93

Tâ iki sedd arasına vardığı vakit önlerinde bir kavm buldu ki, hemen hemen söz anlayacâk bir halde değil gibi idiler

(.......) ta iki sedd arasına vardığında -

SEDDETMEK bir şey'in kediğini sağlam kapamaktır. İki şey arasına hail olan hâcize sedd denildiği gibi dağa dahi ıtlak olunur. Netekim burada iki dağ diye tefsir edilmiştir. Ba'zıları hılkî olan, «sin» in zammile «süd», sun'ı beşerle yapılana da feth ile «sed» deniliyor demiş, ba'zıları da evvelki gözle görünen, ikincisi görülmiyendir demiş, bu âyette iki vecihle de kıraet bulunduğundan ikisinin de aynı ma'nâda olduğu anlaşılır denilmiş ise de bu iki kırâetin başkaca birer nükteyi tezammun etmiş olmaları da melhuzdur. Binaenaleyh iki sed, sun'î iki mania olabileceği gibi iki deniz, iki kıt'ai arz, iki dağ gibi hılkî, yâhud mer'î ve gayrı mer'î de olabilecektir.

Müfessirîn, bu «seddeyni» «cebeleyn» ya'ni iki dağ diye tefsir etmişlerdir. Ancak bu iki dağı ta'yin etmek için karîne yoktur. Bu babda rivayetler ise üç kavle müntehî oluyor :

1 - Bu iki dağ, Şimalde Şarkı velyeden cihetten Arzı Türkün munkatı olduğu yerde denilmiştir ki, Zemahşerî ve Ebüssuud buna i'timad etmişlerdir. Arzı Türkten murad, Maverâennehir denilen küçük Türkistan ise bu kavil, seddi Çin mevki'ne işaret demek olur.

2 - Ermenistan ile Azerbaycanı velyeden cihetten Türkistanın munkatı' olduğu yerde denilmiştir. Kazı Beyzavî bunu tercih etmek istemiştir. Bu kavle göre bu dağlar, Kafkas dağları ve beynesseddey, Demirkapı mevki' oluyor ki, İbn-i Haldun, Ebülfida gibi müverrihlerin beyanına göre buruda Nuşirevan bir sed yapmıştı. Ebû reyhan demiştir ki, bu mevzı'ın, na'mureden Şimali Garbî rub'unda olması ıktıza ediyor (.......)

3 - Şimalin âhirlerinde iki cebeli münîf ki, Hazkıyal aleyhisselâmın kitabında «âhirülcirbiya» denilmiştir. Bu cirbiya ismi ise bize Sibirya ismini andırıyor. Bunun ise garbî velyeden cihetten âhiri, ural dağları, Şarkı velyeden cihetten de Behreng boğazı tarafları olmak haysiyyetile evvelki kavillere dahi münasebeti vardır. Bu surette iki dağın arası İstanoy dağlarıle Ural dağlarının arası demek olan Sibiryanın kendisimidir? Garbında Ural dağlarıle Kafkas dağları arasımıdır? Yoksa Şarkında Behrenge doğru Kamçatka tarafındaki dağların arasımıdır ta'yin etmek mümkin olmuyor. Kur’ân’ın ifadesinde ise bu iki seddin semtini anlıyabilmek için Mağrib ve Meşrık cihetlerinden başka bir karîne yoktur. Bundan ise garbî Rusya ciheti muhtemil olduğu gibi bir zamanlar Asyanın Behreng boğazından Amerikaya ittisali bulunduğuna ve Zülkarneyn de tarihi kadîme âid olduğuna göre Asyının Şarkında, Amerikanın Garbında bulunan Behreng mevkıi olmak da pek muhtemildir. Bunlardan başka Şarta Seddi Çin. Garbda Babül'ebvab ma'ruf olduğuna göre iki sedden murad, bunlar olmak daha zâhirdir denilebilir. Gerçi Zülkarneynin zamanında bunlar henüz mevcud ve ma'ruf değilse de Kur’ân’ın nüzulü sırasında mevcud ve ma'ruf olmaları ta'rif için kâfi olabilir. Bu surette bu iki sedd arasından murad, Türkistan olmak lâzım gelir. Bu da bundan sonraki kavim hakkında zikr edilecek rivayete muvafık oluyor.

Hasılı iki sedd arasına vardığında (.......) bunların ötesinde bir kavim buldu ki, (.......) hemen hemen söz anlıyamıyacak bir halde idiler. -

Ya'ni başka lisan bilmedikleri gibi zihinleri basît, fehimleri kısa idi. (.......) nın zammı, ve (.......) ın kesriyle (.......) kıraetlerine göre: hemen hemen söz anlatamıyacak bir halde idiler. Dilleri garîb, ifadeleri kasırdı. Zülkarneyne her şeyden bir sebeb verilmemiş olsaydı bunlara söz anlatamıyacak, onlar da derdlerini anlatamıyacak idiler. Maamafih bunlar, şimdi anlaşılacağı üzere ehlini bulunca kuvvet teşkil edebilecek, işe yarayacak bir kavm idi. Kur’ân bunun hangi kavm olduğunu tasrıh etmemiştir. Fakat müfessirîn, Türk denilmiş olduğunu nakledegelmişlerdir. O halde demek oluyor ki, Ye'cûc ve Me'cûce karşı yapılacak seddi Zülkarneyn, Türklerin kuvvet ve ianesiyle yapacaktır. Şöyle ki,

O söz anlamaz veya anlatamaz gibi bulunan kavim

93 ﴿