11Ey o bütün îman edenler! Sizlere meclislerde genişleyin denildiği vakıt genişleyiverin Allah da size genişlik versin, kalkın denildiği zaman da kalkıverin ki, Allah îman edenlerinizi yükseltsin, ılim verilenleri ise derecat ile, ve Allah her ne yaparsanız haberdardır. Ey o bütün îman edenler! Sizlere meclislerde, oturduğunuz yerlerde genişleyin denildiğinde genişleyiverin - ya'ni açılın, gelene yer verin denildiği zaman yer açın, ortalığı daraltmayın. İbn-i ebi Hatimin mukatil İbn-i Hibbandan tahricine göre Âlûsî bu âyetin sebeb-i nüzulünü şöyle nakleylemiştir: Hazret-i Peygamber sallâllahü aleyhi ve sellem Muhacirîn ve Ensar içinden Ehli Bedre ikram ederdi. Ehli bedirden bir takım zevat geldi ki, Sâbit İbn-i Kays İbn-i Şemmas da onlardandı, meclis ise daha evvel gelenler ile dolmuştu, Resulullahın müvacehesinde durdular, (.......) dediler, Resulullah da (.......) selâmlarını karşıladı, sonra meclistekilere selâm verdiler, onlar da selâm ile karşıladılar, bunun üzerine ayakta dikildiler, bir yer açılmasına muntazır oldular, kimse yer açmadı, onların ayakta kalmaları Resulullahı müteessir etti, etrafındakilerden ba'zılarına kalk ya fülân, ya fülân diye bir kaç kişiyi kaldırdı, onların da hoşlarına gitmediği yüzlerinden belli oldu. Münafıklar bunu lâkırdıya vesîle edindiler, yakınına oturanı kaldırıp da sonra geleni oturtması adalet değil dediler, işte bu âyet bu sebeble nâzil oldu. Hasen ve Yezid İbn-i ebi Habîb gibi ba'zıları ise Sahabe harb saflarında kıtal mevkı'lerinde kıskançlık eder sıkı dururlar, şehid olmak rağbetiyle ba'zısı ba'zısına yer açmazdı, bu âyet bu sebeble nâzil oldu. Demişlerdir. Ma'nanın buna da şumulü yok değil ise de ekseriyyet peygamberin meclisindeki izdiham dolayısiyle nâzil olduğunu söylemişlerdir. Hasılı her hangisi olursa olsun bulunduğunuz mecslislerde darlık yapmayın etrafınızdakilere sıkıntı vermeyin, genişleyin, açılın denildiği zaman ne suretle olursa olsun yer açın genişletin (.......) ki, Allah size genişlik versin (.......) kalkın yâhud yukarı geçin - denildiğinde de (.......) hemen kalkıverin (.......) ki, Allah içinizden îman edenleri, ya'ni hakikaten îmanlı olan ve bu emirlere de temiz yürekle îman eden mü'minleri yükseltsin - îman ile emre imtisallerinin mükâfatı olarak Dünyada muvaffakıyyet, güzel nam, âhırette Cennet köşklerinde makam ile rif'at versin (.......) nefisleri ılme verilmiş olan zatları da derecat ile yükseltsin - bilhassa ılim ile meşgul ve mucebince âmil olan ulemayı da derecelerle daha yüksek makamlara geçirsin. Bu âyet ılmin fazıleti ve ulemanın rif'ati hakkındaki sarih delillerdendir. Bu babda bir çok eHadîs-i şerife de vardır. Ezcümle: İmamı A'zam Ebû Hanîfe Hazretlerinin Müsnedinde İbn-i Mes'ud radıyallahü anh Hazretlerinden rivayet eylediği şu hadîsi şerîf bu babda ne kadar mühimdir. Resuli Ekrem Sallallahü aleyhi vesellem buyurmuştur ki, (.......) Ya'ni Allahü teâlâ Kıyamet günü ulemayı cem' edip de buyuracak ki, Ben size sırf hayır murad ettiğim cihetle hikmetimi kalblerinize koydum, haydin Cennete gidin, çünkü sizden vakı' olan kusurlarınıza karşı size mağfiret buyurdum». Tirmizî, Ebû Davud, Darimî şu hadîsi merfuan Ebüdderda' radıyallahü anh Hazretlerinden rivayet etmişlerdir: (.......) Âlimin âbid üzerine fazlı Kamerin bedir gecesi sair kevakib üzerine fazlı gibidir. Yine Tirmizî Ebû Ümame radıyallahü anhten: Resulullah buyurdu ki, (.......) Âlimin âbid üzere fazlı benim ednanıza fazlım gibidir. Muhakkak ki, Allahü teâlâ azze ve cell ve Melâikesi ve Semavat ve Arz ahalîsi hattâ yuvasında karınca ve hattâ balıklar insanlara hayır öğretene