18

Artık onlar yalnız o saate, onun birdenbire kendilerine gelivermesine bakıyorlar, çünkü işte alâmetleri geldi, fakat o başlarına geldiği vakıt anlamaları kendilerine ne faide verir?

(.......) Demek ki, ötekiler sırf saati gözetiyorlar (.......) ansızın kendilerini bastırıvermesini bekliyorlar. - Fılen başlarına Kıyamet kopmadan inanmıyacaklar, söz anlamıyacaklar (.......) çünkü eşratı da geldi - EŞRAT, «ra» nın fethiyle «şarat» ın cem'ı olarak alâmetler demektir.

Ya'ni o saatin alâmetleri geldi. Bunların başında (.......) buyuran Âhır zaman Peygamberinin bi'seti vardır. Şehadet parmağile orta parmağını göstererek: ben ba'solundum saat işte şu ikisi gibi buyurmuştur. Şakkı Kamer ve saire gibi mu'cizeler göstermiştir. Böyle alâmetler geldiği halde îman etmediler. Demek ki, o saatin bilfiıl başlarına birdenbire gelivermesini bekliyorlar. Bu âyette de saati bütün Dünyanın yıkılması ma'nâsına saati kübrâya hamlediyorlarsa da burada zikri geçen kâfirlerin bilhassa kendi saatleri kendi Kıyametlerinin kopması ma'nasını anlamak daha ma'kul ve (.......) mazmuniyle inzâra daha muvafıktır. Bu Eşrat, Sûrenin ilk âyetlerinde gösterildiği üzere Muhammede indirilene îman edip güzel güzel çalışmakta olan mü'minlerin günden güne terakkısi ve ona küfredip Allah yolundan sapan kâfirlerin Mekkedeki müşrikler Cumhûriyyetinin günden güne sükutunu ve şaşkınlığını anlatan alâmetler, ya'ni mu'cizatı Muhammediyye olmalıdır. Onları gördükleri halde inanmıyanlar bilfiil kendi başlarına Kıyamet kopmadan inanmıyacaklardır. (.......) fakat o geldiği vakıt akıllanıp anlamaları kendilerinin ne işlerine yarar - çünkü o vakıt korunmağa imkân kalmaz, iymani yeis makbul olmaz. Sûrenin başından buraya kadar geçen beyanata bir netîce olmak üzere buyuruluyor ki,

18 ﴿