33İşte böyledir azâb, ve elbette Âhıret azâbı daha büyüktür, fakat bilselerdi (.......) İşte böyledir azâb - bilenleri, bilmek anlamak kabiliyyetinde olanları böyle Dünyada uyandırır, yola getirir, hakka teslim ettirir, daha büyük tehlükeden korunmasına ve daha büyük hayra irmesine sebeb olur. Allahü teâlânın belâ vermesinin, acı azâb ile cezalandırmasının hikmeti de budur. (.......) ve elbette azâbı daha büyüktür. Mala değil canadır. Geçici değil ebedîdir. O bir kere başa geldikten sonra intibahın fâidesi olmaz. İntibah arttıkça onun şiddeti artar. O o kadar büyük ve şiddetlidir ki, içine düşen kurtulmaz. Onun fâidei intibahiyyesi Dünya azâbı gibi fi'len içine düşülmesinde değil, içine düşülmezden evvel bilinmesinde, uzaktan bilinip Dünyada iken korunulmasındadır. Evet, ikisi de muhakkak bir intibah faydasını haiz, vukuundan evvel ılm-ü îman ile önüne geçilerek korunulabilmek hususunda müşterektirler. Dünya azâbıda bilfi'il vakı' olduktan sonra olmasın olmaz, bundan da korunmak ancak önceden bilinip mümkin olduğu kadar çaresine bakılarak sakınılmakla olur. Bununla beraber bu her ne olsa geçer, bu suretle ilerisi için tecribî bir ılm ile intibah faidesi bırakır. Lâkin Âhıret azâbı sondur, o tecribeye gelmez, artık bütün tecribeler onda tükenmiş neticesini vermiş bulunur. Bundan korunmak ba'delvuku' tecribe ile değil Sûre-i Mülkte geçtiği üzere sem-ü akl ile muhbire îman ve işidilen, görülen Dünya azâblarının acılığından bilmukayese cüz'îden küllîye giden bir temsîl ile bilinir. Onun için hem haber verilmiş hem temsîl yapılmıştır. - (.......) fakat bilselerdi - bunlara eskilerin masalları diyen ve kendilerine mal ve evlâdlarıyle belâ verilmiş olan o tekzibciler o Dünya azâbını gördükten sonra olsun bunu bilselerdi o cennet sahiblerinin cennetlerinden mahrum olduktan sonra evsatlarının kadrini bildikleri, ihtarını dinledikleri gibi Peygamberin tebliğ ettiği âyetler dinlerler, o fena huylardan vaz geçerler îmana gelir, bütün rağbetlerini Allah’a çevirerek o büyük Âhıret azâbından korunmağa çalışırlardı. O ashabı Cennetin daha sonları ne olduğuna gelince, Katadeden suâl edildiğinde bana zor bir şey teklif ettin demiş, ya'ni o cihet âyette musarrah değil, gayibdir bilmem demek istemiş. Mücahidden ise: tevbe ettiler Allah da kendilerine daha hayırlısını verdi diye menkuldür. İbn-i Mes'ud radıyallahü anh Hazretlerinden de şöyle rivayet edilmiştir: bana böyle bâliğ oldu ki, onlar ıhlâs ettiler, Allahü teâlâ da onların sıdkına mükâfat buyurdu da ona bedel bir Cennet verdi ki, ona «El'hayevan» denilir. Onda öyle bir üzüm olur ki, bir salkımını bir katır götürür (.......) âyeti düşünülürse mahzı hayat demek olan «elhayevan» dari Âhıretin ismi olduğu anlaşılır. Şu halde o rivayetin ma'nâsı onlara sonraki ıhlâslarına mükabil Allah hayatı ebediyye olan Âhıret Cennetini verdi demek olur. Ve bunlara «elif lâm» ile (.......) ta'bir edilmesinin sebebi de bu hüsni hatimeleri olmak gerektir. Mâdem ki, onların sonu ancak Allah’a rağbetle neticelenmiştir. O halde şu gelen âyet onların da akıbetlerine işareti ihtiva eder: (.......) |
﴾ 33 ﴿