46

Ey Rasûlüm, sen onlara şöyle de: "Size bir tek öğüdüm var. İkişer ikişer ve teker teker Allah’a yönelin. Sonra düşünün. Arkadaşınızda delilikten hiçbir eser yoktur. O, şiddetli bir azabın gelip çatmasından önce sizi uyaran bir peygamberden başka birşey değildir."

Ey Rasûlüm, kavminin müşriklerine de ki: "Ey kavim, ben size tek bir şeyi öğütlüyorum. İkişer ikişer olarak karşı karşıya gelip Muhammed'de herhangi bir delilik olup olmadığı hususunda tartışın. Sonra herhangi biriniz tek başına kalıp düşünsün. Onda bir delilik bulunup bulunmadığını iyice incelesin. Böyle yaptığınız takdirde anlayacaksınız ki sizinle beraber bulunan Muhammedd'e herhangi bir delilik yoktur. O sizi şidddetli bir azabın gelip çatmasından önce uyaran bir Peygamberden başkası değildir.

Allahü teâlâ bu âyet-i kerime’de, müşrikleri, Resûlüllah hakkında iyice düşünüp insaflı olmaya davet ediyor ve Resûlüllah’ın, müşriklerin iddia ettikleri delilik vb. hastalıklardan uzak olduğunu bildiriyor.

Âyet-i kerime’de, ayrıca Resulallahın, Allah’a isyan edenleri, gelecek şiddetli bir azapla uyardığı beyan ediliyor.

Abdullah b. Abbas diyor ki:

"Bir gün Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) Safa tepesine çıktı ve Vay sabahleyin başıma gelenler!... "(Ey insanlar) diye seslendi. Kureyş onun yanına toplanıp: "Ne var?" diye sordular. Resûlüllah: "Şâyet, düşmanın size sabah veya akşam baskınına geldiğini bildirecek olsam bana inanır mısınız?" dedi. Kureyşliler: "Evet, inanırız" dediler. Bunun üzerine Resûlüllah" "Şüphesiz ki ben sizi, şiddetli bir azabın gelip çatacağı (haberiyle) uyarıyorum." dedi. Bunun üzerine Ebû Leheb: "Kahrolası, bizi bunun için mi buraya topladın?" diye cevap verdi. Buunun üzerine Allahü teâlâ: "Elleri krusun Ebû Lehebin. Zaten kurudu da... "âyetini indirdi. Buhari. K. Tefsir el Kur'an, Sûre; 34, bab: 2

46 ﴿