24Hanım cidden ona niyyeti kurmuştu, o da ona kurmuş gitmişti amma rabbının bürhanını görmese idi, ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim için öyle oldu, hakıkat o bizim ıhlâsa mazhar edilmiş has kullarımızdandır (.........) Hanım ona cidden kasdetmişti - maksadı Yusüfün derecesi ıffet ve emanetini bir tecribeden ıbaret değildi. Ona temamen gönlünü vermiş, bütün himmetile visaline azmetmişti (.........) o da ona kasdetmiş gitmişti amma rabbının bürhanını görmese idi - ya'ni Yusüf, kasdetmedi, hanımın hemm-ü kasdına muvafakat eylemedi amma bu onun erkeklik hiss ve kuvvetinin eksikliği gibi tabiatinde bir noksanından dolayı zannedilmemelidir. Öyle olsa idi ıffeti Yusüfün büyük bir ma'nâsı olmazdı. Bu başka bir sebebden değil, mahzâ bir kemalden neş'et ediyordu. Vaz'ıyyet öyle bir vaz'ıyyet idi ki, ahkâmi tabi'iyyenin zuhuru için haricî dahilî bütün sevaık ve devâ'ı tamam idi. Ancak Allah saygısından başka hiç bir mani' yoktu. Eğer fi'li halâl olsa idi o da azmetmiş gitmişti. Fakat Yusüfün ısmet ve nezaheti o kadar yüksek idi ki, öyle bir anda bile rabbının burhanını görüyordu, haramın çirkinliğini bütün hakıkatile aynel'yakîn müşahade ediyordu. (.........) Ona öyle - ya'ni bervechi meşru bürhanı gösteriyorduk ki, (.........) ondan her fenalığı - ve bâhusus iyiliğe karşı hıyâneti (.........) ve fuhşu def'edelim diye (.........) zira o bizim hakıkaten muhlas kullarımızdandır. - İsmi mef'ul sığası üzere «lâm» ın fethile muhlâs, sırf Allah’a itaat için seçilmiş lekesiz demektir. «Lâm» ın kesrile muhlıs da dini yalnız Allah’a tahsıs eden ıhlâslı demektir ki, burada her iki kıraet de vardır. (.........) (.........) |
﴾ 24 ﴿