24

Şöyle dediler: içimizden bir beşere mi tabi' olacağız? Şübhesiz biz o vakıt şaşkınlık içinde kalır ateşlere yanarız

Tekzib ettiler de dediler ki, â! bizden bir beşere, bir kişiye mi (.......) tâbi' olacağız? -

Evvelâ,(.......) demekle bir beşere tâbi' olmayı kabul etmek istemiyorlar, Melek istiyorlar gibi görünüyor, sonra (.......)

bizden demekle kendilerinden ve kendi içlerinden olan bir beşere tâbi' olmak istemediklerini anlatmış oluyorlar. Bunun mefhumı muhalifi kendi içlerinden olmayıp da hariclerinden bir beşer olsa tâbi' olabileceklerini iş'ar eder ki, bu hal, umumiyyetle istıklâle lâyık olmıyan kavımların haleti ruhiyyelerini gösterir, kendi aralarında kıskançlıkla geçimsizlik ederler de bir yabancının başlarına geçmesini memnuniyyetle telâkkı ederek esarete doğru giderler. Daha sonra da (.......) diyorlar ki, kendi içlerinden bir ferde ittibaî kabul etmiyorlar, fakat bir cem'iyyet olsa tâbi' olabileceklerini ifade etmiş bulunuyorlar. Onun için olmalı ki, içlerinde: (.......) mantuku vakı' olmuştu. Halbuki hakikatte bir cem'iyyetin teşekkül edebilmesi ve vahidin riyaseti tahtinde vahdet kanununa tâbi'dir. Lâkin onlar kendilerinden bir beşere tebeiyyeti istemiyorlar da diyorlar ki, (.......) her halde biz o vakıt muhakkak bir şaşkınlık ve çılgınlık içinde kalmış oluruz, yâhud o surette yolumuzu gaib etmiş ve ateşler içine düşmüş bulunuruz. Salih aleyhisselâm onlara Allah’ın emrini dinlemedikleri takdirde dalâl içinde kalıp ateşlere yanacaklarını söylediği için onlar da böyle reddediyorlar.

Ya'ni asıl sana uyarsak şaşkınlık etmiş ve ateşlere düşmüş oluruz diyorlar.

24 ﴿