23Allah'ın nezdinde, izin verdiğinden başka kimsenin şefaati fayda vermez. Nihâyet kalblerindeki korku giderilince birbirlerine: "Rabbiniz ne buyurdu?" derler. Kendilerine sorulanlar da: "Hakkı söyledi, o herşeyden yücedir, herşeyden büyüktür." derler. Allah’ı teala bu âyet-i kerime’de, âhirette kendisine izin vermediği hiçbir kimsenin, günahkâr kulların affı için şefaatçi olamayacağını beyan etmektedir. Bu hususta Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır: "Kıyamet gününde mü’minler bir araya toplanır: "Rabbimiz nezdinde bir şefaatçi bulsîk." derler. Âdem'e gelirler ve ona: "Sen insanların babasısın Allah seni bizzat kendisi yarattı, meleklerini sana secde ettirdi ve sana herşeyin ismini öğreti. Bizim için, rabbin katında şefaatçi ol da bizi bulunduğumuz bu yerden kurtarsan." derler. Âdem: "Ben bu işte yokum." der. Ve işlediği günahı hatırlar ve utanır. Ve onlara: "Siz Nuh'a gidin. Çünkü o, Allah'ın, yeryüzüne göndermiş olduğu ilk resuldür." der. İnsanlar Nuh'a giderler. Nuh: "Ben bu işte yokum." der. O, rabbine, hakkında bilgisi olmadığı birşeyi sorduğunu hatırlar ve utanır Nuh'un, rabbine sorduğu soru, oğlu hakkındaydı ve şöyle demişti: "Ey rabbim, şüphesiz ki oğlum ailemdendir. Senin, aileme helak etmeme vaadin haktır. Sen de hükmedenlerin en adalatlisisin." dedi. Allahü teâlâ da şöyle buyurdu: "Ey Nuh, o senin ailenden değildir. Çünkü o, iyi olmayan bir amel sahibidir. O halde bilmediğin şeyi benden isteme." (Hud Sûresi, âyet: 45-46) Ve der ki: "Siz, rahman olan Allah'ın dostu İbrahim'e gidin." İnsanlar ibrahim'e giderler. İbrahim: "Ben bu işte yokum. Siz, Allah'ın kendisiyle konuştuğu ve kendisine Tevratı verdiği Mûsa'ya gidin," der. İnsanlar Mûsa'ya giderler. Mûsa: "Ben bu işte yokum." der ve kısası gerektirmediği halde bir insanı öldürdüğünü hatırlatarak rabbinden utanır ve der ki: "Siz, Allah'ın kulu , Peygamberi, kelimesi ve ruhu olan İsa'ya gidin." İsa da "Ben bu işte yokum. Siz, Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)e gidin. O, geçmiş ve gelecek günahları affedilen bindir." der. İnsanlar bana gelirler. Ben, izin almak için rabbirne giderim. Bana izin verilir. Rabbimi görür görmez secdeye kapanırım. O beni, dilediği kadar secdede bırakır sonra bana: "Başını secdeden kaldır, dileyeceğini dile, dilediğin sana verilecektir. Konuş, sözün dilenecektir, şefaatçi ol şefaatin kabul edilecektir."denilir. Bunu üzerine ben başımı kaldırır rabbime, bana öğreteceği şekilde hamdederim. Sonra şefaatçi olurum. Bana, belli bir sınır tayin edilir, ben onların cennete girmelerini sağlanın. Sonra tekrar rabbime dönerim. Rabbimi görür görmez aynı şeyleri yaparım. Sonra şefaatçi olurum. Tekrar bana bir sınır tayin edilir. Onların da cennete girmelerini temin ederim. Sonra üçüncü ve dördüncü defa aynı şeyleri ya-panm ve derim ki: "Ey rabbim, cehennemde Kur'arw Kerimin kalacaklarını bildirdikleri ve ebedi olarak kalmaları gereken insanlar dışında kimse kalmamıştır. Buhari, K. Tefsir el-Kuran, Sûre 2, bab: 1 / Müslim, K. el-İman, bab: 322, Hadis no: 193. Allahü teâlâ bu âyet-i kerime’de, ayrıca bir kısım varlıkların kalblerindeki korku giderilince birbirlerine "Rabbiniz ne dedi?" diye soracaklarını ve "Hak dedi" cevabını alacaklarım beyan etmektedir. Buradaki "Kalblerinden korku giderilenlerden maksat, Abdullah b. Mes'ud, Mesruk ve diğer âlimlere göre meleklerdir. Taberi de bu görüşü tercih etmiştir. Zira, Allahü teâlâ herhangi bir hususta hükmünü verince melekler ve o emrin haşmetinden korkuya kapılırlar ve kendilerinden üstün olan diğer meleklerden, ilahi emrin ne olduğunu sorarlar onlar da emrin, hak bir emir olduğunu söylerler. Bu hususta Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: "Allah, gökte bir işin yerine getirilmesine hüküm verince melekler, Allah'ın emrine boyun eğdiklerini belirtmek için kanatlanın birbirine çarparlar. Allah'ın emri, kayalar üzerinde ses çıkaran zincir sesine benzer bir ses çıkarır. (Bu yüzden melekler korkuya kapılırlar) Nihâyet meleklerin kalbinden korku gidince diğer meleklere: "Rabbiniz ne buyurdu?" diye sorarlar. Onlar da "Hakkı söyledi." derler. O, herşeyden yücedir, herşeyden büyüktür." derler. Buhari, K. Tefsir el-Kur'an, Sûre 34, bab: 1 Diğer bir kısım âlimlere göre ise buradaki "Kalblerinden korku giderilenler." Şeytanın kendilerine güven verdiği müşrikler ve kâfirlerdir. Bunlar ölüm halindeyken ve kıyamet gününü müşahade ettiklerinde birbirlerine: "Rabbiniz ne buyurdu?" diye soracaklar. "Rabbiniz hakkı buyurdu. " cevabını alacaklar ve böylece dünyada iken gaflet ve sapıklık içinde olduklarını anlamış olacaklardır. |
﴾ 23 ﴿