedi ki: "Hadis böyle gelmiştir." Sonra dedi ki: "Abdullah b. Ömer anlattı ki, babası Ömer, ölüm anında "Filanı evlendirin. Çünkü ben onu evlendireceğimi vaadetmiştim. Allah'ın huzuruna üçte bir münafıklıkla çıkmayayim." demiş. Dedim ki: "Ey Ebû Said, kişinin üçte biri münafık üçte ikisi de mü’min olur mu?" Dedi ki: "Hadis böyle gelmiştir." Bunun üzerine ben delil karşsında sustum. Sonra Atâ b. Ebi Rebahla karşılaştım. Hasan'la konuştuklarımı ona anlattım. O da bana dedi ki: "Sen, Yusuf (aleyhisselam)'ın kardeşlerini ona niçin anlatmadın. Onlar, babalarına va-ad edip te vaadlerinden dönmediler mi? Ona konuşup yalan söylemediler mi?" Yakup kardeşlerini kendilerine emanet ettikten sonra ona ihanet etmediler mi? Onlar münafık mıydı? Onlar peygamber değil miydi. Hatta babalan, dedeleri peygamber değilmiydi?" Bunun üzerine Atâ'ya dedim ki: "Ey Ebû Muhammed, münafıklığın aslının ne olduğun ve bu hadisin aslında ne ifade ettiğini bana anlatır mısın?" O da dedi ki: "Cabir b. Abdullah bana anlattı ki Resûlüllah bu ha-dis-i şerifini özellikle münafıklar hakkında söylemiştir. Münafıklar, Resûlüllah’a konuştuklarında ona yalan söylediler, Resûlüllah, Sahabelerine Ebû Süfyanın kervanı ile birlikte belli bir yerde olduğunu bildirip onu gizlemelerini emrettikten sonra münafıklar, bu emanete ihanet ederek, Mekke müşriklerine, Resûlüllah’ın, üzerlerine gitmek istediğini bildirdiler. Resûlüllah ile birlikte savaşa çıkacaklarını vaa edip daha sonra bu vaadlerinden döndüler. "Ey Ebû Muhammed, sen, Hasanla görüştüğünde ona selam söyle bu hadisin asıl maksadını ve sana söylediklerimi ona anlat." Bunun üzerine ben Hasan'la karşılaştım. Ona, Atâ ile konuştuklarımızı anlattım. O da dedi ki: "Ey Irak halkı, sizler bu adam gibi olamıyorssunuz. Bakın bu benden bir hadis dinledi, oniı hemen kabul etmedi. Gidip onun aslını araştırdı. Evet Atâ doğru söylemiş, hadisin asıl maksadı budur. O, özellikle münafklar hakkındadır." |
﴾ 77 ﴿