40Eğer siz ona yardım etmezseniz biliyorsunuzâ Allah ona yardım etti: o küfr edenler onu çıkardığı sıra ikinin biri iken, ikisi Gardeler iken, ki, o lâhzada arkadaşına "mahzun olma çünkü Allah bizimle beraber diyordu, derken Allah onun üzerine sekinetini indirdi. Onu da görmediğiniz ordularla te'yid buyurdu da öyle yaptı ki, o küfredenlerin kelimesini en alçak etti, Allah’ın kelimesi ise en yüksek o, öyle ya Allah bir azîz hakîmdir (.........) Eğer siz ona -Peygambere gerek nefr ve gerek sair her hangi bir suretle- nusrat etmezsiniz -Allah eder (.........) zira bu bir hakıkat ki, Allah onu mansur kıldı: nusratına mazhar etti- hem bakınız ne kadar dar bir zamanda: (.........) kâfirler onu çıkardıkları -Mekkeden çıkmasına sebeb oldukları- vakıt (.........) ikisinin birisi iken (.........) ikisi o Mağarada bulundukları sırada -ki, Mekkenin sağ tarafında bir saat mesafede bulunan Cebeli sevrin tepesinde bir mağaradır. Sûre-i «Enfal» de (.........) âyetine bak. (.........) o lâhzada ki,, arkadaşına- o biricik musahibi Ebû bekri sıddika -«mahzun olma çünkü her halde Allah bizimle beraberdir» diyordu- ya'ni Allah avn-ü ısmeti ile her halde ve daima beraberimizde nigehban ve nâsırımızdır. Ma'ıyyetine hiç bir şâibei huzün bulaştırmıyacak, nerede olursak olalım bizi koruyacak bir velâyeti daime ile hafızımızdır. Artık bu muhakkak iken huzne cevaz yoktur diye kat'î teselli veriyor, huzünden nehyediyordu. Rivayet olunduğu üzere bu sırada müşrikler izleri ta'kıb ede ede gelmişler, Gârın üstüne çıkmışlardı. Bu lâhzada idi ki, Ebû Bekir radıyallahü anh mahzun olmuş «ya Resulâllah ben öldürülürsem nihayet bir adamım, fakat sen musab olursan Allah’ın dini gitti» diye arzı teessür etmiş idi. Resulullah da o halde Allah, üçüncüleri olan ikiye o zannın ne? (.........) ya'ni o halde o endişen ne (.........) buyurmuştu. (.........) Allah da derhal ona o arkadaşının üzerine sekînetini indirdi -öyle huzn engiz bir lâhzada bile Peygamberinin hatırına bir gubarı huzün kondurmadıktan başka onun feyzı suhbetiyle refikı sıddîkının huznünü def'edib kalbine lâyezâl bir ıtmi'nani rahmet verdi. Bir tasavvur olunsun Mekkede Resulullahı katil kasdiyle kâfirlerin hanei saadeti kuşattıkları ve geceleyin Resulullahın onlara görünmeden çıkıp Ebû bekri alarak Gâra gittiği o hicret günleri ne hâileli bir vakıt! Ve o kadar kesretli düşmanın her tarafa saldırıb aramakta bulundukları iki zatın bir ıssız Mağarada kapandıkları günler, geçirdikleri saatler ne saat!... Ve o saatler içinde Resulullahın arkadaşına «mahzun olma her halde Allah bizimle beraberdir» dediği lâhza, ne lâhza!... Ve öyle bir lâhzada Resulullahın hiç bir şaibei huznü tecviz etmiyen o iykan ve ıtmi'nanı, ılm-ü şühudu, metanet ve sekîneti ne ilâhî bir kuvvet, ne ı'cazkâr bir bişaret! Sonra öyle kudsî bir huzn ile sızlıyan ve bu tebşiri derhal tasdık ile mazherı sekîneti ilâhiyye olan kalbi sıddıkteki sadakat ile îman, ne kadar derin bir sadakat, ne kadar yüksek bir îman! Ve o anda hakkal'yakîn tecelli eden ma'ıyyeti ilâhiyye ve nâzil olan sekîneti rabbaniyye ne ezelî bir hakıkat, ne lâyezâl bir rahmet-ü nusrattir!...İşte Allah Resulünü öyle bir vakıtta böyle mansur kıldı (.........) ve onu sizin görmediğiniz cünud ile te'yid eyledi (.........) ve o küfredenlerin «kelime» sini -da'vet ettikleri küfrü -süflâ kıldı- alçattı da alçattı, öyle ki, en sefil kelime, o oldu (.........) Halbuki Allah’ın kelimesi: tevhıd (.........) odur ancak ulyâ- en âli, en yüksek kelime (.........) ve Allah azîz, hakîmdir. -Yenilmez, yanılmaz, onunla uğraşılmaz, hukmüne karşı gelinze, koruduğu kahredilmez, kahrettiği kurtarılmaz, esbab ona değil, o esbaba hâkimdir. Ve hukm-ü tedbiri ise aynı hıkmettir. Onun ızzet-ü celâlı başkalarının yardımına muhtac olmaktan münezzehtir, dine nusrat ve i'lâi kelimetullah için nefir ve cihad emirleri ise hem onun kolları üzerinde bir hakkı izzeti, hem de onların menafi'-ü masalihıni te'min eden muktezayı hıkmetidir. Onun için fîsebilillâh seferber olunuz» denildimi kendiliğinizden |
﴾ 40 ﴿