72

“Onlar, çadırlardan ayrılmayan iri gözlü hurilerdir.”

O kadınlar, kendilerine ait olan evlerinden çıkmayan ve gözlerini kocalarından ayırmayan güzel gözlü hurilerdir.

Âyette geçen ve "İri gözlü" diye tercüme edilen kelimesinden maksat, Mücahid'e göre "Beyaz", Dehhak'a göre "Gözleri güzel", Süfyan es-Sevri'ye güre ise "Gözünün beyazı çok beyaz, siyahı da çok siyah olan" demektir.

Âyette zikredilen ve "Çadırlardan ayrılmayan" diye tercüme edilen kelimesinden maksat ise Mücahid ve Rebi'e göre, "Gözlerini kocalarından ayırmayan" demektir. Ebul Âliye, İbn-i Abbas, Muhammed b. Ka'b, Dehhak ve Hasan-ı Basri'ye göre "Bulundukları çadırlardan ayrılmayan, yollarda gezip dolaşmayan" demektir.

Taberi, âyetin genci ifadesinin her iki görüşü de kapsar mahiyette olduğunu söylemiştir.

Âyette zikredilen "Çadırlardan maksat, evlerdir. Ancak buradaki evler, içi oyulmuş inci'den yapıldığından çadırlar şeklindedir. Bu hususta Peygamber efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor:

"Mü’minin, cennette, içi oyulmuş bir inciden çadırı vardır. Boyu altmış mildir, her köşesinde mü’minin aile efradı bulunmaktadır. Bunlar birbirlerini görmezler. Mü’min bunları ziyaret eder." Müslim, K.el-Cenne, bab: 23,24,25, Hadis no: 2838/Buhari, K. Tefsirel-Kur'an, Sûre; 55, bab: 2

72 ﴿