39Ve onlar ki, kendilerine bağy (haklarına tecavüz) vaki' olduğu vakıt yardımlaşır onlar öcünü alırlar (.......) ve onlar ki, kendilerine bağy isabet ettiği, ya'ni haklarına tecavüz vakı' olduğu vakıt (.......) yine kendileri yardımlaşır öclerini alırlar. - Haklarını müdafea eder, haksızlığa boyun eğmez, zilleti hoşlanmaz, bağy-ü tecavüz edenin cezasını verirler, aşırı gitmiyerek adâletle öclerini alırlar ve bunun için başka bir milletin himâyesine sığınmazlar, kendi cemaat ve milletlerinin istiklâli ve ızzet ve nusrati birliğile zâlim ve bağînin hakkından gelirler. Görülüyor ki, burada bağy (.......) zamiri ile cem'a teallûk ettirilmiştir. Bu ise bağyin umuma teallûkunu ifâde eder. Bundan dolayı ba'zıları bunu yalnız haricden vâkı' olan tecavüze mahsus zannetmişler de müşrik müslime tecavüz ettiği takdirde intikamını alanın medhiyle tefsir etmişlerdir. Lâkin gerek hakkullah ve gerek hakkı abd olsun mutlak hakkın mahfuziyyeti hakkullah, ya'ni hukukı âmme cümlesinden olduğu ve binaenaleyh her ferdi mü'minin hukûku cemaatin teahhüdü altında bulunduğu cihetle ona karşı tecavüz hukukı âmmeye tecavüzü mütezammın olduğundan gerek haricden ve gerek dahilden umumî, hususî vakı' olan tecavüzün def'ı ve cezasının verilmesi cem'ıyyetin vazifesi, ya'ni lâekal farzı kifâyedir. Dahilden olanlara mahkemelerin adâletini te'min, haricten olanda da siyasî tedbirlerle bu intisarın yapılması ve yapılabilmesi bir milletin yüksekliğini ve hakkı hayatını gösteren en âlî fazıletlerdendir. Onun için diğer müfessirîn demişlerdir ki, (.......) bağyeden her bağiye karşı intisar medholunmuştur. İbn-i cerîri Taberî, tefsirinde der ki, bu ikinci kavil savaba evlâdır. Zira Cenâb-ı Allah bir ma'nâyı tahsıs buyurmamış bağyedenden bihakkın öcünü alan her müntasırı senâ etmiştir. Buna karşı bir diyen diyebilir: intikamda senâ edecek ne var? Denilir ki, zâlime müstehık olduğu cezayı vermekte onu hak yoluna doğrultmak, bunda ise en büyük medih vardır (.......) Hasılı bu sıfat yukarıda (.......) diye beyan buyurulan adalet emrinin tatbikı noktai nazarından gayet mühim olan yüksek bir ahlâkın, kuvvetli bir ruhı içtimaînin tecelliyatını ifâde etmektedir ki, bunu mukabili olan (.......) vasfiyle beraber olarak mülâhaza etmek, gerek kasırların ma'nâsını mülâhaza ve gerek ehemmiyyetini takdir eylemek için daha faideli olur. Ya'ni afiv de ederler, intikam da alırlar, lâkin her ikisini de kendi istiklâlleriyle yaparlar, ne afivlerinde ne de intikamlarında başka bir millet ve cemaatin tesirine mahkûm olmazlar. Böyle intisar ve intikamın niçin ve nasıl meş'ru ve müstahsen olduğuna gelince: |
﴾ 39 ﴿