38

Ve onlar ki, rabları için da'vete icâbet etmekte ve namazı kılmaktadırlar, buyurukları da aralarında şurâdır (danışıklıdır), kendilerine kısmet ettiğimiz rızıklardan onlar masraf da verirler

(.......) Ve onlar ki, rabları için da'vete icâbet etmekte (.......) ve namazı dürüst kılmaktadırlar. - Allah’a îman ve itaat için Peygamber tarafından yapılan da'vete eshab-ı kiramın bî'at ve icabetleri gibi bî'at ve dînin direği olan namazı ikame ile cemaat ve cem'ıyyeti sağlam tutanlar (.......) emirleri de beyinlerinde şurâdır. - İşleri: buyurukları istibdad ile değil, aralarında danışıkla, reiylerine müraceat iledir. Kendi işlerine kendileri sahibdir, başkalarının elinde esir değil aralarında tesânüdsüz cem'ıyyetsiz, müteferrık da değil, toplanıp sözü bir etmesini bilirler. Müraceatın sureti de reiy kabiliyyeti olan ammenin re'ylerini temsil edebilecek ictihad sahibi hall-ü akd erbabının toplanıp müzâkere etmesiyledir. Resuli ekrem sallallahü aleyhi vessellem (.......) müeddasınca harb maslâhatlarına teallûk eden işler de müşavere ederdi. Ondan sonra da eshab gerek onda ve gerek ahkâmda müşavere ettiler, Peygamberin vefatı üzerine Halîfe intihabı ve ehli riddete kıtal, ceddin mîrası, şarab içenlerin haddinin adedi ve Irakta fetholunan erazînin ahkâmı ve saire gibi mesail hep bu kabildendir. Şübhe yok ki, ahkâma müteallık müşavere, hakkında nassı kat'î ma'lûm

olmayıp az çok mevridi ictihad olan veya tatbikatı mücahedeye mütevakkıf bulunan hususattadır. Şûrâ müzakereleri icmaî mes'elelerin aslını teşkil eder. Tarihi islâmda ve Usuli fıkıhta maatteessüf bu şûrâ düsturu devri sahabeden sonra Kur’ân’ın verdiği bu ehemmiyyet ile mütenasib bir surette inkişaf ettirilememiştir. Şûrâ esasen fütya gibi büşrâ vezninde masdar olup teşavür, ya'ni biribirinin re'yini almak demektir. Aslı arıdan bal almak ma'nâsile alâkadardır. Zu şûrâ ma'nâsına da gelir, netekim bu ma'nâ ile şûrâ hey'etine de ıtlak olunur. (.......) ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan infak da ederler. - Belli ki, bu infak şûrâ ile verilen kararın icrası için lâzım gelen masrafı te'min ma'nâsını anlatmaktadır. O münasebetle bu da ıktizasına göre şûrâ ile halledilmek lâzım gelir. Şu da bunu iş'ar eyler:

38 ﴿