43Nezdimizden bir rahmet ve akıl sahiplerine bor öğüt olmak üzere, biz ailesini ona bahşettik ve bir o kadar da artırdık. Ey Rasûlüm, sen, kulumuz Eyyub'u an. Bir zaman o, içine düştüğü sıkıntıdan dolayı rabbine nida ederek şöyle demişti. "Rabbim, şüphesiz ki şeytan beni yıprattı. Bana çile ve meşakkat verdi. Biz de ona: "Sen ayağını yere vur. Senin için, yıkanılacak ve içilecek bir soğuk su çıkardık." dedik. Vehb b. Münebbih diyor ki: "Eyüp (aleyhisselam) Allah'ın emri üzerine ayağını yere vurdu. Oradan bir pınar kaynadı. Eyüp onun içine girip yıkandı. Allah da ondan bu yolla bütün dertlerini giderdi. Taberi ve İbn-i Ebi Hatim, Enes b. Mâlik'in, Hazret-i Eyüp hakkında Resûlüllah'tan şunu Rivâyet ettiğini söylemişlerdir: "Resûlüllah buyurdu ki: "Allah'ın peygamberi Eyüb'ün derdi on sekiz sene devam etmiştir. Uzak yakın herkes onu terketmiştir. Ancak kardeşlerinin en samimilerinden olan iki kişi onu terketmemişlerdir. Sabah akşam onun yanına gidip gelmişlerdir. Bu kişilerden biri diğerine şöyle demiştir: "Biliyor musun Eyüp öyle bir günah işlemiş ki, âlemlerden hiçbir kimse o günahı işlememiştir. Arkadaşı "Nedir o günah?" diye sormuş o da: "On sekiz seneden beri Allah ona merhamet edip ondaki derdi gidermemiştir. (Bu da onun böyle bir günah işlediğini gösterir) demiştir. Bu iki kişi Eyüb'ün yanına gidince, kendisine Eyüb'ün günah işlediği anlatılan kişi sabredemeyip bunu Eyüb'e anlatmıştır. Bunun üzerine Eyüp demiştir ki: "Senin ne dediğini anlamıyorum. Ancak Allah da biliyor ki, ben, birbiriyle tartışan ve tartışırken Allah’ı da sözlerine katan iki adamın yanından geçtiğim zaman evime dönüyor, Allah’ı hak dışında anmalarını çirkin görerek onlardan uzak duruyordum." Eyyub (aleyhisselam) tuvalet için dışarı çıkıp ihtiyacını giderdiğinde hanımı onun elinden tutuyor ve onu yerine getiriyordu. Birgün tuvalet ihtiyacı sırasında geç kaldı. Bu arada Allahü teâlâ Eyyub (aleyhisselam)a: "Ayağım yere vur işte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su." âyetini indirdi. Katlın, Eyyub'un geç kalmasından telaşlanmıştı. Ne yaptığını görmek için ona doğru döndü ve Eyyub'u karşısında gördü. Allah ondan derdini gidermişti. O, en güzel halindeydi. Katlın onu görünce: "Maşallah Bârekallah. Sen, Allah'ın dertlenen peygamberini gördünmü? Allah’a yemin olsun ki o sağlam iken ona senden daha çok benzeyen birini görmedim." dedi. Bunun üzerine Eyyub" Ben işte o peygamberim." dedi. Eyyub'un bir buğday bir de arpa ambarı vardı. Allah iki bulut gönderdi. O bulutlardan biri buğday ambarının üzerine gelince oraya altın akıttı. Öyle ki ambar dolup taştı. Diğer bulut ise arpa ambarının üzerine gümüş akıttı o da dolup taştı. Peygamberefendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: "Bir gün Eyyub soyunmuş yıkanırken onun üzerine altından çekirgeler düşmeye başladı. Eyyub onları avuçlayıp elbisesine doldurmaya başladı. Bunun üzerine rabbi ona: "Eyyub, ben seni, bu gördüklerine muhtaç olmayacak bir hale getirmedim mi?" diye seslendi. Eyyub: "Şerefine yemin olsun ki evet. Fakat ben senin bereketinden müstağni olamam." dedi. Buhari, K.el-Ğusl, bab: 20, K. et-Tevhid, bab: 35, K. el-Enbiya, bab: 20, Nesai, K.el-Ğusl, bab: 7. |
﴾ 43 ﴿