15

Korunanlara va'dolunan Cennetin temsili: onda ırmaklar var bir sudan ki, bozulması yok, ırmaklar var bir südden ki, tadı değişmez, ırmaklar var bir şarabdanki içenlere lezzet, ırmaklar var bir baldan ki, safi süzme, hem onlara semerelerini (hasılâtın) her türlüsünden var, hem de Rablarından bir mağfiret var, hiç bunlar o ateşte muhalled olan ve kaynar bir mayı'den sulanıp da bağırsaklarını parçalamakta bulunan kimselere benzer mi?

(.......) o korunan müttekîlere va'dolunan Cennetin meseli (.......) diye Cennetin altından aktığı anlatılan ırmakların burada bir tefsiri vardır. Müttekîler ta'bir buyurulmuş ve bu suretle şu anlatılmıştır: dînden asıl maksad takvadır. Îman ve ameli salih de takvâ cümlesindendir. Esası, vacib olan fiılleri yapıp seyyiattan kaçınarak Allah’ın vikayesine girib azâbından korunmaktır.

Ya'ni (.......) mantukunca: Muhammede indirilene îman edip salih salih ameller yaparak korunan mü'minlere va'd olunan Cennetin temsili tarikıyle acîb bir halinin tasviri şudur: (.......) onda ırmaklar var: (.......) öyle bir sudan ki, (.......) bozulması yok - bayatlamaz, tadı bozulmaz, korkmaz, yiğmez öyle cereyan eder (.......) yine ırmaklar var: öyle bir sütten ki, (.......) tadı değişmez - Dünya sütleri gibi ekşimez, kesilmez, kokmaz, fıtratı vechile ter-ü tâze akar (.......) yine nehirleri var: bir şarabdan ki, (.......) içenlerine lezzet - Dünya şarabları gibi kekreliği yok, humârı yok, günahı, gâilesi yok (.......) yine nehirler var: öyle bir baldan ki, (.......) safi süzme - mumu yok posası yok –

Ebüssüud der ki, Cennetin meşrubatını Dünyada en ziyade hoşa giden meşrubatın nekıysalarından tecrid ve tahliye suretiyle bir temsildir. İbn-i Abbastan varid olmuştur ki, bu nehirlerin sütü sağılmaz, Said İbn-i Cubeyrden de merviydir ki, fers-ü dem arasından çıkma değildir. Şarabı sıkıcıların ayağı ile çiğnenmez, balı arılardan çıkmaz. (.......) Hem onlara semeratın, meyvelarin her türlüsünden var, içecekler öyle aktığı gibi yiyeceğin de envâı var, fakat ihtiyac için değil, sırf telezzüz için, çünkü meyve telezzüz için yenilir. Bir de semere, sermaye üzerinde hasıl olan hasılâta ıtlak edilir. Ehli Cennet sermayeden değil, amellerinin semeresi olan hasılât ve varidattan merzuk olacaklardır. (.......) Hem de rablarından bir mağfiret var. - Mağfiret günahı örtmek demek olduğuna göre o, Cennete girilmezden evvel değilmidir? O halde Cennette mağfiretin ma'nâsı ne dir? Buna demişlerdir ki, evvel olan mağfiret günah ile muâhaze etmemek ma'nâsına setri zünubdur. Buradaki mağfiretten murad ise utandırmamak için günahı hiç anmamak, hatırlatmamak ma'nâsına setri zünubdur.

Yâhud mağfiretten murad günahı hasenat ile setir ma'nâsına naîm ve rıdvandır. Artık bir düşünmeli, hiç böyle bu Cennette hâlid olacak olan müttekîler (.......) o Cehennem ateşinde hâlid olacak olan kimseye benzer mi? Ki, Cennettekilerin o güzel içeceklerine mukabil (.......) bir kaynar su ile suvarılırlar (.......) de em'alarını, ya'ni bağırsaklarını parça parça eder. -

EM'Â «miâ» nın cem'ıdır ki, mi'deden sonra taâmın intikal eylediği bağırsağa denilir.

15 ﴿