|
<3 style="text-indent: 33pt; line-height: 19pt; margin: 7pt" dir="ltr">
42
O, bir yakın ganimet ve orta bir sefer olsa idi mutlaka arkana düşerlerdi, lâkin o meşakkatli mesafe kendilerine uzak geldi. Bununla beraber eğer istitaatimiz olsa idi elbette çıkarırdık diye yakında yemin edecekler, nefislerini helâke sürükliyecekler, Allah biliyor ki, zira onlar kat'ıyyen yalancılardır (.........) Eğer -o da'vet olundukları hedef- yakın bir kelepik ve mu'tedil bir sefer olsa idi (.........) her halde hepsi arkana düşerlerdi -o kalanlar kalmaz, tahallüf etmezlerdi. Allah rızası için değilse de her halde kelepir için da'vete icabet eder arkandan gelirlerdi (.........) ve lâkin şukka -ya'ni o meşakkatli uzun mesafe, onlara uzak- o kalanlar öyle zahmetli ise gelemezler, muvaffakıyyeti istib'ad ederler, ihtimal verseler bile zahmet ve mücahede ile elde edilecek büyük işlere yanaşamazlar, uzun mesafeler kat'ederek Dünyanın en kuvvetli bir devletine, Roma ordularına karşı gidib göğüs vererek cihad etmek gibi bir emri mühim, böyle bir fazılet ve şecaat o kelepircilerin alçak himmetlerinden baıd oldu. Onun için sana ittiba' etmediler, geri kaldılar (.........) hem yakında bunlar, bu kalanlar «billâhi istitaatimiz olsa idi her halde sizinle beraber çıkardık» diye yemin edecekler.- Bu cümle gaybden bir haberdir. Ve Tebûk seferinin muvaffakıyetle neticeleneceğini bir tebşirdir. Ya'ni siz onların istib'ad eyledikleri bu meşakkatli seferden yakında muzafferen geleceksiniz ve o zaman onlar size böyle ı'tizar ile hulûs çakarak Allah’a yemin edecekler (.........) kendilerini helâk eyliyecekler -zira yalan yere yemin etmek kendini helâke sürüklemektir. Netekim aleyhıssalâtü vesselâm demiştir ki, (.........) yalan yere yemin yurtları ıssız bırakır.». İkinci bir ma'nâ: yemin ederken kendilerini helâk edecekler, ya'ni kendilerini telef edercesine tehalükle yemin edecekler, üçüncü bir ma'nâ ile: «cansıparane çıkar, canlarını tehlükeye koyarlardı» diye iddia ve yemin edecekler (.........) Allah ise bilir ki, hakıkatte bunlar sureti kat'ıyyede kâzibdirler.- Gerek «istitaatimiz olsa idi, beraber çıkardık» şartıyyesi mazmununda, gerek bunun zımnında «lâkin ne çare istitaatimiz yoktu» diye matviy bulunan intifai mukaddem iddiasında ve gerekse netice olan «kudretimiz olmadığından dolayı çıkamadık» da'vasında şeksiz, şübhesiz yalancıdırlar. Çünkü çıkamamalarının sebebi istiaatsizlik değildi, İstitaatleri vardı ve varken çıkmadılar.- bu vechile bu âyet bil'işare delâlet eder ki, hiç istitaati olmıyanlar (.........), emrinin tenavülünde dahıl değildirler. Emir, az çok istitaati olanlaradır. Hulâsa ya Muhammed, siz bütün müşkilâta rağmen bu seferde muvaffak olacaksınız ve o alçak mütehallifler, o yalancı Münafıklar size hulûs çakmak için yalan yere yemin ede ede kendi kendilerini kahredecekler. |
﴾ 42 ﴿