38

Cebrâil ve meleklerin saf saf dizildikleri günt rahman olan Allah'ın izin verdiği ve doğru konuşan hariç, onun huzurunda kimse konuşamaz.

"Cebrâil" diye tercüme edilen "Ruh" kelimesi. Dehhak ve Şa'bî tarafından bu şekilde izah edilmiştir.

Abdullah b. Mes'utl ve Abdullah b. Abbas tarafından nakledilen diğer bir görüşe göre "Ruh" kelimesinden maksat, meleklerin, yaratılış bakımından en büyük olanıdır.

Mücahid. A'meş ve Ebû Salih'e göre ise "Ruh" kelimesinden maksat, insan şeklinde olan ve fakat insan olmayan diğer yaratıklardır.

Katade ve Hasan-ı Basri'ye göre ise "Ruh" kelimesinden maksat insanlardır.

Abdullah b. Abbas'tan nakledilen tliğer bir görüşe göre de "Ruh"tan maksat, insanların ruhlarıdır. Bu izaha göre âyetin manası şöyledir: "Birinci sur ile ikinci sur arasında, ruhlar bedenlere iade edilmeden önce onlar ve melekler saf saf dizildikleri zaman, rahman olan Allah'ın izin verdiği ve doğru konuşan hariç, onun huzurunda kimse konuşamaz"

İbn-i Zeyd ise babasının, "Ruh"tan maksadın. "Kur'an" olduğunu söylediğini ve şu âyeti okuduğunu söylemiştir. "Ey Rasûlüm, böylece biz sana emrimizle bir ruh (insanlar için bir hayat olan Kur'an) vahyettik. Sen önceleri kitap nedir iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu bir nur kıldık. Kullarımızdan dilediğimizi onunla hidâyete erdiririz. Şüphesiz ki sen dosdoğru bir yolu gösteriyorsun." Şura Sûresi, 42/52

Taberi, burada zikredilen "Ruh"tan maksadın. Allah'ın yaratıklarından bir yaratık olduğunu, bu yaratığın zikredilen şeylerden herhangi birisi olabileceğini, kelimeyi bunların birine tahsis etmenin doğru olmadığını, çünkü buna dair herhangi bir nass bulunmadığım söylemiştir.

Âyet-i kerime’de, Rahman olan Allah'ın izin verdiği ve doğru konuşan hariç kimsenin, Allah'ın huzurunda konuşamayacağı zikredilmektedir. Buradaki "Doğru söyleyenler"den maksat, İkrime'ye göre meleklerdir. Allah, cennetlikleri cennete cehennemlikleri de cehenneme sevkeîtiğinde melekler bunlardan her birinin nereye gittiğini soracaklar, gittikleri yerleri öğrenince de kâfirler için "Bu, onların yaptıklarının karşılığıdır. Allah onlara zulmetmemiştir." diyeceklerdir. Mü’minler için de "Allah'ın rahmetiyle cennete giriyorsunuz." diyeceklerdir.. İşte kıyamet gününde doğru söyleyen o meleklerin konuşmasına izin verilecektir.

Abdullah b. Abbas, Mücahid, Ebû Salih ve yine İkrime'den nakledilen diğer bir görüşe göre burada zikredilen "Doğru söyleyenlerden maksat, dünyada iken kelime-i şehadet getirip onun gereğince amel edenlerdir. Âhirette sadece bu insanların konuşmasına izin verilecektir.

Taberi, âyetin bu izahlardan herhangi biriyle tahsis edilmesinin doğru olmadığını, manasının hepsini kapsar mahiyette olduğunu söylemiştir.

38 ﴿