58Vaktâ ki, emrimiz geldi, Hûdu ve maıyyetinde îman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, hem onları galîz bir azâbdan kurtardık (.........) Vaktâ ki, emrimiz geldi - ya'ni yine dinlemediler, azâba istihkak kesbettiler, azâb emrimiz geldi çattı, o vakıt (.........) Hûdü ve beraberinde îman edenleri (.........) tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık (.........) de (.........) sebebiyy ve rahmetin tenvini, tefhım içindir ki, tarafımızdan büyük bir rahmet sebebile demektir. Ve bu büyük rahmetten murad da îman ni'metine hidayet ve tevkıftır. - (.........) Ve biz bunları galîz bir azâbdan kurtardık - ya'ni îman etmiyenler şiddetli ve şümullü ağır bir azâb ile ihlâk edilirlerken Hûd ve mü'minler böyle büyük bir tehlükeden necat buldular. Bu galîz azâb, azâbı semumdur ki, bir rıhı sarsar, kâfirlerin burnundan giriyor kıçlarından çıkıyor, evlerini, mallarını yıkıb süpürüb götürüyor, her birini bir tarafa atıb parça parça ediyordu. Ma'ahaza ba'zı müfessirîn burada diğer bir ma'nâ olduğunu söylemişler: iki kerre (.........) buyurulmasında te'sis, te'kide racih olduğu cihetle beyan olunan ma'nâ, birincinin mazmunu olub azâbı galîzden murad, Âhiret azâbıdır demişler ki, güzel bir ma'nâdır. Ve netekim bundan sonraki âyette hem Dünya hem Kıyamet tasrih olunmuştur. Bu surette ma'nâ şu olur: «biz bunları galîz bir azâbdan da kurtardık» Ey muhatab |
﴾ 58 ﴿