<3 style="text-indent: 33pt; line-height: 19pt; margin: 7pt" dir="ltr"> 33

Hem vekalarınızla evleriniz de durun da evvelki cahiliyyet çıkışı gibi süslenib çıkmayın, namaz kılın, zekât verin, Allah ve Resulüne itaat edin, Allah sâde şunu istiyor: sizden kiri uzaklaştırsın da ey ehli beyt sizi tertemiz, pampâk etsin!

(.......) Hem evlerinizde oturun (.......) karardan emri hâzır cem'i müennes olup aslı (.......) dir. (.......) gibi, ya'ni evlerinizde karar edin (.......) ve evvelki câhiliyyet çıkışı gibi çıkmayın - ya'ni islâmdan evvelki cahiliyyet âdeti gibi süslerini göstererek ve görünmek için kırıtarak çıkmayın. Bu âyet, bu emir ve nehy ile Resulullahın zevcelerine yalnız tesettürü değil, bilhassa hıdri, ya'ni yabancı erkeğe hiç görünmemek demek olan muhaddereliği dahî vacib kılmıştır. Diğer islâm kadınları için ileride geleceği ve Sûre-i «Nûr» da geçtiği üzere tesettür vacib ise de hıdir, vacib değil, müstehabdır. Bütün islâm kadınlarının da Peygamberin zevcelerinin siyret ve ahlâkını nümune ittihaz etmeleri elbette bir hakları ve şerefleridir. Lâkin hepsine muhaddereliğin bir feriza olması harec olurdu. Onun için ileride (.......) âyetinde tesettür emri bütün nisai mü'minîne dahi ta'mim edilmiş olduğu halde burada (.......) emri (.......) diye tavsıf edilen nisai nebiye hıtabden varid olmuştur. Ve ancak ehli beyt vafsile bu emirlerin benatı nebiye dahi şamil olduğu anlatılmıştır. Fakat bundan evlerinizde ataletle boş boşuna oturun gibi bir ma'nâ anlaşılmamak için buyuruluyor ki,, evlerinizde durun da (.......) namaz kılın - ki, bununla evvelâ mütekebbir, cebbar takımına benzemekten sakınılmış olur (.......) ve zekât verin - bu da kerîm, rahîm olan Allahü teâlânın ahlâkıyle tahalluk ederek onun rezzak ismine niyabetle kulluk etmektir. Şübhe yok ki, zekâtı vermek için hakikaten ıhtiyacı olan fukarayı anlayıp dinlemek pek mühim bir şugul teşkil eder. Ve bundan onların zekât verecek nisabe malik bulundukları da anlaşılır. Değilse bundan böyle mâlik olacakları bu emr ile tebşir edilmiş olur. (.......) ve daha Allah’a ve Resulüne tâatlar yapın - teklifler, zikrolunanlara munhasır değildir. Allah ve Resulü daha her ne emr-ü nehy ederse onları da tutun. Bunlar tazyık ve harec değil midir? Hayır (.......) Allahü teâlâ, sırf şunu murad buyuruyor ki, (.......) kiri, ya'ni şan ve şerefinizi kirletmek ıhtimali bulunan günâhları sizden uzaklaştırsın ey ehli beyt! (.......) de sizi ter temiz, pam pâk etsin Ehli beyt, Peygamberin ehli beyti Peygamberin hanesine nisbeti hassası bulunan bahtiyarlar, hanedanı nebiy.

Kelâm Peygamberin kadınlarına hıtab etmekte olduğu için ehli beytten de ilk evvel tebadür eden onlar olur. Lâkin murad yalnız onlar olmadığı anlatılmak için müzekker zamiri olan (.......) ile hıtab edilmiştir. Zira Ilmi usulde ma'lûm olduğu üzere cem'ı müennes sıgası yalnız müenneslere mahsus olduğu halde cem'ı müzekker sıgası ıhtilât halinde erkeğe ve kadına teğliben şamil olur. Demek ki, ehli beyt denilince Peygamberin zevceleriyle beraber evlâdına ve zükûr-ü inas mensubîni hassına dahi şamil olduğu anlatılmak üzere (.......) buyurulmuştur. Hazret-i Hasen ve Hazret-i Huseyn radıyallahü anhüma evlâddan olduğu gibi Hazret-i Ali dahi Hazret-i Peygamberin evinde yetişmiş ve Hazret-i Fatıma ile muşaereti dolayısiyle nisbeti hassayı haiz bulunmuş olduğundan o da ehli beyittendir. Lâkin bunların ehli beytten olması Hazret-i Peygamberin diğer kızlarının ve onlardan olan evlâdlarının dahi ehlibeytten olmasını mânı' değildir belki muktazîdir.

Fakat ne tuhaftır ki, Şî'a âyetin mevzuunu teşkil eden ezvacı tahiratı dahi hisaba almıyarak ehli beytin Hazret-i Peygamberin kendisiyle Ali, Hasen, Hüseyn, Fatıma radıyallahü anhümden ibaret olduğunda ısrar etmek istemişler ve bu yüzden tarihi islâmda çok büyük gürültüler çıkarmışlardır. «Selman bizden ve ehli beyttendir» hadîsiyle intisabı mahsus ile Selman bile ehli beytten sayıldığı halde Peygamberle beraber beytutet eden ezvacı tahiratın ehli beytten haric sayılması ne garîb bir teassubdur. Halbuki öyle tevehhümata meydan bırakmamak için beytin kendilerine izafetini tansıs ile yine nisai nebiye hıtaben şöyle buyuruluyor:

33 ﴿