salevat getirirler. Darimî Hazret-i Hasenden: Resulullah şöyle buyurmuştur: (.......) = Her kim islâmı ihya için ılim taleb ederken ölüm kendisine gelirse onunla Peygamberler arasında tek bir derece vardır.» Şu hadîsler de pek mühimdir. Deylemî Firdevste Ümmühanî radıyallahü anhadan: aleyhissalâtü Vesselâm buyurmuştur ki, (.......) = Ilim benim miyrasım ve benden evvelki Peygamberlerin miyrasıdır.» İbn-i Adiyy Hazret-i Ali radıyallahü anhten: (.......) = Ulema arzın ışıkları ve enbiyanın halifeleri ve benim varislerim ve enbiyanın varisleridirler.» İbnünnecar Hazret-i Enes radıyallahü anhten: (.......) = Ulema veresetül enbiyadır, ehli Sema onlara mahabbet eder ve öldükleri vakıt denizdeki balıklar Kıyamete kadar onlara istiğfar ederler.» Ahmed ibni Hanbel ve İbn-i Hibban, Ebüdderda' radıyallahü anhten (.......): = Her kim bir yola sülûk eder onda ılim taleb eylerse Allahü teâlâ onu Cennet yollarından bir yola sülûk ettirir ve Melekler talibi ılme kanadlarını gererler, san'atını hoşlandıkları için. Ve ulema veresetülenbiyadır, ve Enbiya ne dinar ve dirhem miyras bırakmadılar ancak ılim miyras bıraktılar. Şu halde onu alan çok bir nasîb almış olur.» İbnünneccar Enes radıyallahü anhten: (.......) = Ulema kumandanlar, müttekıler efendiler ve onlarla oturmak kârdır.» Hatib, İbn-i Ömer radıyallahü anhümadan (.......): Ulemanın mürekkebi şühedanın kaniyle tartıldı da ondan ağır geldi.». Taberanî Evsatta Ebû Hüreyre radıyallahü anhten: (.......) Ilmi öğrenin ve ılm için sekînet ve vekar da öğrenin ve kendisinden ılim öğreneceğiniz kimseye tevazu' edin.» Deylemî Firdevste Hazret-i Aliy radıyallahü anhten: (.......) = Kendisiyle intifa' olunan âlim bin âbidden hayırlıdır.» İbn-i Adiy, Hatîb, İbn-i Asakir, Ebüdderda' radıyallahü anhten: (.......) Öğrenmek istediğinizi öğrenin fakat bildiğinizle amel etmedikçe ılmin size hiç menfeati olmaz.» Ebülhasen İbn-i Ahzemi Medinî, Emalîsinde Hazret-i Enes radıyallahü anhten: (.......) Ilimden istediğinizi öğrenin fakat amel etmedikçe ılim toplamakla me'cur olmazsınız vallahi.» Ahmed İbn-i Hambel, Buharî, Müslim Hazret-i Muaviyeden, yine Ahmed ibni Hanbel ve Tirmizî İbn-i Abbastan ve İbn-i Mace Ebû Hüreyreden radıyallahü anhüm: (.......) Her kime Allah hayır murad ederse onu dinde fakıh eder.» Taberanî İbn-i Ömerden radıyallahü anhüma: (.......) Ibadetin efdali fıkıhtır, dinin efdali vera'dır.». Hatîb, Cabirden radıyallahü anh: (.......) Ulemaya ikram ediniz. Çünkü onlar Enbiyanın varisleridirler, onun için her kim onlara ikram ederse Allah ve Resulüne ikram etmiş olur.» Rafiî, Behz İbn-i hakîmden, O babasından, dedesinden: (.......) ulemayı istıkbal eden beni istıkbal etmiş olur, ulemayı ziyaret eden beni ziyaret etmiş olur, ulema meclisinde bulunan benim meclisimde bulunmuş olur, benim meclisimde bulunan da sanki Rabbımın meclisinde bulunmuş gibi olur.» Deylemî İbn-i Mes'uddan ve Ebû Hüreyreden radıyallahü anhüma: (.......) = ılim refi' olunmazdan evvel ılmi öğrenin çünkü her biriniz yanındakine ne zaman muhtac olacağını bilmez.» Ahmed, Darimî, Taberanî ve Ebüşşeyh tefsirinde ve İbn-i Merduye Ebi Umameden radıyallahü anh: (.......)