20

Biliniz ki, Dünyâ hayât bir oyun, bir eğlence, bir süs ve aranızda bir tefahur ve mal-ü evladda bir çokluk yarışından ibarettir, bir yağmur temsili gibi ki, otu rençberleri imrendirmiştir, sonra heyecana gelir, bir de görürsün sararmıştır, sonra da olur bir çörçöp, âhırette ise şiddetli bir azâb bir de Allahdan bir mağfiret ve rıdvan vardır. Dünya hayât bir aldanış metâından başka bir şey değildir

Dünya hayat - yâni Âhıret kazancı için sarf edilmiyen, âlemi beka ni'metlerinin iktisabına vasıta kılınmıyan fâni hayat sırf çocukları aldatan ve yorgunluktan başka semeresi olmıyan şu hallerden ibarettir. (.......) bir oyun - heves edilir, uğraşılır, boğuşulur. Yense de yenilse de netice itibariyle hiçe müncerr olur. (.......) ve eğlence-insanı fâideli olan işinden, gücünden, vazifesinden alıkoyan, ve vaktını öldürmekten başka bir işe yaramıyan lehviyyat (.......) va süs - zatî bir şeref bahşetmiyen ve kadınlar, çocuklar gibi gafilleri aldatan gayimler kuşanımlar, ciciler biciler kabîlinden mücerred bir nümayiş (.......) ve aranızda bir tefahur - ben senden üstünüm, ben fülân oğluyum gibi bir öğünüş bir kurum. TEFAHUR, iftihar yarışı etmektir, Fahr-u iftihar ise kişinin kendinden harıc olan şeylere güvenib öğünmesidir. (.......) ve emval-ü evladda bir çokluk yarışı, bir gurur. - İşte sırf Dünya için yaşayanlara hayat bunlardan ibarettir. (.......) bir yağmur meseli gibi ki, (.......) otu küffarı imrendirmiştir. - Burada küffar, şer'an ma'ruf olan mânasiyle kâfirler demek dahi olabilir ise de İbn-i Mes'ud radıyallahü anh Hazretlerinden merviy olduğu üzere çiftci rençberler mânasına olması daha müreccahtır. Çünkü küfür, asıl lügat ma'nasında örtmek demek olduğu ve çiftçiler tohumu toprağa atıp örttükleri cihetle onlara da bu vasıf ıtlak edilir, otların bitmesi de hayvanat dolayısiyle en evvel onları hoşlandırır.

Ancak bu tabirin ıhtiyar buyurulması ma'lûm olan tevriyeden de halî olmaz, Âhırete inanmıyan kâfirlerin hoşlandığı da hayvanî bir hayat olduğuna işaret için bu ta'bir kullanılmış demektir. (.......) sonra heyecana gelir - çoşar, gürelir, yâhud kurumağa yüz tutar körelir (.......) bir de bakarsın onu sararmış görürsün (.......) sona bir hutam, bir çöp olur. - İşte Dünya hayatın temsîli budur (.......) şiddetli bir azâb var. - Dünya hayata inhimakin neticesi olur elîm bir acı. Onun için burada evvelâ azâb haber veriliyor (.......) bir de Allahdan bir mağfiret - bütün günahları örten, zahmetleri unutturan, künhü tasvire sığmıyan mağfiret (.......) ve bir rıdvan var - ki, her şeyden büyük, her zevkten üstün, Allah’ın rızasına irmek (.......) mısdakınca hem merzıy hem razıy olmak, o ebedî hoşnutluk, bütün saadetlerin a'zamı, bütün safaların ekmelidir. Bu ise dünya hayatı gaye edinmeyip Âhıret için çalışan mü'minlere mev'uddur. Görülüyor ki, şedid bir azâba mukabil iki şey zikrolunuyor: mağfiret ve rıdvan, bunda rahmetin galebesine bir tenbih vardır. Hasılı (.......) Dünya hayat, metaı gururdan başka bir şey değildir. - Bir meta'dır fakat bir aldanma metaıdır. Hoş gibi görünür lâkin neş'esi humar ile zevkı elem-ü hicran, azâbı niyran ile neticelenir. Ancak Sa’îd İbn-i Cübeyr Hazretlerinden merviy olduğu üzere metaı gurur olması, âhret talebinden alıkoyması cihetiyledir. Amma Allahü teâlânın rıdvanına ve Âhıret metalibine vesîle edinilmesi haysiyyetile ne güzel meta', ne güzel vesîledir. O halde insan olanlar Dünya hayatın geçici zevklerine kendilerini kaptırmayıp sonundaki o firak ile bir taraftan o şedid azâbı bir taraftan da o mağfiret ve rıdvanı düşünmeli de yalnız azâb korkusiyle değil o mağfiret ve rıdvana lâyık bir neş'e, bir aşk-u mahabbet ile Âhıret için çalışmalı, o büyük murada irmelidir.

Onun için Buyuruluyor ki,

20 ﴿