32

Onlar ki, günahın büyüklerinden: vebalden, fuhşiyyattan kaçınırlar, ancak ufak tefek kusur başka, şübhesiz ki, rabbın geniş mağfiretlidir, hem sizin her hallerinize a'lemdir, sizi Arzdan inşa ettiği sıra ve sizler analarınızın karınlarında cenînler iken, şimdi nefislerinizi tezkiyeye kalkışmayın odur en bilen müttakı olanı

o mühsinler ki, (.......) günahın kebairinden - yukarılarda da geçtiği üzere ıkabı büyük olan, yâhud hakkında bihususıhi veîd bulunan günahlar kebairdir. (.......) ve fevahişten - ya'ni kebair miyanında bilhassa çirkinliği açık olan fuhşiyyattan - kaçınırlar (.......) lemem başka - ya'ni az ve küçük olan kusurlar müstesna - çünkü kebairden ictinab edilince meselâ bir nazar, bir gamze, bir buse gibi sagair ma'füvv olur. (.......) şübhesiz ki, rabbın geniş mağfiretlidir. - kebairden ictinab edilince sağairi mağfiret buyurduğu gibi tevbe edilince kebairi de mağfiret buyurur, dilerse tevbesiz de mağfiret buyurur, ancak tevbe edilmedikçe şirke mağfiret etmez (.......) hem o size a'lemdir. - Sizin her halinizi bilir, hukmünü de ona göre verir (.......) sizi Arzdan inşa ettiğinde - Arzda ilk insan cinsinin, insan huceyresınin yaratılışı zımnında ve ya insan gıdasının topraktan yaradıldığı sırada (.......) ve siz analarınızın karınlarında cenîn bulunduğunuz vakıtta - ya'ni sizin kendinizi bilmediğiniz zamanlarda bile nasıl olduğunuzu ve ne halde bulunduğunuzu ve bütün istikbalde ne haller kesbedeceğinizi hasılı bütün eksiğinizle varlığınızı hep bilir (.......) o halde nefislerinizi tezkiye etmeyin - kendinizi hiç günahsız, kusursuz tertemiz adderek öğmeyin, farkında olmadığınız bir çok kusurlarınız bulunabilir (.......) tamamiyle korunup müttekıy olanı en ziyade o bilir. - Çünkü bütün halinize vakıf olan odur. Ehli ihsan ile ehli isâe Âhırette huzurı hakta seçileceklerdir.

32 ﴿