48

Kâfirlere ve münafıklara itaat etme, onların ezalarını bırak da Allah’a mütevekkil ol, Allah, vekîl olunca hepsine yeter

(.......) Kâfirlere ve münafıklara itaat etme - da'vet emrinde onlara müdara etmekten, tebliğde yumuşak davranmaktan, inzarda müsameha göstermekten nehiy buyuruluyor. Zecr-ü tenfirde mübalega ile tehyic için bu ma'nâ, tâatten nehiy suretinde ifade edilmiş ve Allah’ın emirlerini tebliğde cüz'î bir müsemeha kâfirlere ve münafıklara itaat etmek ma'nâsında olduğu anlatılmıştır. Çünkü kâfirler ve münafıklar onu arzu etmezler (.......) ve onların ezalarını bırak - burada eza faıline muzaf olmak zâhir, mef'ulünü muzaf olmak muhtemildir.

Ya'ni bundan dolayı onların sana yaptıkları ve yapacakları eziyyetlere, rahatsızlıklara aldırma, ilişik etme, yâhud itaat etme, fakat ezaya da kalkışma (.......) ve Allah’a mütevekkil ol - gerek bunlarda ve gerek bunlar gibi yapacağın ve bırakacağın her hususta kendini Allah’a ver, yardımı ondan iste, ona dayan (.......) Allah, vekîl yeter - kâffei ahvalde kendisine tefvizı umur edilecek ancak odur, o hepsine kâfidir. Izmar mevkıinde ismi celîlin ızharı, hukmü ta'lîl ve cümle-i tezyiliyyenin istıklâline tenbih içindir. Peygamberimiz aleyhıssalâtü vesselâm şâhid, mübeşşir, nezîr, daî ilâllah, siraci münîr diye beş vasf ile tavsıf olunduğu gibi bunlara mukabil birer hıtab ile de hıtab olunmuştur. Ancak şâhid hepsine tevzi, edildiği için mukabili ayrıca tasrih olunmamış, yâhud tebşirin delâleti ile iktifa kılınmıştır. Nezîre (.......) dâi'ılallaha (.......) siracı münerî de işbu (.......) tekabül ettirilmiştir. Çünkü bu ıhbarda da iktifa ile bir emir ma'nâsı vardır. Ve bununla o siracın nuru doğrudan doğruya Allahdan olduğuna beliğ bir tenbih yapılmıştır. (.......)

48 ﴿