= ey nas ılim kabz olunmazdan evvel, ılim ref' olunmazdan evvel ılimden nasîb alın, denildi ki, Ya Resulallah Kur’ân bizim aramızda iken ılim nasıl ref' olunur? Buyurduki: hay seni anan yitirsin: işte Yehûd ve Nesarâ, aralarında kitablar var, Fakat Peygamberlerinin getirdiğinden bir harfe tutunmaz olmuşlardır. Haberiniz olsun ki, ılmin gitmesi cümlesinin gitmesidir, ılmin gitmesi cümlesinin gitmesidir. Ilmin gitmesi cümlesinin gitmesidir.» Ahmed ibni Hanbel, Buharî, Müslim, Nesâî , İbn-i mâce, İbn-i Ömerden radıyallahü anhüma (.......) Allahü teâlâ ılmi kullardan nez' ederek soymak suretiyle kabzetmek velakin ülemayı kabz ile ılmi kabz eder, hiç bir âlim bırakmayınca da nas bir takım cahil başlar edinirler, onlara sorulur, onlar da ılimsiz fetva verirler hem doğru yoldan saparlar hem de saptırırlar.» Ebû Nüaym ve Deylemî Ebû Hüreyreden radıyallahü anh: (.......) ahir zamanda bir kavm çıkar, cahiller başlara geçerek nasa fetva verirler hem dâll hem mudıll olurlar.» İbn-i Neccar Ebû Hüreyreden radıyallahü anh: (.......) kötü âlimler Kıyamet günü getirilir, Cehennem ateşine atılır, her biri Cehennemde bir casaba ile değirmen döndüren merkeb gibi döner dolaşır, ona: vay sana biz seninle yolumuzu düzeltmiştik bu halin ne? Denilir, derki: ben sizi nehyettiğim şeyleri tutmaz, hılâfını yapardım.» Deylemî firdevste İbn-i Abbastan radıyallahü anhüma: (.......) dinîn afeti üçtür: fakîhi facir, İmamı câir, müctehidi cahil» Askerî Hazret-i Ali radıyallahü anhten: (.......) Fukaha Peygamberlerin emînleridir Dünyaya dalmadıkları ve saltanat uyuntusu olmadıkları müddetçe, fakat onu yapdılarmı o zaman onlardan hazeredin». Ahmed ibni Hanbel Hazret-i Ömerden radıyallahü anh: (.......)= Ümmetimin aleyhine korktuğumun en korkuncu her bir dili bilgiç münafıktır.» Yine Ahmed İbn-i Hambel ve ebu Nüaym Hilyede Hazret-i Ömer radıyallahü anhten: (.......) = ümmetimin aleyhine korktuğumun en korkuncu ıdlâl edici imamlardır.». Taberanî İbn-i Mes'udden radıyallahü anh: her hangi bir adam kendisine Allahü teâlâ bir ılim vermiş de onu ketmetmiş ise Kıyamet günü Allah da ona ateşten bir gem vurur.» İbn-i asakir Ebû Hüreyreden radıyallahü anh: (.......) Kıyamet günü nâsın en ziyade azâb çekeceği o âlimdir ki, ona ılmiyle menfeat vermemiştir.» Tirmizî İbn-i Ömerden radıyallahü anhüma: (.......) Her kim ılmi Allah’ın gayrı için öğrenirse ateşten oturacağı yere hazırlansın». Ebuşşeyh, Ubade İbn-i Samit radıyallahü anhten: (.......) Ilim amelden hayırlıdır, dinin kıvamı ise vera' ve takvadır, ve Âlim az da olsa ılmiyle amel edendir.» İbn-i Lâl Mekârimi ahlâkta Hazret-i Aliden radıyallahü anh: (.......) Size tam fakıhı haber vereyim mi? Allah’ın rahmetinden nasın ümidini kesmiyen ve Allah’ın revhinden onları ye'se düşürmiyen ve Allah’ın mekrinden onları emîn kılmıyan ve masivaya rağbet için Kur’ân’ı bırakmıyan kimsedir, haberiniz olsun ki, ne tefakkuh olmıyan bir ıbadette ne de tedebbür bulunmıyan bir ılimde hayır yoktur.» Hatîb Elmüttefak Velmüfterakte Şeddad İbn-i Evsten radıyallahü anh: (.......) = Abd, Allah’ın zati hakkında halka ve herkesten ziyade kendi nefsine bugz etmedikçe tam bir fekahetle fakıh olmaz.» Velhasıl ılmin, ulemanın gerek fazıleti ve gerek âfatı hakkında hadîs kitablarında pek çok hadîsler vardır. Netekim Kenzülummalde yüzlercesine nakleder. Bütün bunlardan anlaşılan hulâsa ise, ılmin amelden başkaca haddi zatında bir fazl-ü meziyyeti bulunmakla beraber ındallah derecat ile yüksekliğe şayan olan ulema nefislerini ılme verip ılmiyle amel eden ulemadır. Onun için ulema, ılmiyle amel etmeli, mü'minler de ulemaya hurmet ve ikram eylemelidirler. Ulema, ılmin şerefini, mevzuunun şerefi, gayesinin şerefi, mesailinin kuvveti ile mütenasib olmak üzere üç noktai nazardan derecata ayırmışlardır. Ahnef İbn-i Kays demiştir ki, ılm ile takviye edilmiyen ızzet, nihayet bir zillete münkalib olur. (.......) ve Allah bütün amellerinize habîrdir. - Ona göre mükâfat veya mücazat edecektir. Bu tezyil, ılimden matlûb amel olduğunu ıhtar ve ılme hurmet etmiyenleri inzardır. |
﴾ 11 ﴿