19

Salmış iki deryayı demâdem çatışırlar.

İki denizi mercetti - burada merc müteaddîdir (.......) ma'nasındandır ki, salıverdi demektir. Bu da esas itibariyle karıştırmak ma'nasına müteferrı' ise de ayrıca bir isti'maldir. Bu iki deniz hakkında misal olmak üzere muhtelif vecihler söylemişlerdir.

Evvelâ: Sûre-i Fürkanda geçen (.......) âyetine mutabık olmak üzere biri tatlı diğeri acı iki derya denilmiş, meselâ Şap denizinde Nil, Basra körfezinde Dicle munsabbında olduğu gibi satıhlarının telâkısi ile beraber birdenbire yekdiğerile imtizac etmeksizin bir haylı mesafe hassıyyetleri temadî eden büyük sularla temsil edilmiştir. Bunlar da iltika, bilfiıl temass mâ'nasına oluyor. İltika temas edecek vechile yakınlık ve mücaveret haline de hamlolunabilir. Ve bu surette acı denizin altında veya yakınında ahzı mevkı' eden su hazinelerine de muntabık olabilir.

İkincisi, ikisi de acı deniz olmak üzere bir zamanlar Bahri Farıs denilmiş olan Bahri muhîtı hindî ile Bahri Rûm denilmiş olan Akdeniz ile temsil edilmiştir ki, aralarındaki berzah Arabistan şibhiceziresi veya telâkı etmek üzere bulundukları Süveyş berzahıdır. Buna göre (.......) telâkı edeceklerdir ma'nasına da telâkkî edilebilir ve bu suretle Süveyş ileride açılacağını göstermiş (.......) âyeti de bu ikinci ma'naya akrebdir. Zira tatlı sudan inci ve mercan çıkması biraz te'vile mütevakkıftır.

Üçüncüsü, bahri sema, bahri arz denilmiştir ki, denizlerle bulutlar veya daha geniş bir ma'na murad olunabilir.

Dördüncüsü, Arzı etrafından muhît olan dış denizle arzın kıt'aları arasındaki iç deniz ki, bu iki deniz telâkı ederler, Arz aralarında bir berzah halinde kalır, taşıp da onu istilâ etmezler.

Beşincisi, «meşrıkayn ve mağribeyn» de dahi geçtiği üzere acı tatlı, iç dış, semavî ve arzî ve hattâ hakikat ve mecaz her iki nev'iyle deniz demek de olabilir ki, en umumî ma'nasıdır. Bu surette işarî ma'na olarak âlemi cismanî ile âlemi ruhanîye dahi şamil olabilir ki, aralarındaki berzah da hayal ve zılâl âlemi olmuş olur. (.......) iltika ederler. - Bu cümle ya istinafiyye veya haliyyedir, ya'ni kavuşurlar yâhud karşılaşırlar. Veyâhud öyle bir halde salmıştır ki, kavuşacaklar veya kavuşuyorlardır. Fakat

19 ﴿