45

Ey Rasûlüm, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor, biz, rahman olan Allah’tan başka ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız?

Âyet-i kerime’de, peygamberimize, kendisinden önce geçen peygamberlerden tevhid inancını sormasını isteniyor.

İbn-i Zeyd, bu soruyu İsra ve Miraç gecesinde, Resûlüllah’ın bütün peygamberlerin ruhlarına imamlık yaptığı sırada sormasının istendiğini fakat Resûlüllah’ın, Allah'ın kendisine bildirdiği şeylere kesin olarak inanmasından dolayı böyle bir soruyu sormadığını beyan etmiştir. Şu âyet-i kerime’de de durumun böyle olduğunu söylemiştir. "Ey Rasûlüm, eğer sana indirdiğimizden şüphe ediyorsan, senden önce kitap okuyanlara sor. Şüphesiz ki sana, rabbin tarafından hak gelmiştir. O halde asla şüphe edenlerden olma Yunus sûresi, Âyet: 94

Çünkü Resûlüllah kendisine indirilenlerden ne şüphe etmiş ne de bu durumu peygamberlere ve ehl-i kitaba sormuştur.

Mücahid, Süddî, Katade ve Dehhak'a göre ise Allahü teâlâ bu âyette Resûlüllah’a ehl-i kitabın mümimlerine, tevhid inancını sormasını emretmiştir. Her ne kadar âyette peygamberlerden sorulması emredilmişse de peygamberler, Resûlüllah’ın döneminde hayatta olmadıklarından ve onlara gönderilen kitaplar, kendilerine inanan ehl-i kitabın elinde bulunduğundan, meselenin onlardan sorulması kasdedilmiştir. Taberi de bu görüşü tercih etmiş ve şu âyetten de meselenin böyle anlaşıldığını söylemiştir. "Ey iman edenler, Allah’a itaat edin, peygambere ve sizden olan idarecilere de itaat edin. Eğer, Allah’a ve âhiret gününe iman ediyorsanız, aranızda herhangi bir şeyde anlaşmazlığa düştüğünüz zaman onun hükmünü Allah’a ve peygambere havale edin. Bu, daha hayırlıdır. Ve netice bakımından daha güzeldir. Nis;i Sûresi, Âyet: 59.

Âyet-i kerime’de, hakkında anlaşmazlığa düştüğümüz meselenin hükmünün, Allah ve Resulüne havala edilmesi emredilmektedir. meselenin hükmü bizzat Allah’a ve Resulüne havale edilemeyeceğine göre burda meselenin, Allah'ın kitabı ve Resûlüllah’ın sünnetine havale edilmesinin emredildiği anlaşılmaktadır.

45 ﴿