4Ya rabbena! Biz ancak sana tevekkül kıldık ve sana gönül verdik ve bütün gidiş sanadır. Şirk ve küfürden teberra ile mahabbet ve buğzun sırf Allah için olması, îmanı tevhidin en mühim esaslarından olduğunu anlatan bu kıssa fîsebilillah mücahede için huruc eden mü'minlere bervechi balâ verilen ta'limatı tevsîk ve te'kid için mazıden alınacak ıbretlerin, misâllerin en güzeli olmak üzere kasrı ifade eder bir surette iyrad buyurulmuştur. Sûre-i Nahlin âhirinde bak. Hemzenin zammiyle ve kesriyle (.......) aslında ıktida ve imtisal ma'nasına masdar olup ıktida olunmak hakkı olan haslete de şahsın kendisine de ıtlak olunur ki, nümunei imtisal, şâhid, örnek demek olur. Şahıs murad olunduğu zaman (.......) gibi tecrid kabîlinden olup «lirada iki dirhem bir denk altın var» demeğe benzerse de haslet murad olunduğu surette zarfiyyet, mevsufun sıfatına mahalliyyeti kabîlinden olur ki, burada böyledir (.......) nin haberi olduğu için takdimi kasr ifade ile (.......) mazmununu anlatır. Hazret-i İbrahim, bidayeten yalnız olmak ı'tibariyle (.......) dan murad (.......) buyurulduğu üzere onun isrince giden Peygamberler olabilirse de sonradan kendisine iltihak eden mü'minler veya hepsi olması da melhuzdur. Mâzıyde tarihte geçmiş nice devletler, milletler, cem'iyyetler, kavimler varsa da bütün inkılâbatı beşer içinde îmanı tevhid ile ahlâk temizliği, sadakat ve şecaat ile cihad ve icrayı hakk-u adalete ıkdam hasleti noktai nazarından en güzel örnek ebül'enbiya olan ve kelimei tevhid ile hanifliği zürriyyetine mîras bırakmış ve bu sayede Arabi müsta'ribe olan İsmail evlâdına istikbal için mümtaz bir inkişaf mebdei uyandırmış bulunan Hazret-i İbrahim ile peyrevlerinde vuku'a geldiği anlatılmış (.......) ancak İbrahimin babasına olan şu sözü örnek tutmaktan müstesna kılmıştır-ki, o söz Sûre-i Meryemde de (.......) kavliyle geçtiği üzere babasına (.......) her halde senin için mağfiret istiyeceğim, maamafih Allah’a senin hakkında başka bir şeye gücüm yetmez, ya'ni istiğfardan başka bir şey elimden gelmez diye va'detmesidir ki, İbrahim aleyhisselâm bu va'dini Sûre-i Şuarada geçtiği üzere (.......) duâsiyle iyfa etmiş, bununla beraber Sûre-i Beraede geçen (.......) âyetinden anlaşıldığı vechile babasının bir Allah düşmanı olduğu kendisince tebeyyün ettikten sonra ondan teberrî etmiş idi. Zira (.......) âyetleri mucebince Allahü teâlâ şirke mağfiret buyurmaz bundan da anlaşılır ki, Allah düşmanı müşriktir. Allahü teâlâ insana valideyni hakkında ihsan tavsıye etmiş olmakla beraber şirke asla mağfiret etmiyeceğinden Sûre-i Lokmanda da (.......) buyurulduğu vechile şirke sevkeden ebeveyne bile itaat etmeyip Dünyada ma'ruf ile musahabet etmeği emrederek ta'atı ma'ruf, ya'ni meşru' ile takyid buyurmuştu. Bu suretle Allah’a ısyan mahiyyetinde olan hususatta tâat caiz olmadığı ve böyle kabul olunmıyacağı, ma'lûm olan duâya âmin denmiyeceği cihetle Hazret-i İbrahimin sonradan teberrî etmiş olduğu o sözü de örnek tutmaktan istisna edilmiştir. (.......) İbrahim ve maıyyeti kıssasının mücahededeki hallerini beyan için istiynaf, yâhud (.......) takdiriyle evvelki (.......) ya atıf sebkindedir. Kıssanın hıssasının hasılı olmak üzere (.......) böyle deyin» ma'nası da anlaşıla bilmek için kavil ve atıf hezf olunmuştur. |
﴾ 4 ﴿