7“Varlıklı kimse nafakasını, varlığı ölçüsünde versin. Rızkı dar olan da Allah'ın kendisine verdiği kadar versin. Allah kişiyi ancak verdiği şeyle mükellef tutar. Allah güçlükten sonra kolaylık getirecektir.” Karısını kesin olarak boşayan kimse, mali imkanı iyi ise boşadığı kadına, çocuğunu emzirme ücreti olarak kadına ve emzirilen çocuğuna iyi olan maddi imkanı nisbetinde harcamada bulunsun. Mali imkanları dar olanlar da Allah'ın kendilerine verdiği kadanyla harcasınlar. Allah, nafaka vermekle yükümlü olan hiçbir kimseyi kendisine verdiği kadanndan fazlasıyla mükellef kılmaz. Maddi imkanları dar olan fakirler, zenginler kadar nafaka vermekle yükümlü tutulmazlar. Allah, maddi imkanı dar olanın zor durumunu kolaylaştıracak ve ona imkan verecektir. *Âyet-i kerime’de: "Allah kişiyi ancak verdiği şeyle mükellef tutar." buyurulmaktadır. Süddi'ye göre bu ifadeden maksat zenginin fakir gibi mükellef olmamasıdır. Süfyan es-Sevri'ye göre ise bu ifadeden maksat, "Allah kişiyi ancak gücünün yettiği ile mükellef tutar." demektir. Hüşeym'e göre ise bu ifadeden maksat, "Allah kişiyi ancak farz kıldığı kadarıyla mükellef tutar." demektir. İbn-i Zeyd'e göre ise bu ifadeden maksat, "Allah kişiyi ancak ona verdiği mal kadarıyla mükellef tutar. Sadaka verme gücünde olmayanı sadaka vermekle, zekat verme gücünde olmayanı zekat vermekle mükellef tutmaz." demektir. Âyet-i kerime’nin sonunda "Allah, güçlükten sonra kolaylık getirecektir." buyurulmaktadır. Bu hususta Peygamber efendimizin şöyle buyurduğu Rivâyet edilmektedir: "Ebû Hureyre (radıyallahü anh) diyor ki: "Önceki zamanlarda bir erkek ve karısı (varmış) ve bunlar (geçimleri için) bir maddi imkan elde edemiyorlarmış. Bir gün erkek bir yolculuktan çok aç bir vaziyette dönmüş. Hanımının yanına gelince "Yiyecek bir şey var mı?" diye sormuş, karısı "Evet, müjde sana Allah'ın rızkı geldi." demiş. Adam kadına acele ettirerek "Vay haline eğer yanında bir şey varsa getir." demiş, kadın da: "Biraz sabret biz Allah'ın rahmetini bekliyoruz." demiştir. Adam bir hayli bekledikten sonra "Vay haline kalk sağı solu araştır. Eğer bir şey varsa getir. Çünkü ben bittim, tükendim." demiş, kadın: "Evet, şimdi tandır ekmeği pışınr, acele etme " demiş. Adam: Biraz susmuş ve tekrar kadına bir şeyler söylemeye hazırlanırken kadın kendi kendine şöyle demiş: "Kalkıp tandırıma bir baksarn Kalkmış tandıra bakmış bir de ne görsün tandır koyunun yanlarıyla dolu El değirmeni de un öğütüyor. Kadın el değirmeninin yanına vardı unları silkeleyip topladı Tandırda bulunan koyun yanlanın çıkardı... Peygamber efendimiz buyuruyor ki: "Canım kudret elinde olan Allah’a yemin olsun ki eğer o kadın değirmenin ununu silkelemeden alacak olsaydı o değirmen kıyamete kadar o kadın için un öğütecekti." Ahmed b. Hanbel, Müsned, C.2, S.421 |
﴾ 7 ﴿