18Rablerini inkâr edenlerin amelleri, fırtınalı bir günde, rüzgârın savurduğu küle benzer. Kazandıklarını ellerinde tutamazlar, İşte en büyük sapıklık budur. Allahü teâlâ, kendisine kulluk etmeyen, Peygamberlerini yalanlayan ve amellerini sağlam temellere oturtmayan kâfirlerin, dünyada yapmış oldukları amelleri, şiddetli bir fırtınanın savurduğu küle benzetiyor. Rüzgâr nasıl bu külden hiçbir zerre bırakmaz, savurup götürürse, işte âhirette kâfirlerin amellerinden de hiçbirşey ellerinde kalmaz. Âyet-i kerime’den anlaşılmaktadır ki, kâfirlerin dünyada yaptıkları hayır gibi görünen işlerin, âhirette kendilerine hiçbir faydası yoktur. Bu husus, çeşitli âyet-i kerimelerde çeşitli benzetmelerle beyan edilmiştir. O âyetlerde şöyle buyurulmaktadır: "Kavminin, inkâr eden, âhirete kavuşmayı yalanlayan ileri gelenleri -Ki biz onları dünyada refah içinde yaşatmıştık- Şöyle dediler: "Bu, sizin gibi beşerden başka birşey değildir. Yediklerinizden yer, içtiklerinizden içer. Furkan Sûresi, âyet: 23 "Onların bu dünya hayatında sarfettikleri şeyin durumu; Kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerine isabet edip onu yok eden çok soğuk bir rüzgârın durumuna benzer. Onlara Allah zulmetmedi fakat onlar, kendi kendilerine zulmettiler. Ai-iîmran Sûresi, âyet: 117 "Ey iman edenler, malını, insanlara gösteriş için harcayan ve Allah’a, âhiret gününe iman etmeyen kimse gibi, başa kakarak ve eziyet yaparak sadakalarınızı boşa çıkarmayın. Böyle bir kimsenin durumu, üzerinde toprak bulunan kaygan bir kayaya benzer ki, ona şiddetli bir yağmur isabet eder. Üzerindekini götürüp çıplak bir taş bırakır. İşte bunlar da kazandıklarından birşey elde edemezler. Allah, kâfir bir topluluğu hidâyete erdirmez. Bakara Sûresi, âyet: 264 |
﴾ 18 ﴿