8

Allah sizi din hakkında size kıtal yapmıyan ve sizi yurdlarınızdan çıkarmıyan kimselerden, onlara iyilik etmeniz ve kendilerine adalet yapmanızdan nehyetmez, çünkü Allah adalet yapanları sever

Allah sizi şunlardan nehyetmez: (.......) size dinde kıtal yapmıyanlar - kendileri hangi din ve milletten olurlarsa olsunlar size dininiz hakkında, dininizin hukukuna, ahkâmına dokunmak garazıyle harbetmiyen, sizi öldürmeğe kalkışmıyanlar (.......) ve sizi diyarınızdan çıkarmıyanlar - ya'ni gerek mübaşeret ve gerek müzaheret suretiyle olsun bu iki sıfattan hiç birisiyle muttasıf olmıyan, size ne din harbi ne de vatan harbi yapmıyanlar, çünkü bundan sonraki âyette (.......) kaydi karînesiyle burada da (.......) ma'nası murad olduğu anlaşılır. İşte (.......) bunlara iyilik ve adalet yapmanızdan Allah sizi nehyetmez (.......) çünkü Allah kime olursa olsun adalet yapanları sever. - Bunun hilâfına olan düşmanlara adavet etmek de adaleti ilâhiyyenin ıktizasıdır (.......),(.......) den bedeli iştimaldir. Bu âyetin sebeb-i nüzulünde bir kaç rivayet vardır. Ezcümle Hazret-i Ebî Bekrin kızı, Hazret-i Zübeyrin zevcesi Esma zatünnitakaynden (.......) rivayet olunduğuna göre demiştir ki, Resulullah muahid bulundukları sıra müşrike olarak Kureyşin ahdinde bulunan validem bena rağbetle gelmişti, ona sıla ve iltifat edeyim mi diye Resulullaha sordum, Allahü teâlâ bu âyeti indirdi, Resulullah da bana buyurdu ki, (.......) evet ona sıla et, ya'ni alâkadar ol, iltifat ve ihsan eyle» (.......) Esmanın validesi Kuteyle binti Abdiluzza, Hazret-i Ebî Bekrin zevcesi iken Cahiliyyede tatlık etmiş idi. Bu rivayete göre bu âyet Hudeybiye musalehasından sonra ve Kureyşin o muahede ahkâmına tecavüz edip de Mekkenin fethini iktiza eden harekâta sebebiyyet vermelerinden mukaddem, ya'ni yukarıki âyetlerin nüzulünden evvel nâzil olmuş demek olur. Bu sebeble ba'zıları bu âyetin nisvan ve sıbyan hakkında olduğuna kail olmuş ise de ekser ulemanın dediği gibi bundan mutlaka ahdine riayetkâr olan muahideleri anlamak daha muvafıktır. Netekim Hasen ve Ebû Salih gibi ba'zıları da bu âyetin Resulullaha mukatele etmemek ve aleyhine muavenette bulunmamak üzere musaleha yapmış olan Huza'a ve Benî Haris gibi Kâ'b ve Kinane ve Müzeyne kabîleleri hakkında nâzil olduğunu rivayet eylemişlerdir. Ba'zıları da küffar içinde bulunup da hicret etmemiş veya edememiş olan mü'minler hakkında olduğunu söylemişler ise de bu tahsıs âyetin zâhirine de siyakına da muvafık değildir. Onun için cümhur (.......) mevsulünün sılası hayyizinde zikrolunan iki sıfat ile muttasıf küffar hakkında olmasına kail olmuşlardır ki, zimmî, müste'min, kat'ı münasebet edilmemiş olan muahid, musalihlerin hepsine şamil olur. Mü'minler bunların hiç birine birr-ü adaletle muameleden menhiy değillerdir. Tirmizînin rivayeti hılâfına olarak bu âyetler denildiği gibi daha evvel nâzil olmuş olsa dahi tertibde buraya konulması baştaki birinci âyetin tefsiri mesâbesinde bir siyak ifade etmekte bulunduğu cihetle hepsi beraber nâzil olmuş gibi bir insicam arzetmekte ve Mekkelilerin Huzaaya tecavüzleri sebebiyle kat'ı münasebet emri verildiği bu sırada diğer muahidlerle münasebetin ıhlâl edilmemesi noktai nazarından da bir siyaset hikmetini ihtiva eden bu âyetin mazmunu fi'len muharib veya muhariblere muzahir olmıyanların hangi milletten olursa olsun hepsine şamil olmak lâzım gelir. İbn-i Cerîri Taberî de bu ta'mimi tasrih eylemiştir. Şu fırka da bunu iş'ar eyler

8 ﴿