19

Fakat onlar: "Ey rabbimiz, seferlerimizin mesafelerini uzat." dediler ve kendi kendilerine zulmettiler. Bunun üzerine biz. de onları, söylenegelen misaller yaptık. Onları darmadağın ellik. Şüphesiz ki bunda, sabredip şükreden herkese nice ibretler vardır.

Oralarda yaşayan insanlar: "Rabbimiz, yolculuk yaptığımız konakların aralarını birbirinden uzaklaştır." dediler. Yemen'le Şam'ın arasına vadilerin ve çöllerin konmasını islediler. Böylece binekler kullanarak ve azık alarak yolculuk yapmak istiyorlardı. Bu da orada yaşayan insanların ne kadar gafil ve cahil olduklarını göstermektedir.

Allahü teâlâ bu kavmin isteklerini hemen yerine getirdi. Üzerlerine "Arim" selini gönderdi, ülkelerini yıkıp mahvetti. Böylece yabani meyveler ve ılgmiıklardan başka birşey kalmadı. Böylece o eski ihtişamları masal haline geldi. Bundan sonra, bölünüp parçalanan toplumlar için "Sebe' halkı gibi bölündüler." sözü bir darb-ı mesel oldu. Sebe'liler, memleketleri harabeye döndükten sonra çeşitli yerlere dağılarak oralarda mesken tutma zorunda kaldılar.

Şa'bî diyor ki: "Gassaniler Şam topraklarına gittiler, Enmar, Medine'ye yerleştiler. Huzaa kabilesi Tihame bölgesine gitti. Ezdi'ler ise Uman bölgesine yerleştiler.

Allahü teâlâ, âyet-i kerime’nin sonunda, Sebe' halkını parça parça edip çeşitli ülkelere dağıtmasında, Allah’a karşı kulluk vazifelerini yerine getiren sabırlı insanlar için büyük ibretler bulunduğunu beyan ediyor ve bunlardan ders alınmasını emrediyor.

19 ﴿