14Gerçi insana ebeveynini de tavsıye ettik - anası onu za'f, za'f üstüne taşıdı, süt kesimi de iki sene içinde şükret diye bana ve anana babana, ki, banadır geliş (.......) bu iki âyet Lokmanın nasıhatini hikâye esnasında ve şirkten nehyi te'kid siyakında istıtrad suretiyle mu'tarıza halinde başlı başına bir kelâmı ilâhîdir. Rivayet olunduğuna göre Sa'd İbn-i Ebi Vakkas radıyallahü anh ile anası hakkında nâzil olmuştur. Şöyle ki, müşarünileyh validesine itaatkâr idi. İslâma girdiği zaman validesi ya Sa'd, sen ne yaptın, eğer serr bu yeni dini bırakmazsan kasem olsun ki, ben yemem içmem nihayet ölürüm, sen de benim yüzümden hey anasının katili diye bed nam olursun demiş. O da yapma ana, ben bu dini hiç bir şey için terk etmem demiş, validesi iki gün iki gece yememiş, takatten düşmüş, bunu gören sa'd, anneciğim bilesin ki, Vallahi yüz canın olsa da birer birer çıksa ben bu dini hiç bir şey için terk edemem, artık dilersen ye, dilersen yeme demiş. Bunun üzerine vâlidesi yemeğini yemiş. İşte bu iki âyet ve yâhud ikinci âyet bu sebeble nâzil olmuştur. (.......) vehin, vehin üstüne - bu terkibi vasfî «ümm» den haldir. Vehn, harekette za'fdır. Ya'ni anası günden güne ağırlaşmak suretiyle za'f za'f üstüne (.......) süt kesimi de iki yılda - bunun zâhirinden emzik müddetinin a'zamîsi iki sene olduğu anlaşılıyor ki, İmameyn ve imamı şafiî kavlidir. Lâkin İmamı a'zam ihtiyat olmak üzere Sûre-i «Ahkaf» da gelecek olan (.......) âyeti ile otuz aya kail olmuştur. Maamafih fetvâ İmameyn kavlinedir (.......) şükr et diye - bununla (.......) tefsir olunuyor. Ya'ni şöyle: diye tavsıye ettik ki, şükr et (.......) bana ve anana babana - birisi aleyhıssalâtü vesselâma ben kime iyilik edeyim diye sormuştu. Buyurdu ki, anana, sonra yine anana, sonra yine anana, ya ondan sonra? dedi, babana buyurdu. Anaya babaya şükür, haklarını gözeterek itaat ve ihsanda bulunmak ve duâ etmektir. Sûre-i «İsra» da bilhassa beyan buyurulmuştur. (.......) Dönüş ise banadır. - Ya'ni şükr edip etmediğinizi o vakıt ben sorarım. Bu cümle, Allah’a şükrün ehemm ve akdem olduğunu anlatmak suretiyle ikinci âyetin hukmüne bir tavtıedir. |
﴾ 14 ﴿