52

Ve işte sana böyle emrimizden biz ruh vahyettirdik, sen kitab nedir? Îman nedir? Bilmiyordun ve lâkin biz onu bir nur kıldık. Onunla kullarımızdan dilediğimize hidâyet vereceğiz ve emîn ol sen her halde doğru bir yola çağırıyorsun

(.......) ve işte böyle - bu zikrolunan üç nevi' vahy ile yâhud Sûrenin başında geçtiği üzere evvelki Peygamberlere vahyedildiği gibi bu üç tarz ile (.......) sana emrimizden bir ruh vahy

eyledik - ya'ni ılim, irade mebdei gibi bir ma'nevî hayat mebdei olan Kur’ân’ı vahy ettik, diğer bir ma'nâ ile ruhı emîn olan Cibrili vahy ile gönderdik. Yoksa (.......) sen ne kitab nedir? Bilirdin ne de îman - kitab sahibi olmak şöyle dursun kitabın mahiyyetini bile bilmezdin ve mücerred kendi dirayetinle iymanın vücubunu ve erkân ve şeraitını kitabda olduğu gibi takdir edemezdin. Çünkü iymanın şeraitı miyanında yalnız akıl kifayet etmeyip vahy ile alınması lâzım gelen cihetler vardır. Hattâ şeri' varid olmadan tevhid bilinse de iymanın vücubu, ya'ni teklif ve vazife aklın değil, şer'ın iycabına tabi' olduğundan vahiysiz bilemezdi. Kitabın ne olduğunu bilmeyen bir kimsenin diğer bir şerı' ile teabbüdü olabilirse de ılmî ve tahkikî olmaz (.......) mısdakınca bir zann-u taklidden ıbaret olur (.......) velakin biz onu - o sana vahy eylediğimiz ruhu - bir nur kıldık. Bir nur ki, (.......) onunla kullarımızdan dilediğimiz kimselere hidayet edeceğiz, yol göstereceğiz, murada irdireceğiz (.......) ve emîn ol ki, sen her halde bir doğru yola kılavuzluk ediyorsun

52 ﴿